YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16828
KARAR NO : 2012/11019
KARAR TARİHİ : 26.04.2012
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Taksirle ölüme sebeb olmak suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda, Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 20/12/2010 tarihli ve 2009/5893 soruşturma, 2010/7055 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karsı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesi başkanınca verilen 2011/159 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;
Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesi Başkanınca verilen 2011/159 değişik iş sayılı kararındaki tarih ve hâkimin imza eksikliğinin kanun yararına bozma sonrası mahallinde tamamlanabileceği değerlendirilerek yapılan incelemede,
Dosya kapsamına göre, Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığının 164/05 nolu ön inceleme raporunda Bebek Bölme’nin tedavisini yürüten ve ölüm kararını veren çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı Dr. …’nin adı geçen bebeğin takip ve resusitasyonunda kusurlu bulunduğunun belirtildiği, Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı Birinci İhtisas Kurulunun 18/08/2010 tarihli ve B.03.1.ATK.0.06.00.01-101.01.02.-2012010/26.02.2010/13291/2829 sayılı raporunda ise, bebeğin ölümünün imtnatürite ve gelişen komplikasyonlardan ileri geldiği, 28/05/2009 tarihinde 570 gr ağırlığında 25 cm boyunda 1. ve 5. dk. Apgar 4 ve 7 olarak doğduğu, yapılan tedaviler sonucu 29/05/2009 tarihinde öldüğü ve uygulanan resusitasyona yanıt alınmadığı, exkus kabul edildiği ve ikinci kez bir başka çocuk doktoru tarafından da değerlendirilerek öldüğünün teyit edilmesinin tıbben uygun olduğu, literatürde Lazeris Fenomeni olarak bilinen, ölüm kararı verilen ancak daha sonra canlılık belirtileri gösteren hastalar olduğu tıbben bilinmekte olup bebekte gelişen bu durumun da Lazeris Fenomeni olduğu, ayrıca immatür-viabilite sınırında doğan bebeklerde ölüm riski çok yüksek olduğu da dikkate alındığında uygulamaların tıbben doğru olduğunun belirtildiği, dolayısıyla raporlar arasında farklılık bulunduğunun anlaşılması karşısında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 173/3 maddesi gereğince soruşturmanın genişletilerek, yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması, ortaya çıkacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararına yapılan itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinen bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 21/11/2011 gün ve 2011/14530/58968 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.01.2012 gün ve 2012/16828 sayılı tebliğnamesi ile Daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma istemi incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/159 D. iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309/3. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.