YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6584
KARAR NO : 2023/3802
KARAR TARİHİ : 10.10.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/1903 E., 2018/2062 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı 21.11.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek suçundan hakkında hiçbir delil yokken 18.07.2016-06.09.2017 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu kaldıktan sonra Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek suçundan tahliye edilerek hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğinden haksız tutuklama, arama ve el koyma işlemleri nedeniyle uğradığı manevi zararlarının tazmini için 135.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 25.12.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığını, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, davacının kendi kusurlu hareketleri sonucu tutuklanmasına sebep olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
3.Tokat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.02.2018 tarihli ve 2017/293 Esas, 2018/43 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
4. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 06.11.2018 tarihli ve 2018/1903 Esas, 2018/2062 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.09.2021 tarih, 2018/105236 sayılı tebliğnamesi ile karara karşı başvurulan temyiz isteminin esastan reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacının temyiz istemi; haksız tutuklanması sebebiyle tazminat koşullarının oluştuğuna ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü:
Mahkeme gerekçesinde “Bilindiği üzere ülkemiz 15 Temmuz 2016 tarihinde akşam saatlerinde başlayan ve ülke yönetimini ele geçirmeyi amaçlayan bir darbe girişimiyle karşı karşıya kalmıştır.15 Temmuz 2016 tarihinde akşam saatinde yaşananlar bu girişimin tek kişi tarafından gerçekleştirilmediğini ve Türk milletinin göz bebeği olan Türk Silahlı Kuvvetleri ile de bir ilgisinin olmadığını, Türk Silahlı Kuvvetlerinin içerisinde bir grup tarafından gerçekleştirilmek istendiğini göstermiştir.O halde bu girişimde bulunanlar kimlerdir?Nasıl organize olmuşlardır? Bu girişimde bulunanların kim/kimler olduğu ve kim adına hareket ettiklerini tespit etmek için kafa yormaya gerek yoktur zira darbeyi çağrıştırır reklam filmleri, sahibi olduğu televizyon kanallarından darbeye zemin hazırlar nitelikte programlar yapılması, mensuplarının sürekli olarak bu yönde görüş açıklamaları, cemaat olarak organize olmalarına rağmen bir siyasi partiymiş gibi meşru hükümete muhalefet vb hususlar dikkate alındığında bu girişimin 15 Temmuz 2016 tarihinde silahlı yüzü ortaya çıkan Fetö terör örgütü tarafından yapıldığında kuşku bulunmamaktadır ve bu husus mahkememizce de bu şekilde kabul edilmiştir.15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilmek istenen darbe teşebbüsünün bastırılmasından sonra ülkemiz genelinde gerek darbe teşebbüsünü gerçekleştirenler ve gerekse bu örgüte üye olduğu tespit edilen kişiler açısından bir dizi soruşturma yürütülmüş ve akabinde davalar açılmıştır.Başlangıçta hakkında anayasal üzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan hakkında soruşturma yürütülen kişiler hakkında açılan davalarda suç vasfı silahlı terör örgütüne üye olmaya dönüştüğü gibi bunun aksi de her zaman mümkün olmaktadır.Bu kapsamda yürütülen bir soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya açılmış davada beraat kararı verilmedikçe hakkında soruşturma/kovuşturma yürütülen kişinin, dosya özelinde davacının, 5271 sayılı yasanın 142 vd. maddeleri gereğince tazminat isteminde dava şartı oluşmayacaktır.Davacı tarafından açılan dava 5271 sayılı Yasanın 142 vd. maddeleri gereğince açılmış tazminat davasıdır.Yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” denilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü:
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/8085 sayılı soruşturma dosyası üzerinden yürütülen soruşturma kapsamında davacının 18.07.2016 tarihinde Anayasal Düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve Türkiye Cumhuriyetini Hükumetini ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarından gözaltına alınıp 19.07.2016 tarihinde Anayasal Düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olmak suçlarından tutuklandığı, yürütülen soruşturma sırasında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan 06.09.2017 tarihinde tahliye edilerek davacı hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilerek silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan açılan davanın yapılan yargılaması sonucunda Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/166 Esas, 2021/264 sayılı kararıyla mahkumiyetine karar verildiği, kararın henüz kesinleşmediği UYAP’tan yapılan kontrol sonucu anlaşılmıştır.
Yukarıda izah edildiği üzere davacının aynı soruşturma kapsamında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olmak suçlarından aynı sorgu ile tutuklandığı, değişen suç vasfı nedeniyle Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan kovuşturmaya yer omadığına dair karar verilerek, silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan hakkında kamu davası açıldığı ve açılan davanın henüz derdest olduğu; dolayısıyla haksız tutuklama iddiasına yönelik tazminat isteme koşullarının bu aşamada oluşmadığı anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Davacının ölçüsüz arama ve haksız el koyma nedenlerine ilişkin olarak iddiasıyla ilgili olarak ise; manevi tazminat davaları kişilik hakkını koruyan, haksız tecavüzün doğurmuş olduğu olumsuz sonuçları, yani zararın giderilmesini, telafi edilmesini amaçlamaktadır. Manevi tazminat davası için, kişilik haklarının ihlal edilmesi özellikle sosyal ve duygusal kişilik değerlerinin ihlali ve hukuka aykırı bir fiilin bulunması gerekir. Yakalanan veya tutuklanan kimsenin gerek aile, gerekse iş çevresinde itibarının sarsılması, aile, çocuk ve yakınları için tutukevinde hasret çekilmesi, kişinin tutuklanması nedeniyle ruhi sıkıntılar çekmesi, cezaevi şartları, buralarda duyduğu acı ve ızdıraplar kişinin manevi zararının giderilmesini gerekli kılmaktadır. Tutuklanan kimseye verilecek manevi tazminatın tespitinde; tutukluluk süresi, kişinin sosyal ve ekonomik yeri, üzerine yüklenen ve ceza kovuşturmasına konu olan suçun nitelik ve kapsamı göz önünde bulundurulmalıdır. Bu açıklamalar ışığında, yalnızca haksız yere yakalanan ya da tutuklanan kişinin çektiği acının karşılığı olarak manevi zarar ödenmesi gerektiği el koyma nedeniyle manevi tazminat şartlarının oluşmayacağı, yine 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde düzenlemeye göre aramanın ölçüsüz şekilde gerçekleştirilmesi halinde ancak tazminat talep edilebileceği, davacı hakkında uygulanan arama tedbirinin ölçüsüz olarak gerçekleştirildiğine dair bir iddia bulunmadığı gibi bundan kaynaklı bir zarar da ileri sürülmemiş olup yine bu zarar ancak maddi zarar olabileceğinden, bu konuda koşulları oluşmayan tazminat davasının reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş, mahkeme kararı sonucu itibariyle doğru olduğundan bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 06.11.2018 tarihli ve 2018/1903 Esas, 2018/2062 Karar sayılı kararında davacı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Tokat 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.10.2023 tarihinde karar verildi.