YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/890
KARAR NO : 2022/16505
KARAR TARİHİ : 08.12.2022
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Şırnak Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki İlk Derece Mahkemesinde görülen rücuen tazminat davasında verilen davanın kabulüne ilişkin hüküm hakkında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine dair verilen kararın, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili; müvekkilinin davalı Şırnak İş Kurumu Müdürlüğü ile yapılan sözleşmeye dayalı olarak Toplum Yararına Çalışma Programı kapsamında ildeki okul ve kurumlarda çalıştırılan personelin ücret bordrosu ve sigorta ile ilgili iş ve işlemlerini yapacak nitelikli ve tecrübeli personel bulunmasına rağmen, bu işleri yürütmek üzere kurum dışından … adlı kişinin görevlendirildiğini, bu kişi tarafından muhtelif aylarda bordro yapılmadan ücret ödemelerinin gerçekleştirilmesi, gelir ve damga vergisi kesilen aylarda maliyeye yatırılmaması şeklinde yanlış uygulamalar yaptığını, Gelir Vergisi Kanununun 98. Maddesine istinaden ilgili vergi dairesine muhtasar beyanname ile beyan edilmesi gerektiğini, davalının hiçbir resmi sıfatı olmayan …’i görevlendirerek kamu zararının oluşmasına sebebiyet verdiğini, bu nedenlerle davalının kusuru neticesinde vergi ve vergi cezası olarak ödenen 220.900,47 TL’nin ödeme tarihi olan 26/05/2015 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan rücuen tazminini talep etmiştir.
Davalı; görev aldığı süre boyunca sorunları gidermek için çalışmalar yaptıklarını, 2004 yılından 2010 yılına kadar görevinde azim ve gayretle çalıştığını, kuruma bazı müdahaleler olmaya başlandığını, ildeki en büyük sorunlardan birinin kalifiye eleman bulunmamasının olduğunu, atama ile gelen memurların bir yıldan sonra eğitim, sağlık, evlilik gibi mazeretlerden gidebildiklerini, dolayısıyla mevcut elemanları ile işi götürmek zorunda kaldıklarını, bu elamanların çoğunun ilk ve orta okul mezunu olup daha sonra dışarıdan liseyi bitiren hizmetlilikten memurluğa geçiş yapan kişiler olduğunu, mutemet bürosunda çalışan elemanların bunlar olduğunu, görevlendirdiği kişinin sürekli İş-Kur’a gidip geldiğini, bu işlerin bir proje olduğundan vergi kesilmemesi gerektiğini söylediğini hatırlamadığını, yapılan işte bir hata olduğunu ancak bir kasıt bulunmadığını, maaş ve hesap işinden anlamasının mümkün olmadığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu olay nedeniyle meydana gelen kurum zararından davalı … ve ihbar olunan …’in müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğunun tespiti ile davalı ve ihbar olunanın kusuru neticesinde meydana gelen 220.900,47 TL zararın ödeme tarihi olan 26.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; davacı Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olarak İl Milli Eğitim müdürü olarak görev yapmış olan davalının, okullarda TYP kapsamında çalışan kişilerin maaş işlemlerini, kurum dışından … isimli bir kişiyi görevlendirmek suretiyle yaptırdığı, maaş işlemleri sırasında vergi kesintilerinin yapılmayarak vergi dairesine ödeme yapılmamasından dolayı daha sonra davacı kurum tarafından vergi dairesine 220.900,47 TL ödeme yapılmak zorunda kalındığı, yapılan bu ödeme nedeniyle davacı kurumun mal varlığında eksilme oluştuğu ve dolayısıyla kurum zararının meydana geldiği, yukarıda açıklanan 5018 sayılı yasa ve bu yasaya dayanılarak çıkarılan yönetmeliğin 5. maddesine göre bu zarardan işlemin yapılmasına sebep olan davalı ile birlikte ödemeleri alan ilgililerin de sorumlu olduğu, ancak burada müteselsil bir sorumluluk söz konusu olduğundan doğrudan bu zararın davalıdan talep edilmesine bir engel bulunmadığı, bu nedenle davalının, kamu zararı oluşmadığı ve alacağın TYP kapsamında çalışan kişilerden tahsil edilmesi gerektiği yönündeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, davalı tarafın istinaf dilekçesinde, bilirkişi raporuyla tespit edilen tazminat miktarına ve mahkemece hükmolunun miktara yönelik açık bir istinaf sebebi ileri sürmediğinden bu konuda herhangi bir istinaf incelemesi yapılmadığı gerekçeleri ile davalının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacının İl Milli Eğitim Müdürü olarak görev yaptığı sırada bir kısım ücretlerle ilgili ödeme ve vergi kesintileri yapmak üzere görev verdiği personelin vergi zıyaına sebebiyet verdiği gerekçesi ile zararın rücuen tazmini istemine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 62. maddesinde “Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur.” hükmü bulunmaktadır. Rücuen tazminatın kapsamı belirlenirken, tarafların, zararın oluşumuna hangi oranda etki ettikleri yani müterafik (bölüşük) kusurlarının olup olmadığı hususu belirlenerek bölüşük kusurun varlığı halinde hükmedilecek tazminat miktarından kusur durumuna uygun miktarda indirim yapılmalıdır. Davalının İl Milli Eğitim Müdürü sıfatı ve yetkisi ile oluşan zarardan sorumlu tutulmasını gerektirir derecede kusurunun varlığı yeterince araştırılmadan eksik inceleme ile hüküm tesis edilmiştir.
Şu durumda mahkemece, gerekirse alanında uzman bilirkişiden rapor alınarak davacı idarenin davalının görev yaptığı İl Milli Eğitim Müdürlüğünde görev yaptığı sırada oluşan dava konusu zarara ilişkin bölüşük kusuru olup olmadığı ve varsa miktarı belirlenip, davalının sorumluluğunun buna göre hesaplanması gerekirken, tüm zarardan davalının sorumlu tutulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 373/1. maddesi gereğince KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 08.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.