YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12239
KARAR NO : 2022/14620
KARAR TARİHİ : 14.11.2022
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı … …’nce davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine … tarafından verilen 17.01.2020 tarih 2021/İHK-1658 sayılı itirazın kabulü ile davanın kabulüne dair kararın süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili; davacının yolcu olarak bulunduğu motosiklet ile davalı nezdinde … poliçesi olan aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacının yaralandığını, davalının tahkim başvurusundan önce % 6 maluliyet oranına göre ödeme yaptığını, ancak davacının maluliyetinin arttığını, aldıkları maluliyet raporuna göre davacının kazadan kaynaklı % 14 oranında maluliyetinin bulunduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 39.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 1.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 500,00 TL geçici bakıcı gideri tazminatı, 500,00 TL tedavi ücreti olmak üzere toplam 41.000,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini 88.854,50 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; davacının davalıya karşı Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/799 Esas sayılı dosyası kapsamında sürekli işgöremezlik tazminatı talepli dava açtığını, yargılama süreci devam ederken davacı ile davalının sulhen anlaştığını, taraflar arasında 25.07.2015 tarihli ibranamenin imzalandığını, buna göre 30.07.2015 tarihinde davacı vekiline 57.117,00 TL ödendiğini, davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, eldeki tahkim başvurusunun Karayolları Trafik Kanununun 111 inci maddesinde öngörülen 2 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra yapıldığını, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince; Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/799 Esas sayılı dosyası kapsamında alınan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 12.05.2014 tarihli raporuna göre davacının kazadan kaynaklı % 6,3 oranında maluliyeti bulunduğu, eldeki tahkim dosyasına sunulan Karadeniz Teknik Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 21.02.2020 tarihli rapora göre ise davacının % 14 oranında maluliyeti bulunduğunun tespit edildiği, iki rapor arasında geçen süre içinde tedavinin devam edip etmediği, maluliyete etki edecek başka bir unsur bulunup bulunmadığı, kaza ile illiyet bağını gösteren güncel muayene yapılarak düzenlenecek yeni bir maluliyet raporunun 15 günlük kesin süre içinde temin edilerek hakem heyetine gönderilmesine ilişkin ara karar tesis edildiği, ancak davacının dosyaya istenen raporu sunmadığı, davalının davacıya eldeki tahkim başvurusundan önce 30.07.2015 tarihinde ödeme yaptığı, davacının davalıyı 25.07.2015 tarihli ibraname ile ibra ettiği, bu ödeme tarihinden dosyaya sunulan 21.02.2020 tarihli rapor tarihine kadar geçen sürede kazayla ilgili maluliyetin geliştiğine dair herhangi bir tedavi evrakının dosyaya sunulmadığı, davacının maluliyetinde gelişen bir durum olmadığı, davacının maluliyetinin arttığını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hükme karşı davacı vekili itiraz yoluna başvurmuş, itiraz dilekçesinin ekinde Uyuşmazlık Hakem Heyetinin ara kararı ile alınmasına karar verilen yeni maluliyet raporunu sunmuştur.
İtiraz Hakem Heyetince, davacının dosyaya sunduğu Karadeniz Teknik Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 27.11.2020 tarihli rapor hükme esas alınmış, davacının maluliyetinde gelişen durum bulunduğu kabul edilerek, davacı vekilinin itirazının kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın kabulü ile 84.186,67 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 3.178,53 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 489,30 TL geçici bakıcı gideri tazminatı ve 1.000,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 88.854,50 TL’nin 28.03.2020 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Karayolları Trafik Kanununun 111 inci maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasa’nın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Yasada belirtilen 2 yıllık süre hak düşürücü süre olup hakem heyetince re’sen dikkate alınması gerekir.
Trafik kazası sonucu yaralanmalar nedeni ile ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde, sonradan değişme eğilimi gösteriyor, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise, artık “gelişen durum” ve dolayısıyla, gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler söz konusu olacaktır. Böyle hallerde, zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olamayacaktır.
Gelişen durumun varlığı halinde gelişen durum yönünden yeniden dava açılabilmesi mümkündür. Gelişen durumun olup olmadığı ise her olaya özgü olarak kanıtlara göre değerlendirilir.
Davacı tarafından dosyaya sunulan Karadeniz Teknik Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 27.11.2020 tarihli raporun incelenmesinde; davacının ayak bileğindeki hareket kısıtlılığı nedeniyle % 11, vücuttaki yara(skar) izleri nedeniyle % 6 oranında maluliyeti bulunduğu, Balthazard formülüne göre davacının toplam maluliyetinin % 14 oranında olduğu, raporda Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 12.05.2014 tarihli % 6,3 oranlı raporu ile Karadeniz Teknik Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 21.02.2020 tarihli % 14 oranlı raporunun değerlendirildiği, mevcut iki rapor arasındaki maluliyet oranlarındaki farkın, davacının fizik muayenesinde saptanan ayak bileği eklem hareket açıklıklarındaki olumsuz değişimden ve skar/yara izlerinin maluliyet oranına dahil edilmemesinden kaynaklandığı hususunun belirtildiği, buna göre davacının ayak bileğindeki maluliyetinde gelişen durum olduğu, davacının ayak bileğindeki % 6,3 oranındaki maluliyetinden dolayı 25.07.2015 tarihli ibraname kapsamında davacıya ödeme yapıldığı, alınan son rapora göre davacının ayak bileğindeki maluliyetin % 11 oranına yükseldiği, davalının davacının ayak bileğindeki % 4,7 (% 11-% 6,3=% 4,7) maluliyet artış oranındaki zarardan sorumlu olduğu, ibraname tarihinde skar/yara izi nedeninden kaynaklanan bir ödeme yapılmadığı, bu hususun imzalanan ibraname kapsamında davacının kabulünde olduğu, bu nedenle davalının skar/yara izinden kaynaklanan % 6 oranındaki maluliyetten sorumlu olmayacağı anlaşılmıştır.
Şu durumda, davacının ibraname tarihi (25.07.2015) ile hükme esas alınan son maluliyet raporu tarihi (27.11.2020) arasında maluliyetinde % 4,7 oranında gelişen durum olduğu kabul edilerek, % 4,7 oranına göre tazminat hesabının yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile … kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, dosyanın, hakem dosyasının saklanması kararını veren mahkemeye gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya geri verilmesine, 14.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.