YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/671
KARAR NO : 2023/3741
KARAR TARİHİ : 09.10.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/216 E., 2016/110 K.
SUÇ : Kişilerin huzur ve sükununu bozma
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul(Kapatılan) 73. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.03.2016 tarihli ve 2015/216 Esas, 2016/110 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 10.03.2021 tarihli ve 18-2016/179999 sayılı hükmün sanığın katılana 19.11.2014 – 03.12.2014 tarihleri arasında birden fazla kez mesaj çekmek suretiyle rahatsız etmesi nedeniyle sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulması ve bozma görüşüne uyulması durumunda eylemin basit yargılama usulüne tabi olduğu gerekçeleri ile bozulması görüşünü içerir Tebliğname ile Yargıtay 4. Ceza Dairesine tevdi edilmiştir.
3.Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 01.02.2023 tarihli ve 2021/12995 Esas, 2023/1113 Karar sayılı kararı ile dosya Dairemize gönderilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanın temyiz isteği; hükmü temyiz etme iradesinden ibarettir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanığın benzer konu nedeniyle aralarında dava bulunan katılanın aile bireylerini telefon ile arayarak katılanı rahatsız ettiği iddiası ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan kamu davası açılmıştır.
2.Mahkemece; sanığın katılanın dayısını aramasına konu eyleminde; yapılan görüşmenin katılanı hedef almadığı ve katılana iletilmesini istediği sözler söylemediği gerekçeleri ile sanığın hakkında atılı suçtan beraatine kararı verilmiştir.
3.Katılan soruşturma ve kovuşturma sırasında özetle; sanık ile aralarında devam eden davaların bulunduğunu, suç tarihinde dayısı olan tanığı arayarak kendisine ulaşmaya çalıştığını iddia ederek sanık hakkında şikayetçi olup uzlaşmak istemediğini beyan etmiştir.
4.Sanık aşamalarda özetle, katılan ile bir dönem duygusal görüştüklerini daha sonra katılanın şikayetçi olması nedeniyle aralarında devam eden davaların bulunduğunu, masumiyetinin ortaya çıktığını, katılanın mağdur olmaması için dayısını aradığını ancak il dışında olması nedeniyle konuşamadığını beyan ederek atılı suçlamayı reddetmiştir.
5.Tanık … 07.12.2015 tarihli istinabe duruşmasında; “müşteki benim ablamın kızı olur, belirtmiş olduğum cep telefonu hattımı kendisini … olarak tanıtan bir erkek arıyordu, bana ‘ablandan ve ablanın kızından şikayetçiyim’ biçiminde sözler söyleyip benimle buluşmak istiyordu, ben kendisinin buluşma tekliflerini reddettim, ayrıca beni aramamasını, rahatsız olduğumu da söyledim, ancak sanık beni aramaya devam etti, 4-5 kez beni telefonla aradı, aynı şeyleri söyledi, müşteki hakkında başka bir söz söylemedi, benim başkaca bir bilgim yoktur” şeklinde beyanda bulunmuştur.
IV. GEREKÇE
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Bürosunun 20.04.2015 tarihli ve 2015/13592 sayılı iddianamesi ile sanık hakkında katılanın aile bireylerini arayarak katılanı rahatsız etmesi eylemi nedeniyle kamu davasının açılması ve 5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında sanığın 19.11.2014 – 03.12.2014 tarihleri arasında katılana mesaj attığının tespit edilmesi nedeniyle sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan mahkumiyete karar verilmesi yönünde bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Sanık savunması, tanık … beyanı ve dosya kapsamına göre; sanığın katılanın dayısı olan tanık …’yı aramasına konu olayda, katılanı hedef alan ve katılan iletilmesi istenen söz bulunmaması nedeniyle sanığın beraatine ilişkin yerel mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiş olup; yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılanın yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul(Kapatılan) 73. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.03.2016 tarihli ve 2015/216 Esas, 2016/110 Karar sayılı kararında katılan tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılanın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.10.2023 tarihinde karar verildi.