YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/17753
KARAR NO : 2022/13487
KARAR TARİHİ : 31.10.2022
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tahkim yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı … …’nce verilen başvurunun kabulüne dair karara karşı davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine … verilen tarafından verilen 08.04.2021 tarih, 2021/İHK-8443 sayılı itirazın kısmen kabulüne, başvurunun kısmen kabulüne dair kararın süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili; davalıya … poliçesi ile sigortalı aracın 12.10.2017 tarihinde karıştığı çift taraflı trafik kazasında davalı araçta yolcu olarak bulunan küçük davacının yaralanarak malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 16.10.2020 tarihli dilekçe ile talebini 250.786,17 TL’ye artırmıştır.
Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince; PMF yaşam tablosu ve progresif rant tekniği uygulanmak suretiyle düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda başvurunun kabulü ile 250.786,17 TL’nin 29.06.2020 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalı … şirketinden tahsiline karar verilmiş, davalı vekilinin karara itirazı üzerine, İtiraz Hakem Heyetince; %19 maluliyet oranı üzerinden, TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz uygulanmak suretiyle hesaplama yapılması gerektiği gerekçesiyle itirazının kabulü ile … kararının kaldırılarak başvurunun kısmen kabulü ile 198.933,74 TL’nin 29.06.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı … şirketinden tahsiline karar verilmiş; karara karşı davalı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Diğer temyiz itirazlarına gelince:
Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, 01/09/2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik’e, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik’e uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda, davacının maluliyet oranının belirlenmesi açısından düzenlenen ve Hakem Heyetince hükme esas alınan 14/11/2020 tarihli heyet raporunun üç adli tıp uzmanı tarafından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlendiği anlaşılmıştır. Kaza tarihi itibariyle Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik yürürlükte olup, anılan rapor hüküm kurmaya elverişli değildir. Davacı tarafından dosyaya sunulan Çukurova Üniversitesinden alınan 01/06/2020 tarihli raporun ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği ve %20 oranında iş göremez olduğu belirtilmişse de bu raporun da sürekli olup olmadığı anlaşılamamaktadır.
İtiraz Hakem Heyetince; davacının maluliyet oranının tespiti için davacının yerleşim yerine en yakın Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinden olay tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde, bizzat muayene olunmak suretiyle rapor alınarak, davacının kaza nedeniyle uğradığı sürekli çalışma gücü kaybı bulunup bulunmadığı ve varsa oranı konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak (davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.
2- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “tazminat belirlemesi” başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği belirtilmiş; “Tazminatın İndirilmesi” başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zarara razı olduğu veya kendisinin eylemi zararın doğmasına ya da zararın artmasına yardım ettiği ve zararı yapan kişinin durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, zarar ve ziyan tutarını indirebileceği veya zarar ve ziyanı hüküm altına almaktan vazgeçebileceği açıklanmıştır.
Yolcunun istiap haddi aşılarak seyahat etmesi sürüş ve trafik akışı kusurlarından olmayıp, tazminattan indirim sebebi olarak kabul edilecek hususlardandır. Dosyada bulunan olay yeri inceleme tutanağı ve poliçenin incelenmesinde, davalı aracın ford connect marka kamyonet cinsinde olduğu yer adedinin 4+1 olduğu ve araçta beşi çocuk dokuz yolcunun seyahat ettiği anlaşılmakla, meydana gelen olayda istiap haddinin aşıldığının kabulü gerekmektedir.
Bu durumda, … tarafından davalının bu yöndeki itirazı kabul edilerek %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken, bu hususun gözetilmemiş olması doğru görülmemiştir.
3- 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30.maddesinin (17) numaralı fıkrası ve 19/01/2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 6. maddesi ile adı geçen Yönetmeliğin 16. maddesine eklenen 13. Fıkra uyarınca tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 17.maddesi (2) numaralı fıkrasına göre de Sigorta Tahkim Komisyonları, vekalet ücretine hükmederken, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Tarifenin üçüncü kısmına göre nisbi avukatlık ücretine hükmedilen durumlarda da talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine tarifeye göre hesaplanan nisbi ücretin beşte birine hükmedilir.
Açıklanan nedenlerle; …’nce davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16.maddesinin (13) numaralı fıkrasının uygulanması gerektiği göz önüne alınarak AAÜT’nin 13. ve 17. maddesi gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile BOZULMASINA, ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 31.10.2022 gününde Başkan …’ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “tazminat belirlemesi” başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği belirtilmiş; “Tazminatın İndirilmesi” başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zarara razı olduğu veya kendisinin eylemi zararın doğmasına ya da zararın artmasına yardım ettiği ve zararı yapan kişinin durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, zarar ve ziyan tutarını indirebileceği veya zarar ve ziyanı hüküm altına almaktan vazgeçebileceği açıklanmıştır.
Somut olayda kazaya karışan … plaka sayılı ford connet marka kamyonette her ne kadar sürücü dahil toplam 10 kişi bulunuyor ise de, karara esas alınan bilirkişi raporuna göre … plaka sayılı kamyonet sürücüsünün şeride tecavüz etme ve dönemeçlere girerken, dönemeçli yollarda ilerlerken hızını azaltmama kuralını ihlalden %80 oranında kusurlu, tescilsiz motosiklet sürücüsünün ise ışıkların kullanılması ile ilgili kurallara uymama ve dönemeçlere girerken, dönemeçli yollarda ilerlerken hızını azaltmama kuralını ihlalden %20 oranında kusurlu bulunduğu, dolayısıyla olayın oluş şekline göre kazanın münhasıran istiap haddinin aşılmasından kaynaklanmadığı anlaşılmakla, istiap haddinden dolayı indirim yapılmamasının yerinde olduğu görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun istiap haddinin aşıldığı gerekçesiyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği şeklindeki (2) numaralı bozma bendi gerekçesine katılmıyorum.