YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6516
KARAR NO : 2023/3803
KARAR TARİHİ : 10.10.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/904 E., 2019/503 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret
Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin olduğu belirlenmiştir.
Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 10.04.2018 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 29.07.2016-17.08.2016, 26.12.2016-12.01.2017 tarihleri arasında gözaltında, 29.01.2017-22.01.2018 tarihleri arasında tutuklu kalan davacı hakkında yapılan yargılama sonunda beraat kararı verildiğinden bahisle davacının maddi ve manevi zararlarının tazmini için 868.626,50 TL maddi, 500.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 26.04.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın yasada öngörülen süre içinde açılmadığından süre yönünden reddinin gerektiğini, yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu bu nedenle tazminata hükmedilmesinin mümkün olmadığını, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu beyan ederek yersiz ve mesnetsiz açılan davanın reddini talep etmiştir.
3. Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.12.2018 tarihli ve 2018/232 Esas, 2018/610 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 14.03.2019 tarihli ve 2019/904 Esas, 2019/503 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı … davalı vekillerinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.09.2021 tarih, 2019/50108 sayılı tebliğnamesi ile karara karşı başvurulan temyiz isteminin esastan reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Davacı vekilinin temyiz istemi; polis olan davacının ihraç edilmesi sebebiyle mahrum kaldığı kazanç kaybının, yakınlarının cezaevine ziyaret sebebiyle yaptıkları yol masraflarının, ceza davasında ödenen avukatlık ücretinin de maddi tazminat kapsamına alınması gerektiğine ve hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğuna ilişkindir.
2.Davalı vekilinin temyiz istemi; davanın süresinde olmadığına, hükmedilen tazminatın fazla olduğuna ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü:
Mahkeme gerekçesinde “Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davacı … İzmir 15.Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/559 E., 2018/12 K. sayılı dosyasında 29/07/2016 – 17/08/2016 tarihleri arasında ayrıca 26/12/2016 – 12/01/2017 tarihleri arasında gözaltında kaldığının, 23/01/2017 tarihinde silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan tutuklandığının ve 22/01/2018 tarihinde tahliye edilmiş olduğunun, gözaltında ve tutuklu kaldığı sürenin bir başka cezadan mahsup edilmediğinin, hakkında verilen beraat kararının 30/01/2018 tarihinde kesinleştiğinin, gerekçeli kararın …’e 20/02/2018 tarihinde tebliğ edildiği tazminat davasının yasal süresi içinde açıldığı anlaşılmıştır. Davacı … tarafından (ilk gözaltı tarihi 29/07/2016 – 17/08/2016 arasındaki gözaltı süresi ile ilgili maddi tazminat talep edilmiş ise de, gelen yazı cevaplarından o dönemde polis memuru olarak görev yaptığı, eksik olarak aldığı maaşların idari yargı konusu olduğu anlaşılmakla, maddi tazminat yönünden dosyada bulunan 05/06/2018 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilerek 17.816,28 TL.nin kabülü ile geri kalan taleplerin reddine, davacı … tarafından maddi tazminat olarak 20.000 TL ceza davası vekalet ücreti talep edilmiş ise de, 4.000 TL’lik vekalet ücretine ilişkin serbest meslek makbuzunun 18/04/2017 tarihli olduğu, İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesince beraat hükmüyle verilen sanık lehine taktir edilen 4.360,00 TL vekalet ücretinin altında kaldığından bu yöndeki talebin reddine, 16.000 TL’lik vekalet ücreti yönünden serbest meslek makbuz düzenlenme tarihinin 07/02/218 olduğu, sanık hakkında 22/01/2018 tarihli beraat kararı verildiği ve vekalet ücretinin beraat kararından sonra ödendiği anlaşıldığından bu talebinde reddine, maddi tazminat ve tutuklu kaldığı süreye ilişkin olarak mahkememizce takdir edilen 30.000 TL manevi tazminatın taleple bağlı kalınarak, dava tarihi olan 10/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilerek dava kısmen kabul edilmiş,aşağıdaki hüküm kurulmuştur.” denilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü:
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hükmedilen manevi tazminat miktarı 40.000,00 TL şeklinde, değiştirilmek suretiyle düzeltilerek esastan ret kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Davalı vekilinin temyizinin katılma yolu ile yapılmadığı dikkate alınarak İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırının 58.800,00 TL olması, İlk Derece Mahkemesi tarafından hükmedilen 17.816,28 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminatın, Bölge Adliye Mahkemesince manevi tazminat miktarının 40.000,00 TL’ye çıkarılması suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi nedeniyle toplam 57.816,28 TL tazminat miktarının 6100 sayılı Kanun’un, 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca davalı açısından kesin olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Tazminat davasının dayanağını oluşturan İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/559-2018/12 sayılı ceza dava dosyası kapsamında davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 29.07.2016-17.08.2016 tarihleri arasında 19 gün, 26.12.2016-12.01.2017 tarihleri arasında 17 gün gözaltında, 29.01.2017-22.01.2018 tarihleri arasında ise 358 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonucunda davacının beraatine hükmedildiği, hükmün 30.01.2018 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma ve tutuklama tarihi itibariyle davanın 5271 sayılı Kanunun 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı, kanunda öngörülen yasal koşulların gerçekleştiği anlaşılmıştır.
Davacı hakkında birden fazla dönemde koruma tedbiri uygulandığı dikkate alınarak, her bir koruma tedbiri dönemi için ayrı ayrı maddi ve manevi tazminat miktarı belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi faiz talebinin dava tarihinden itibaren olması nedeniyle sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Davacının hangi suç veya suçlardan gözaltına alınıp tutuklandığının tespiti amacıyla gözaltı, tutuklama evraklarının Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde dosya arasına alınması gerektiği ile tutuklulukta geçen sürelerin infaz edilip edilmediği, infaz edilmiş olması halinde, infaz tarihleri ceza infaz kurumlarından sorularak infaz edilen tutukluluk süresinin tereddüde mahal vermeyecek şekilde tespit edilerek tazminat koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmeyerek, eksik inceleme ile hüküm kurulması temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.
1.Kamu görevinden 22.11.2016 tarihinde ihraç edilen davacının maddi kaybının bu tarihten itibaren sonra gözaltı ve tutukluluk süresi için asgari ücret üzerinden hesaplanmasında ve hesaplanan maddi tazminat miktarında isabetsizlik görülmemiş, davacının ihraç edilmesinin idari işlem niteliğinde olup koruma tedbirlerinden kaynaklanmadığı anlaşıldığından, mahrum kaldığı kazanç kaybı koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasına konu edilemeyeceğinden bu talebin maddi tazminat kapsamına alınmamasında hukuka aykırılık bulunamıştır.
2.Dairemiz yerleşik uygulamalarına göre davacının yakınlarının ziyaret sebebiyle yaptıkları yol masrafları koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında talep edilebilecek gerçek zarar kapsamında bulunmadığından, bu harcamaların maddi tazminat kapsamına dahil edilmemesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
3.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas, 1957/16Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilmeyeceği gözetilmelidir.
Anılan ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağını oluşturan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından davacı vekilinin ceza davasında dolayısıyla davacının ödemek zorunda kaldığı vekalet ücretinin de maddi zarar hesabında göz önünde bulundurulması gerektiğine yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
4.Davacı hakkında hükmedilen manevi tazminat miktarının, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin edildiği anlaşıldığından davacının hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğuna yönelik temyiz sebebi de yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 14.03.2019 tarihli ve 2019/904 Esas, 2019/503 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 14.03.2019 tarihli ve 2019/904 Esas, 2019/503 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.10.2023 tarihinde karar verildi.