Yargıtay Kararı Ceza Genel Kurulu 2021/84 E. 2023/345 K. 14.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : Ceza Genel Kurulu
ESAS NO : 2021/84
KARAR NO : 2023/345
KARAR TARİHİ : 14.06.2023

YARGITAY DAİRESİ : 4. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza
SAYISI : 510-415

I. HUKUKİ SÜREÇ
Müstehcenlik suçundan, sanık …’nun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 226/3-1. cümle, 52/1-4 ve 53/1. maddeleri uyarınca 6 yıl hapis ve 10.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye ve hak yoksunluğuna; sanıklar … ile …’nun ise 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatlerine ilişkin Bursa 12. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 21.10.2014 tarih ve 510-415 sayılı hükmün sanık … tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 18. Ceza Dairesince 09.05.2019 tarih ve 7228-8596 sayı ile;
“6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 20/2. maddesi gereğince, gerekçeli kararın Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yöntemince tebliğ edilmediği,
Anlaşıldığından, sanık …’nun temyiz davası isteği hakkında bir karar vermeye yer olmadığına ve dosyanın, tebliğ işlemi gerçekleştirildikten sonra verilmesi hâlinde temyiz dilekçesi de eklenip ek tebliğname düzenlenmesinden sonra Dairemize yollanılmak üzere, incelenmeksizin karar mahkemesine geri gönderilmesine,” karar verilmiştir.
Özel Dairenin geri çevirme kararı üzerine Yerel Mahkemece şikâyetçi … vekiline karar tebliğ edilmiş, bu kez tüm sanıklar hakkındaki hükümlerin, kamu davasına katılma talebinde bulunularak şikâyetçi … vekilince temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 18. Ceza Dairesince 18.06.2020 tarih, 13232-7693 sayı ve oy çokluğuyla;
“Suçtan zarar gören müşteki Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının CMK’nın 233 ve 234. maddeleri gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve diğer haklarını kullanabilmesi için duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği halde, usulen dava ve duruşmalar bildirilmeden, davaya katılma ve CMK’nın mağdur … katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,” başkaca yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Daire Üyesi …;
“Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı CMK’nın 237/2. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasında hüküm verilinceye kadar ilk derece mahkemesine bir dilekçe vermek veya katılma istemini içeren sözlü başvurunun tutanağa geçirilmesi suretiyle kamu davasına katılma olanağına sahip olduğu halde hüküm verilinceye kadar yönteme uygun kamu davasına katılmadığı veya katılma yönünde hiçbir irade beyanı olmadığı için Dairemizce temyiz yetkisi bulunmadığından Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının temyiz talebinin reddine karar verilmesi gerektiği,” görüşüyle karşı oy kullanmıştır.
II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 10.09.2020 tarih ve 92272 sayı ile;
“6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının her aşamada ilgili kamu davalarına katılma ve hükümleri temyiz etme hakkı olduğu tartışmasız kabul edilmektedir.
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 20/2. maddesi uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re’sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı CMK’nın 237/2. maddesine göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının hüküm altına alınması karşısında, Bakanlık vekilinin kanun muhakemesinde davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı kabul edilmelidir.
Uyuşmazlığa konu maddi olayda;
Sanıklar …, … ve … hakkında müstehcenlik suçundan açılan kamu davasında, kovuşturma aşamasında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının davaya katılma ve diğer haklarını kullanabilmesi için duruşmadan haberdar edilmesi zorunlu olmadığı,
Bu karar hukuki dayanak olarak Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararıyla,
5271 sayılı CMK’nın 237/2. maddesine göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağına ilişkin yasal düzenleme sonucunda,
Sanık … … ve … hakkında Bursa 12. Asliye Ceza Mahkemesinde açılan kamu davasına Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı yetkililerince, CMK’nın 237/2. maddesi kapsamında sanıklar koğuşturma aşamasında hüküm verilinceye kadar ilk derece mahkemesine bir dilekçe vermek veya katılma istemini içeren sözlü başvurunun tutanağa geçirilmesi suretiyle kamu davasına katılma olanağına sahip olduğu halde, hüküm verilinceye kadar yönteme uygun kamu davasına katılmadığı veya katılma yönünde hiçbir irade beyanında bulunmadığının, anlaşılması karşısında,
5271 sayılı CMK’nın 237/2. maddesi kapsamında temyiz yetkisi bulunmadığından Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının temyiz talebinin reddine karar verilmesi yerine temyiz yetkisi bulunduğu kabul edilerek bozma kararı verilmesine hukuka aykırı olduğu,” görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
CMK’nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 4. Ceza Dairesince 14.01.2021 tarih, 20034-873 sayı ve oy çokluğuyla itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU
Özel Daire çoğunluğuyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; Yerel Mahkemece şikâyetçi Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının CMK’nın 233. maddesi uyarınca duruşmaya çağrılmaması karşısında, Özel Dairece 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 20/2. maddesi uyarınca kamu davasına katılma hakkı bulunan şikâyetçi Bakanlığa gerekçeli kararın tebliğinin sağlanması için dosyanın Yerel Mahkemeye tevdi edilmesi üzerine, Yerel Mahkemece yapılan tebligat ile hükümden haberdar olan şikâyetçi Bakanlık vekili tarafından hükmün katılma talebinde bulunularak temyiz edilmesi durumunda, Özel Dairece temyiz aşamasında katılma kararı verilerek hükmün esastan incelenmesinin mümkün olup olmadığının, bu bağlamda şikâyetçi Bakanlığın sanıklar hakkında açılan kamu davasından haberdar edilmemek suretiyle kamu davasına katılma ve diğer haklarını kullanma imkânının kısıtlandığı gerekçesiyle hükmün bozulmasında isabet bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
IV. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
Sanıklar hakkında müstehcenlik suçundan TCK’nın 226/3-1. cümle ve 53/1. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açıldığı,
Yapılan yargılama sonucunda sanık …’nun mahkûmiyetine, sanıklar … ve …’nun ise beraatlerine karar verildiği,
Yerel Mahkemece Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına duruşma davetiyesi çıkarılmadığı,
Hükmün sanık … tarafından temyiz edildiği,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık …’nun temyizi ile sınırlı olarak tebliğname düzenlenip dosyanın Özel Daireye gönderildiği,
Özel Dairece yapılan inceleme sonucunda Yerel Mahkeme hükmünün şikâyetçi … vekiline tebliğ edilmesi gerektiği gerekçesiyle geri çevirme kararı verilerek dosyanın Yerel Mahkemeye gönderildiği, bu karar sonrasında gerekçeli kararın şikâyetçi … vekiline tebliğ edildiği, yapılan tebliğ üzerine sanıklar hakkında açılan kamu davasından ve hükümden haberdar olan şikâyetçi Bakanlık vekilince kamu davasına katılma talebi ile birlikte hükmün tüm sanıklar yönünden aleyhe olacak şekilde temyiz edildiği,
Anlaşılmaktadır.
V. GEREKÇE
A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
Uyuşmazlığın isabetli bir şekilde hukuki çözüme kavuşturulabilmesi için konuya ilişkin kanuni düzenlemelerin ve kavramların incelenmesinde yarar bulunmaktadır.
CMK’nın “Kamu davasına katılma” başlıklı 237. maddesi;
“(1) Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler.
(2) Kanun yolu muhakemesinde davaya katılma isteğinde bulunulamaz. Ancak, ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma istekleri, kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmişse incelenip karara bağlanır”,
“Katılma usulü” başlıklı 238. maddesi ise;
“(1) Katılma, kamu davasının açılmasından sonra mahkemeye dilekçe verilmesi veya katılma istemini içeren sözlü başvurunun duruşma tutanağına geçirilmesi suretiyle olur.
(2) Duruşma sırasında şikâyeti belirten ifade üzerine, suçtan zarar görenden davaya katılmak isteyip istemediği sorulur.
(3) Cumhuriyet savcısının, sanık … varsa müdafiinin dinlenmesinden sonra davaya katılma isteminin uygun olup olmadığına karar verilir.”
Şeklinde düzenlenmiştir.
CMK’nın 237. maddesinde, mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanların, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek davaya katılabilecekleri hüküm altına alınmış, ancak kanun yolu muhakemesinde bu hakkın kullanılamayacağı esası benimsenmiştir. Bununla birlikte, istisnai olarak ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma isteklerinin, kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmesi hâlinde inceleme merciince incelenip karara bağlanacağı kabul edilmiştir.
Bir tüzel kişinin kamu davasına katılabilmesi için ise, CMK’nın davaya katılmayı düzenleyen genel kural niteliğindeki 237. maddesinde belirtilen şartın gerçekleşmesi, başka bir deyişle suçtan doğrudan zarar görmüş olması veya herhangi bir kanunda, belirli bir tüzel kişinin bazı suçlardan açılan kamu davalarına katılmasını özel olarak düzenleyen bir hükmün bulunması gerekir. Örneğin 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun davaya katılmayı düzenleyen 18. maddesi uyarınca Gümrük İdaresinin, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca Maliye Bakanlığının, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 162. maddesi uyarınca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun usulüne uygun başvuruda bulunmaları hâlinde kamu davasına katılacakları açıkça hükme bağlanmıştır.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının katılma hakkına gelince;
6284 sayılı Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 2. maddesi;
“(1) Bu Kanunda yer alan;
a) Bakanlık: Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığını,

d) Şiddet: Kişinin, fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren, toplumsal, kamusal veya özel alanda meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranışı,

ifade eder”,
“Harçlar ve masraflardan, vergilerden muafiyet ve davaya katılma” başlıklı 20. maddesinin 2. fıkrası; “Bakanlık, gerekli görmesi hâlinde kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi dolayısıyla açılan idarî, cezaî, hukukî her tür davaya ve çekişmesiz yargıya katılabilir”,
“İhbar” başlıklı 7. maddesi;
“Şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesinin varlığı hâlinde herkes bu durumu resmi makam veya mercilere ihbar edebilir. İhbarı alan kamu görevlileri bu Kanun kapsamındaki görevlerini gecikmeksizin yerine getirmek ve uygulanması gereken diğer tedbirlere ilişkin olarak yetkilileri haberdar etmekle yükümlüdür.”,
“Şiddet önleme ve izleme merkezlerinin kurulması” başlıklı 14. maddesi;
“Bakanlık, gerekli uzman personelin görev yaptığı ve tercihen kadın personelin istihdam edildiği, şiddetin önlenmesi ile koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkin olarak uygulanmasına yönelik destek ve izleme hizmetlerinin verildiği, çalışmalarını yedi gün yirmidört saat esasına göre yürüten, çalışma usul ve esasları yönetmelikle belirlenen, şiddet önleme ve izleme merkezlerini kurar.
Kurulan merkezlerde şiddetin önlenmesi ile koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkin olarak uygulanmasına yönelik izleme çalışmaları yapılır ve destek hizmetleri verilir.”
Şeklinde düzenlenmiştir.
18.01.2013 tarihli ve 28532 sayılı 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanuna İlişkin Uygulama Yönetmeliği’nin “İhbar ve şikâyet” başlıklı 4. maddesinde;
“Kişinin, şiddete uğraması veya şiddete uğrama tehlikesi altında bulunması hâlinde herkes durumu yazılı, sözlü veya başka bir suretle ilgili makam ve mercilere ihbar edebilir. Şiddet veya şiddete uğrama tehlikesinden haberdar olan kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ise durumu derhal, şikâyet mercilerine bildirmek zorundadır.
Şiddet mağduru, şiddet veya şiddete uğrama tehlikesine maruz kalması hâlinde durumu şikâyet mercilerine yazılı, sözlü veya başka bir şekilde bildirebilir.
Şikâyet mercileri Kanun kapsamındaki görevlerini gecikmeksizin yerine getirmekle yükümlüdür.
Müdürlük veya ŞÖNİM’e yapılan şikâyet ve ihbarlar, bunlar tarafından olayın özelliğine göre, kolluğa, mülki amire, Cumhuriyet başsavcılığına veya hâkime gecikmeksizin bildirilir.
Sözlü yapılan şikâyet ve ihbarlar derhal tutanağa geçirilir.”,
“Yapılacak işlemler” başlıklı 5. maddesinde;
“Kolluk, kendisine yapılan ihbar veya şikâyet üzerine genel hükümler doğrultusunda gerekli işlemleri yapar. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Kanun kapsamında almış olduğu koruyucu ve önleyici tedbirleri onaylanmak üzere tedbirin niteliğine göre mülki amire veya hâkime sunar. Kolluk, kendisine intikal eden her olay hakkında gecikmeksizin en seri vasıtalarla ŞÖNİM’e bilgi verir.
Cumhuriyet başsavcılığı, yapılan ihbar ve şikâyet üzerine evrakın bir örneğini ivedilikle olayın niteliğine göre uygulanabilecek olan koruyucu veya önleyici tedbir hakkında karar verilmek üzere hâkime veya mülki amire gönderir.
Mülki amire yapılan ihbar veya şikâyet üzerine Kanunun 3 üncü maddesinde belirtilen koruyucu tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere karar verilebilir. Ayrıca mülki amir olayın niteliğine göre şikâyet veya ihbarı, kolluğa veya Cumhuriyet başsavcılığına bildirir.
Hâkim veya mülki amir tarafından verilen kararlar ivedilikle ŞÖNİM’e bildirilir.”,
“Rehberlik ve danışmanlık hizmeti” başlıklı 9. maddesinde;
“Korunan kişiye, kişinin psikolojik ve sosyo-ekonomik durumu değerlendirilerek, hakları, destek alabileceği kurumlar, meslek edindirme kurslarına katılmasına yönelik faaliyetlerde bulunmayı da kapsayacak şekilde iş bulma ve benzeri konularda gelişmesi ve uyum sağlaması, gerekli olan seçimleri, yorumları, planları yapması ve kararları vermesine yarayacak bilgi ve becerileri kazandırmak ve psikolojik destek sağlamak üzere ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile işbirliği içerisinde gerekli hizmetler verilir.
(2) Korunan kişinin hukuki rehberliğe ihtiyacı olması hâlinde 48 inci madde ile düzenlenen davalara müdahil olmayı da içeren gerekli destek ve danışmanlık hizmeti verilir.
(3) Bu hizmetlerin yerine getirilmesinde koordinasyon ŞÖNİM tarafından sağlanır.”,
“Davaya katılma” başlıklı 46. maddesinde;
“Bakanlık, gerekli görmesi hâlinde kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi dolayısıyla açılan ve herhangi bir şekilde haberdar olduğu idarî, cezaî, hukukî her tür davaya ve çekişmesiz yargıya müdahil olarak katılabilir.”
Biçiminde düzenlemeler mevcuttur.
CMK’nın “Suçun mağduru ile şikâyetçinin çağırılması” başlıklı 233. maddesinin 1. fıkrası; “Mağdur ile şikâyetçi, Cumhuriyet savcısı veya mahkeme başkanı veya hâkim tarafından çağrı kâğıdı ile çağırılıp dinlenir.” şeklinde düzenlenmiş olup bu hüküm uyarınca mağdur … şikâyetçinin, soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı, kovuşturma aşamasında ise mahkeme başkanı veya hâkim tarafından usulüne uygun olarak çağrılıp dinlenmesi gerekmektedir.
CMK’nın mağdur … şikâyetçinin haklarını düzenleyen “Mağdur ile şikâyetçinin hakları” başlıklı 234. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi;
“Kovuşturma evresinde;
1. Duruşmadan haberdar edilme,
2. Kamu davasına katılma,
3. Tutanak ve belgelerden örnek isteme,
4. Tanıkların davetini isteme,
5. Vekili bulunmaması halinde, cinsel saldırı suçu ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme,
6. Davaya katılmış olma koşuluyla davayı sonuçlandıran kararlara karşı kanun yollarına başvurma” şeklinde olup buna göre mağdur ile şikâyetçinin kovuşturma evresinde; duruşmadan haberdar edilme, kamu davasına katılma, tutanak ve belgelerden örnek isteme, tanıkların davetini isteme, vekili bulunmaması hâlinde, cinsel saldırı suçu ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme ve davaya katılmış olmak şartıyla davayı sonuçlandıran kararlara karşı kanun yollarına başvurma haklarının bulunduğu hüküm altına alınmıştır.
Anılan maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin açık düzenlemesinden de anlaşılacağı üzere, duruşmadan haberdar edilme kanun koyucu tarafından, mağdur … şikâyetçi için kovuşturma aşamasında kullanılabilecek bir hak olarak düzenlenmiştir. Buna göre, mağdur … şikâyetçiye veya vekillerine usulüne uygun tebliğ işlemi yapılmadan duruşmadan haberdar edilme hakkının kullandırıldığından bahsetmek mümkün değildir. CMK’nın 234. maddesi uyarınca bu hakkın kullandırılmaması kanuna aykırılık oluşturacaktır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 13.12.2019 tarihli ve 6-7 sayılı kararında; 6284 sayılı Kanun’un 20/2. maddesi uyarınca, bu Kanun kapsamına giren suçlarla ilgili olarak açılan ceza davalarında, kovuşturma evresinde mahkemesince; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının davadan haberdar edilmesinin zorunlu olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme
Sanıklar …, … ve … hakkında mağdure … (…) …’e karşı işledikleri iddia olunan eylemleri nedeniyle müstehcenlik suçundan yapılan yargılamada Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına herhangi bir bildirimde bulunulmadığı, sanık … hakkında mahkûmiyet, sanıklar … ve … hakkında ise beraat hükümleri verildiği, sanık …’nun, hakkındaki mahkûmiyet hükmünü temyiz etmesi üzerine Özel Dairece yapılan inceleme sonucunda Yerel Mahkeme hükmün şikâyetçi … vekiline tebliğ edilmesi gerektiği gerekçesiyle geri çevirme kararı verilerek dosyanın Yerel Mahkemeye gönderildiği, bu karar sonrasında gerekçeli kararın şikâyetçi … vekiline tebliğ edildiği, yapılan tebliğ üzerine sanıklar hakkında açılan kamu davasından ve hükümden haberdar olan şikâyetçi Bakanlık vekilince kamu davasına katılma talebi ile birlikte hükmün tüm sanıklar yönünden aleyhe olacak şekilde temyiz edildiği anlaşılan olayda;
CMK’nın 238. maddesinde öngörülen katılma usulüne ilişkin genel kurala üst derece mahkemeleri yönünden özel bir istisna oluşturan ve kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmesi koşulu ile ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma istekleriyle sınırlı olarak uygulanabilecek olan CMK’nın 237/2. maddesi ile 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanuna İlişkin Uygulama Yönetmeliği’nin; “…Şiddet veya şiddete uğrama tehlikesinden haberdar olan kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ise durumu derhal, şikâyet mercilerine bildirmek zorundadır.” şeklindeki 4. maddesinin birinci fıkrası, “Korunan kişinin hukuki rehberliğe ihtiyacı olması halinde 48 inci madde ile düzenlenen davalara müdahil olmayı da içeren gerekli destek ve danışmanlık hizmeti verilir.” hükmünü içeren 9. maddesinin ikinci fıkrası, “Bakanlık, gerekli görmesi hâlinde kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi dolayısıyla açılan ve herhangi bir şekilde haberdar olduğu idarî, cezaî, hukukî her tür davaya ve çekişmesiz yargıya müdahil olarak katılabilir.” düzenlemesine yer veren 46. maddesi ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 13.12.2019 tarihli ve 6-7 sayılı kovuşturma evresinde mahkemesince; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının davadan haberdar edilmesinin zorunlu olmadığı yönündeki kararı birlikte değerlendirildiğinde, temyiz aşamasında Özel Dairece, Bakanlığın kamu davasına katılmasına karar verilmesi ve hükmün esasını incelemesinin mümkün olmadığı ve bu bağlamda şikâyetçi Bakanlığın sanıklar hakkında açılan kamu davasından haberdar edilmemek suretiyle kamu davasına katılma ve diğer haklarını kullanma imkânının kısıtlandığı gerekçesiyle hükmün bozulmasında isabet bulunmadığı kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına ve dosyanın sanık …’nun temyiz itirazları göz önünde bulundurularak temyiz incelemesinin yapılması amacıyla Yargıtay 4. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan beş Ceza Genel Kurulu Üyesi; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2- Yargıtay (Kapatılan) 18. Ceza Dairesinin 18.06.2020 tarihli ve 13232-7693 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
3- Dava dosyasının, temyiz incelemesi yapılabilmesi amacıyla Yargıtay 4. Ceza Dairesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.06.2023 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.