Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/20319 E. 2022/17744 K. 26.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/20319
KARAR NO : 2022/17744
KARAR TARİHİ : 26.12.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Davacı … vekili Av. … tarafından, davalı … aleyhine 28/12/2020 tarihli dilekçe ile trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine Uyuşmazlık Hakemince yapılan inceleme sonucunda; davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekilinin başvurusu üzerine yapılan itiraz incelemesinde; İtiraz Hakem Heyetince davalının itirazının reddine dair verilen 16/06/2021 tarih ve 2021/İHK-18540 sayılı kararın davalı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmesi üzerine temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya incelendi, gereği görüşüldü.

K A R A R

Davacı vekili; 10/04/2013 tarihinde davalıya trafik sigortalı aracın, yaya olan davacıya çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının yaralanarak %9.3 oranında malul kaldığını, aracın asli ve tam kusurlu olduğunu, davalıya başvuru yapılmasına karşın herhangi bir dönüş yapılmadığını belirterek; belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kalmak kaydıyla 5.000,00 TL sürekli maluliyet tazminatının 22/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 09/03/2021 tarihli miktar artırım dilekçesiyle talebini 71.941,70 TL’ye artırmıştır.
Davalı vekili; zamanaşımı def’inde bulunduklarını, Erişkinler Yönetmeliğine uygun olmayan rapor geçerli olmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, aksi kanaat halinde bu yönetmeliğe uygun yeni bir rapor alınmasını talep ettiklerini, müterafik kusur indirimi yapılmasını, faiz türünün yerinde olmadığını, kusur tespiti gerektiğini belirterek, davanın usul ve esastan reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince; uzamış ceza zamanaşımı süresi içinde Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yapıldığından zamanaşımı def’inin yerinde olmadığı, kaza tespit tutanağına göre araç sürücüsünün kusurlu olduğu, aracın yoldan çıkarak bahçeye girmek suretiyle davacıya çarptığı, kazanın meydana gelmesinde davacının bir etkisi bulunmadığından kusur raporu alınmasına gerek görülmediği, maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe uygun olup hükme esas alındığı gerekçesiyle; davanın kabulü ile 71.941,79 TL sürekli maluliyet tazminatının 05/11/2020 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı davalının itirazı İtiraz Hakem Heyetince reddedilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, … kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve özellikle davalıya trafik sigortalı aracın direksiyon hakimiyetini kaybedip yoldan çıkarak davacının çapa yaptığı bahçe duvarını aşıp davacıya çarpması şeklindeki kazanın oluş şekline göre davalıya trafik sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının kusura yönelik temyiz itirazının reddine karar verilmiştir.
2-Davalının vekalet ücretine yönelik temyiz itirazına gelince;
Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına 10.152,42 TL vekalet ücretine hükmedilmiş; davalı vekilinin … nezdinde vekalet ücretine yönelik yapmış olduğu itirazı reddedilmiştir.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesinin (17) numaralı fıkrası ve 19/01/2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 6. maddesi ile adı geçen Yönetmeliğin 16. maddesine eklenen 13. fıkra uyarınca tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 17. maddesi (2) numaralı fıkrasına göre de Sigorta Tahkim Komisyonları, vekalet ücretine hükmederken, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Tarifenin üçüncü kısmına göre nispi avukatlık ücretine hükmedilen durumlarda da talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine tarifeye göre hesaplanan nispi ücretin beşte birine hükmedilir.
Açıklanan nedenlerle; …’nce davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16. maddesinin (13) numaralı fıkrasının uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT’nin 13. maddesi ve AAÜT’nin 17. maddesi gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine karar verilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki, belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, kararın 6100 sayılı HMK’nın 370. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı vekilinin kusura yönelik temyiz itirazının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazının kabulü ile … kararının hüküm kısmının 3. bendinde yer alan “10.152,42 TL” rakamı çıkartılarak yerine “4.080,00 TL” rakamının yazılmasına ve kararın bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 26.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.