YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/413
KARAR NO : 2023/3820
KARAR TARİHİ : 10.10.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/49 E., 2022/802 K.
SUÇ : Taksirle yaralama
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Erbaa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.05.2016 tarihli, 2016/33 Esas, 2016/432 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (b) bendi, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 51 nci maddesi gereğince neticeten hükmedilen 5 ay hapis cezasının, 1 yıl süreye tabi tutularak ertelenmesine karar verilmiştir.
2.Erbaa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.05.2016 tarihli, 2016/33 Esas, 2016/432 Karar sayılı kararının, sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin, 07.01.2020 tarihli ve 2019/2433 Esas, 2020/612 Karar sayılı kararı ile bağışık tutulmaya dair talebi olmayan sanığın talimatla alınan sorgusunun 5271 sayılı Kanun’un 196 ncı maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olarak yapılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanmasının hukuka aykırı olduğundan bahisle bozulmasına karar verilmiştir.
3.Erbaa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.04.2021 tarihli ve 2020/175 Esas, 2021/382 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (b) bendi, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 51 nci maddesinin birinci, üçüncü, yedinci ve sekizinci fıkraları gereğince neticeten hükmedilen 5 ay hapis cezasının, 1 yıl süreye tabi tutularak ertelenmesine karar verilmiştir.
4.Erbaa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.04.2021 tarihli ve 2020/175 Esas, 2021/382 Karar sayılı kararının, katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 12.Ceza Dairesinin, 30.11.2021 tarihli, 2021/4564 Esas, 2021/8434 Karar sayılı kararı ile hükmedilen cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle ceza tayini yapılması ve temel cezadan sonra ilk olarak bilinçli taksir sebebiyle artırım yapılması gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiştir.
5.Erbaa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.12.2022 tarihli ve 2022/49 Esas, 2022/802 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 89 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesi, 51 nci maddesinin birinci, üçüncü, yedinci ve sekizinci fıkraları gereğince neticeten hükmedilen 10 ay hapis cezasının, 1 yıl süreye tabi tutularak ertelenmesine karar verilmiştir.
6.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 01.02.2023 tarihli ve 2023/12100 sayılı temyiz istemlerinin reddiyle onama görüşü içeren Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanlar vekilinin temyiz isteği, ceza miktarının orantılılık ilkesine aykırı olarak az miktarda tayin edildiğine ve sanık hakkında lehe hükümlerin uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Mahkemece ”Mahkememizin 2020/175E., 2021/382K. Sayılı ilamı hakkında Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2021/4564E., 2021/8434K. Sayılı ilamı ile Bozma kararı Verildiği görülmüş olup, Bozma öncesi ve bozma sonrası yargılama bir bütün olarak değerlendirildiğinde; olay tarihinde sanığın sevk ve idaresinde bulunan … plakalı aracı ile kendisine kırmızı ışık yanmasına rağmen durmayarak diğer taraftan başka araçların geleceğini ve çarpma tehlikesinin bulunduğunu bilmesine rağmen öngördüğü neticeyi istemeyerek kırmızı ışık ihlali yaparak katılanın sevk ve idaresinde bulunan motosiklete çarpmak suretiyle katılanın kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanmasına neden olduğu, sanığın üzerine atılı suçu inkar ettiği, ölen katılanın davaya dahil edilen yasal mirasçılarının sanıktan şikayetinin devam ettiği, katılanın yaralanmasına ilişkin alınan doktor raporu ve sanığın asli kusurlu olduğu tespit edilen trafik kaza tespit tutanağı ve dosyada mevcut tüm deliller hep birlikte değerlendirildiğinde, sanığın savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu kanaati ile itibar edilmeyerek sanığın bilinçli taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma eylemi sabit görülerek cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık …’nin taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olmak şeklindeki eylemine uyan 5237 sy TCK 89/1 maddesi uyarınca sanığın taksire dayalı kusurunun ağırlığı, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı göz önüne alınarak takdiren ve teşdiden 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, Sanık eylemini kırmızı ışıkta geçmek suretiyle bilinçli taksirle işlediğinden dolayı TCK 22/3 maddesi uyarınca cezasında takdiren 1/3 oranında artırım yapılarak 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, Kaza sonucunda katılanda kemik kırığı meydana geldiği anlaşılmakla, 5237 sy TCK 89/2-b maddesi uyarınca sanığın cezasında 1/2 oranında arttırım yapılarak 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, Sanığın sabıkasız geçmişi lehine takdiri indirim sebebi kabul edilerek, 5237 sy TCK 62.maddesi uyarınca sanığın cezasında takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, Sanığın katılanın uğramış olduğu zararı gidermemesi nedeniyle hakkında 5271 sayılı CMK’nın 231 madde hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına, Sanığa verilen kısa süreli hapis cezasının sanığın sosyal ekonomik durumu, suçun işlenmesindeki özellikler dikkate alınarak 5237 sayılı TCK’nın 50 madde hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına, Sanığın almış olduğu hapis cezasının süresi, geçmişteki hali ve sabıka kaydına göre daha önce kasıtlı suçtan üç aydan fazla hapis cezasına mahkumiyetinin bulunmaması nazara alınarak ileride tekrar suç işlemeyeceği konusunda Mahkememizde olumlu kanaat oluştuğundan cezasının 5237 Sayılı TCK’nun 51/1 maddesi gereğince ertelenmesine, 5237 Sayılı TCK’nun 51/3 maddesi gereğince sanığın 1 yıl denetim süresine tabi tutulmasına, 5237 Sayılı TCK’nun 51/6.maddesi gereğince sanığın kişiliği ve sosyal durumu gözetilerek denetim süresinin herhangi bir yükümlülük belirlenmeden ve uzman kişi görevlendirilmeden geçirilmesine, 5237 Sayılı TCK’nun 51/7.maddesi gereğince denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere infaz hakiminin uyarısına rağmen uymamakta ısrar etmesi halinde ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verileceği, TCK 51/8 uyarınca denetim süresi yükümlülüklere uygun veya iyi halli geçirildiği takdirde cezanın infaz edilmiş sayılacağının ihtar edilmesine, Kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53/4 maddesi gereğince hak yoksunluklarının uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.”
Biçimindeki gerekçe ile sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.
2.5271 sayılı Kanun’un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24 üncü maddesi yeniden düzenlenmiş olan ”Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan;
(1)”Asliye Ceza Mahkemesince iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı 2 yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir”
Şeklindeki düzenlemeye göre basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmama takdirinin mahkemeye bırakıldığı, temyizen incelenen kararda mahkemece basit yargılama hükümlerinin uygulanmama gerekçesinin açıklanarak genel hükümlere göre yargılamaya devam edilip karar verildiği anlaşılmıştır.
3.Olay tarihli trafik kazası tespit tutanağında sürücü …’in, tescilsiz motosikletiyle Karayaka istikametinden otogar kavşağına geldiğinde sürücü … idaresindeki … plakalı otomobiliyle Taşova yönünden Niksar İstikametine giderken otogar kavşağına geldiğinde aracın ön kısmıyla motosiklete çarptığı, yaralamalı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, kazanın oluşumunda …’nin kaza mahallindeki … beyanına göre kırmızı ışıkta geçtiğini gördüğünü beyan ettiğinden …’nin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (2918 sayılı Kanun) 47 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine aykırı olarak kırmızı ışık ihlali ve aracın çarpma noktası ile durma noktası arası 42 metre mesafe gözetildiğinde aynı Kanun’un 52 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre aracın kavşaklara yaklaşırken hızını azaltmamak kuralını ihlal ettiği, tescilsiz motosiklet sürücüsünün ise kusuru olmadığı belirtilmiştir.
4.Sanık aşamalarda, kırmızı ışıkta geçmediğini, bu sebeple kusurunun olmadığını ileri sürmüştür.
5.Taraflar arasında uzlaşma sağlanamamış, zarar giderimi gerçekleştirilmemiştir.
6.Bağımsız kamu tanığı … 02.09.2015 tarihli kolluk huzurundaki ifadesinde, sanığın idaresindeki araçla kırmızı ışık ihlali yaparak kavşağa girdiğini ve hızla motosiklete çarptığını beyan etmiştir.
7.Katılanın kati adli muayene raporu dosyada mevcuttur.
IV. GEREKÇE
1.Dosya içeriğine göre sanık idaresindeki otomobille, meskun mahalde, gündüz vakti, bölünmüş, asfalt kaplama yolda seyrederken, ışık kontrollü dönel kavşağa geldiğinde, kendisine hitap eden kırmızı ışığa rağmen, kavşağa giriş yaptığı esnada, aracının ön kısımlarıyla, gidiş yönüne göre soldan gelen motosikletin sağ kısımlarına çarpması şeklinde meydana gelen ve motosiklet sürücüsünün vücudundaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarını 3. dereceden etkileyecek şekilde yaralanması ile sonuçlanan olaya ilişkin mahkemenin kabul ve takdirinde isabetsizlik görülmemiştir.
2.Suçun işleniş şekli, meydana gelen zararın ağırlığı, maddede öngörülen cezanın alt ve üst sınırı nazara alındığında mahkemece hükmedilen ceza miktarında isabetsizlik görülmediğinden katılanlar vekilinin bu hususa ilişkin temyiz isteği yerinde görülmemiştir.
3.Suç tarihinde 18 yaşını doldurmuş olan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesi kapsamında erteleme müessesesinin uygulanabilmesi için netice ceza miktarının üst sınırının 2 yıl hapis cezası olduğu ve sanık hakkında neticeten 10 ay hapis cezasına hükmedildiği, sanığın UYAP sisteminden temin edilen sabıka kaydına göre suç tarihinden evvel kasıtlı suçtan üç aydan fazla hapis cezasına hükmedilmemiş olduğu ve yargılama sırasında hakkında olumsuz kanaat edinilmemiş olduğu gözetildiğinde, sanık hakkında erteleme müessesesinin uygulanmasına kanunî engel teşkil eden bir hususun bulunmadığı ve 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinde takdiri indirim hükümlerinin uygulanmasına olanak sağlayan sebeplere aykırı bir durumun varlığının dosyadan tespit edilemediği dikkate alındığında, sanık hakkında takdiri indirim müessesesinin uygulanmasına kanunî engel teşkil eden bir hususun bulunmadığı anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Erbaa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.12.2022 tarihli ve 2022/49 Esas, 2022/802 Karar sayılı kararında katılanlar vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılanlar vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.10.2023 tarihinde karar verildi.