Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2022/2030 E. 2023/3538 K. 02.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/2030
KARAR NO : 2023/3538
KARAR TARİHİ : 02.10.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/14 E., 2021/383 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Davacı hakkında dairemizce verilen bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Davacı 18.12.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek suçundan 12.01.2011 tarihinde tutuklandığını, 03.08.2012 tarihinde tahliye edildiğini, yapılan yargılama sonucunda beraat ettiğini, bu yargılama dışında Türkiye Cumhuriyeti icra vekilleri heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs suçundan da hakkında yargılama yapıldığını, psikolojisinin bozulduğundan dolayı istifa etmek zorunda kaldığını, avukat masrafının bulunduğunu, eşinin ceza evi ziyaret masraflarını, istifa etmesi nedeniyle maaş kaybından doğan zararlarının maddi tazminat olarak verilmesi gerektiğini, bu nedenle haksız tutuklama ve yargılama nedeniyle 915.625,40 TL maddi ve 1.115.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.

2.Davalı vekili 18.01.2016 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılıp açılmadığının araştırılması gerektiğini, davacının tazminata esas dosyada ödediği vekalet ücreti ve benzeri zararlarının Yargıtay içtihatları gereği tazminat olarak ödenmemesi gerektiğini, davacı hakkında derdest dosya bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, talep edilen tazminat miktarının fazla olduğunu, öne sürmüştür.

3.Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.05.2016 tarihli ve 2015/505 Esas, 2016/256 Karar sayılı kararı ile; davanın kısmen kabulü ile 1.740,40 TL maddi, 250.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

4.Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.05.2016 tarihli ve 2015/505 Esas, 2016/256 Karar sayılı kararının davacı ve davalı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 14.12.2020 tarihli ve 2019/2003 Esas, 2020/7050 Karar sayılı kararı ile; Tazminat talebinin dayanağı olan ceza dosyasında davacı hakkında düzenlenen tutuklama ve tahliyeye ilişkin tüm tutanak, müzekkere ve belgelerin Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde aslı ya da onaylı örnekleri dosya içine alınarak, tutuklama müzekkeresinin infaz edilip edilmediği, infaz edilmiş olması halinde infaz tarihleri ilgili ceza infaz kurumundan sorularak infaz edilen tutukluluk süresinin tereddüde mahal vermeyecek şekilde tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi, kabule ve uygulamaya göre de; davacının eşinin cezaevi ziyaretleri için yaptığı yol masraflarının 5271 sayılı Kanunun 141 ve devamı maddelerine göre belirlenmesi gereken maddi zarar kapsamında değerlendirilemeyeceğinin dikkate alınmaması, manevi tazminatın fazla olduğundan bahisle davalı vekilinin ve davacının temyiz itirazlarının kabulü ile bozulmasına karar verilmiştir.

5.Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.12.2021 tarihli ve 2021/14 Esas, 2021/383 Karar sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak maddi tazminat talebinin reddine, 125.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

6.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığın 11.04.2022 tarihli tebliğnamesi ile davalı vekilinin ve davacının temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması talep edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Davacının temyiz istemi;
Davalı vekilinin temyiz taleplerinin yerinde olmadığına, hükmedilen manevi tazminat miktarının eksik olduğuna, özlük haklarından kaynaklanan kayıplarının verilmesi gerektiğine, ilişkindir.

B.Davalı vekilinin temyiz istemi;
Hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğuna, reddedilen kısım yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine, ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Tazminat talebinin esasını oluşturan İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/155 Esas, 2015/359 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 12.01.2011 – 03.08.2012 tarihleri arasında gözaltı ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 19.11.2015 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanunun 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı, davacının tazminata esas dosyada ödemek zorunda kaldığı vekalet ücreti, istifa etmesi nedeniyle oluşan zararlar ceza evi ziyaret masrafları ve benzeri zararların Yargıtay içtihatları nedeniyle tazminat kapsamında bulunmadığından bu taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenerek maddi tazminat talebinin reddine, 125.000,00 TL manevi tazminata tutuklama tarihinden faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin esasını oluşturan İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/155 Esas, 2015/359 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 12.01.2011 – 03.08.2012 tarihleri arasında gözaltı ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 19.11.2015 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanunun 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

A.Davacının temyiz istemi;
1.Maddi tazminatı talebi yönünden;
Özlük haklarından kaynaklanan kayıplarının 5271 sayılı Kanun’un 141 inci ve devamı maddeleri gereğince hesaplanması gereken maddi zarar kapsamında olmadığından bu hususlara ilişkin olarak maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.Hükmedilen manevi tazminatın eksik olduğuna yönelik temyiz talebi yönünden;
Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir.

Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır.

Dairemizin yerleşik kararlarında da vurguladığı üzere, nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespit edildiğinden hükmedilen manevi tazminatın eksik olduğuna dair temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

B.Davalı vekilinin temyiz istemi;
1.Hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğuna yönelik temyiz talebi yönünden;
Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir.

Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır.

Dairemizin yerleşik kararlarında da vurguladığı üzere, nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespit edildiğinden hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğuna dair temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

2. Davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine yönelik temyiz talebi yönünden;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2 Esas, 63 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmolunabileceğinden, davanın kısmen kabulü halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünün açıklanan nedenle Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.12.2021 tarihli ve 2021/14 Esas, 2021/383 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekili ve davacı tarafından öne sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesi neticesinde herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.10.2023 tarihinde karar verildi.