Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2010/1938 E. 2012/10127 K. 15.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/1938
KARAR NO : 2012/10127
KARAR TARİHİ : 15.03.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Sanıkların mahkumiyetine dair,
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanıklar Alişan ve Hasan müdafiinin temyiz dilekçesinin sadece ‘sanıklar müdafii’ sıfatıyla yapıldığı ve diğer sanıklar aleyhine temyiz içermediği kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanık …’nin Hasan’a yönelik yaralamaya teşebbüs eyleminde, hükmedilen cezanın yanı sıra suçta kullanılan silahında müsaderesine karar verilmiş olması karşısında, hükmün miktar itibariyle temyizi kabil olduğu kabul edilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine. Ancak;
1- Sanıklar Ali, Osman ve Mevlüt hakkında mağdur …’ı yaralama, sanık …’nin mağdur …’ı yaralamaya teşebbüs suçlarından kurulan hükme yönelik temyizin incelenmesinde;
a- Müşteki Alişan’ın olayın akabinde sıcağı sıcağına verdiği kolluktaki ilk ifadesinde kendisini sanıklar Ali ve Osman’ın yaraladığını beyan etmesine göre, sanık …’ün atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
b- Müşteki Alişan’ın yüzünde sabit ize neden olan yaralanmanın basit bir tıbbi müdahaleyle giderilemeyeceği ve yaralanmanın niteliği itibariyle TCK 86/1, 87/1.c-son maddeleri gereği sanığa hükmedilebilecek cezanın alt haddinin 3 yıldan az olamayacağının gözetilmemesi,
c- Sanıkların savunmalarında, önce diğer sanıkların kendilerine saldırdıklarını beyan etmeleri ve kavga olayının başlangıcını gören tarafsız görgü tanığı bulunmaması karşısında, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı belirlenememesine göre; sanıklar hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması,
d- Sanık …’nin mağdur …’a yönelik yaralamaya teşebbüs eyleminin mağdurun raporundaki veriler ve mağdurun beyanlarına göre ‘elle vurmak’ suretiyle tamamlanmış olduğunun anlaşılması karşısında, fikri içtima kuralları gereğince sanığın TCK 86/2 maddesi uyarınca tamamlanmış basit yaralama suçu yerine, yazılı şekilde silahla yaralamaya teşebbüs suçundan dolayı sorumlu tutulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar Ali, Mevlüt ve Osman müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından CMUK’un 326/son maddesi gereğince ceza miktarı yönünden sanıkların kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,
2- Sanıklar Hasan ve … hakkında müştekiler Ali ve Mevlüt’ü yaralama ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükme yönelik temyizin incelenmesinde;
a- Mağdurlar … ve …’in sanıklardan şikayetçi olduklarını beyan etmelerine göre, davaya katılma hususundaki taleplerinin sorulmaması,
b- Müşteki Mevlüt’ün mahkemedeki son beyanında ‘kendisini darp edenin sanık … olduğunu’ belirtmesi karşısında, sanık …’ın müşteki Mevlüt’ü yaralama suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
c- Müşteki Ali’nin mahkemedeki son beyanında ‘kendisini darp eden ve aracına zarar veren sanık …’dan şikayetçi olduğunu’ belirtmesi karşısında, sanık …’ın müşteki Ali’yi yaralama ve mala zarar verme suçlarından beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
d- Sanıkların savunmalarında, önce diğer sanıkların kendilerine saldırdıklarını beyan etmeleri ve kavga olayının başlangıcını gören tarafsız görgü tanığı bulunmaması karşısında, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı belirlenememesine göre; sanıklar hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin ve müşteki/sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 15.03.2012 günü oy birliğiyle karar verildi.