YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9710
KARAR NO : 2022/16839
KARAR TARİHİ : 13.12.2022
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemes
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; uyulmasına karar verilen Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 2019/3479 Esas-2020/8663 Karar sayılı ve 17.01.2020 günlü kararı uyarınca kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, müvekkillerinin murislerinin 13.07.2012 tarihinde Samsun-Ankara karayolunun 24. km’sinde meydana gelen kazada hayatlarını kaybettiklerini, vefat eden müvekkil murislerinin kazaya karışan … plakalı araçta yolcu olarak bulunmakta olup vefat eden bir murisin de araçta sürücü iken onun kusuru olmaksızın kazanın meydana geldiğini, … plakalı aracın davalılardan … adına kayıtlı olup kazada vefat eden sürücü …’ın aşırı hızla seyredip şerit ihlali yapması neticesi kazanın meydana geldiğini, müvekkillerin tamamının yakınlarının kaybı nedeni ile ağır manevi zararlara uğradıklarını belirterek ferdi kaza koltuk sigortasına ilişkin tazminatların kaza tarihinden aksi halde en geç sigortaya müracaat tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Demir Sigorta A.Ş. manevi tazminatlar toplamının araç maliki davalı … ‘tan, … plakalı araç sürücüsü mirasçıları olan davalı … ve …’dan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, talep edilen destekten yoksun kalma tazminatlarının tamamının davalı … (poliçe limiti ile sınırlı olarak), davalı …den (poliçe limiti ile sınırlı olarak), davalı …’dan, davalı …’dan, davalı … ‘tan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen, KZMMS kapsamındaki …araçta oluşan maddi zararların davalı … ve Demir Sigorta dışındaki davalılar … Sigorta A.Ş. …, … ve …’tan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilleri, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, uyulmasına karar verilen Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 2019/3479 Esas-2020/8663 Karar sayılı ve 17.01.2020 günlü kararı, iddia, savunma ve toplanan kanıtlar ve alınan bilirkişi raporları doğrultusunda maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı … vekilinin mahkemeye sunduğu 07.03.2022 tarihli dilekçesi ile hükümde davacı müvekkili … yönünden hüküm kurulmadığını belirterek ek kararla HMK 304 maddesi uyarınca hüküm kurulmasının talep edilmesi üzerine mahkemece 22.04.2022 tarihli ek kararla davacının talebinin HMK 304 kapsamında yazı ve hesap hatası olmadığı, hükmün tamamlanmasının istendiği belirtilerek davacının hükmün tashihi talebinin reddine dair verilen ek karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde, dosyadaki yazılara, kanuna uygun gerektirici nedenlere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacılar vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı HMK’nın 297. maddesinde belirtilmiştir. Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi sebeple o içerik ve kasamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Dava arkadaşlığı; davacı taraf ya da davalı tarafta birden fazla kişi bulunması hali olup 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 57 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. İhtiyari dava arkadaşlığında; birden çok kişi, birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Her birinin davasının diğerinden bağımsız olması ve aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak birlikte dava açtıkları durumda esasen birden fazla dava olduğu aşikardır.
Yargılamaya hakim olan ilkelerden olan “taleple bağlılık ilkesi” 1086 sayılı HUMK’nın 74. maddesinde (6100 sayılı HMK m. 26) düzenlenmiş olup hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır ve ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.
Somut olayda, mahkemece davacılardan …’ın manevi tazminat talebi hakkında hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan bu durum karşısında, mahkemece davacıların ihtiyari dava arkadaşı oldukları ve herbiri için ayrı ayrı talepte bulundukları gözetildiğinde, HMK 297/2 maddesi uyarınca davacı …’ın manevi tazminat talepleri hakkında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde toplam miktardan her bir davacı lehine ne kadar tazminata hükmedildiği belirtilmeden, yazılı olduğu şekilde hatalı değerlendirme ile karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
3-Bozma ilamının neden ve şekline göre, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı … vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazının reddine (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 13.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.