YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/5148
KARAR NO : 2023/6827
KARAR TARİHİ : 13.06.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1679 E., 2021/1686 K.
KARAR : Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 25. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/238 E., 2018/335 K.
Taraflar arasında ilk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4447 sayılı Kanun’un geçici 10 uncu maddesindeki teşvikten faydalandırılmaya ilişkin olarak Kuruma verilen belgelerin işleme alınması davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece ilk derece Mahkemesinin davanın kabulüne dair kararını kaldırarak, davanın kabulüne dair hüküm tesis eden Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesi ile 6111 sayılı Kanunla 4447 sayılı Kanun’a geçici 10 uncu madde eklendiğini, bu maddenin 13.02.2011 tarihi itibariyle yürürlük kazandığını, müvekkil şirketin 4447 sayılı Kanun’un geçici 10 uncu maddesindeki sigorta primi teşvikinden Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 103/4.f yararlanma hakkına sahip olduğunu, davacı şirketin 1154756.006 sicil sayılı işyeri için 17.06.2016 tarihinde davalı kuruma başvurmak suretiyle 03/2011-2/2016 dönemleri için geçerli olmak üzere bu dönemde çalışan ve geçici 10 uncu maddede belirtilen şartları sağlayan çalışanlar için geriye dönük olarak anılan sigorta prim teşvikinden yararlanma talebinde bulunduğunu, davalı kurumun (Sincan SGK) 20.06.2016 tarihli yazısıyla davalı kurumun 2015/10 sayılı genelgeyi göstermek suretiyle talebi reddettiğini, müvekkil şirketin 4447 sayılı Kanun’un geçici 10 uncu maddesindeki sigorta primi teşvikinden yararlandırılmamasımn hukuka aykırı olduğunu, açıklanan nedenlerle, davalı Kurumun 20.06.2016 tarihli red kararının iptaline, müvekkil şirketin 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı Kanun’a eklenmiş olan geçici 10 uncu * maddesindeki sigorta prim teşvikinden 03/2011-2/2016 dönemleri için yararlanmaya yönelik 17.06.2016 tarihli başvurusunun hukuka uygun olduğuna, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin dava dilekçesinde belirttiği kurum işlemleri yasal düzenlemeye uygun olarak yapıldığından iptalini gerektirir bir husus bulunmadığını, husumetin hazineye yöneltilmesinin gerektiğini, pasif husumet (davalı sıfatı) yokluğu nedeni ile davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi, 21.12.2016 tarihli ve 2016/1289 Esas, 2016/500 Karar sayılı kararı ile “…Görüleceği üzere 5510 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinin (l-ı) bendinde düzenlenen teşvik genel bir teşviktir. Buna karşılık 4447 sayılı Kanun’un geçici 7 ve 9 uncu maddelerinde yer bulan düzenleme ise özel bir düzenleme niteliğindedir. 6111 sayılı Kanun öncesinde 5510 sayılı Kanun’un 81 inci maddesi ile 4447 sayılı Kanun’un geçici 7 ve 9 uncu maddelerinden birlikte yararlanma imkanı bulunmamaktadır. Bu iki kanundan birini seçme hakkı ise işverene ait olmaktadır.
Ancak 6111 sayılı Kanun ile bu sistematik tamamen değiştirilmiştir. Bir yandan Geçici 7 ve 9 uncu maddelerin 5 inci fıkralarında yer alan aynı dönem için mükerrer olarak destek unsurlarından yararlanma yasağı iptal edilmiş, diğer yandan da ilave edilen geçici 10 uncu maddenin 9 uncu fıkrası ile de her iki destekten yararlanilabileceği açık bir şekilde ifade edilmiştir. Böylece, 6111 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonra işverenler genel ve özel teşvikten birlikte faydalanabileceklerdir.
Bu nedenlerle tüm dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporu incelendiğinde davanın kabulüne davalı kurumun 20.06.2016 tarihli 18846353 sayılı red kararının iptaline, davacı şirketin 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı Kanun’a eklenmiş olan geçici 10 uncu maddesindeki sigorta prim teşvikinden 2011/3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 ay, 2012/1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 ay, 2013/1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 ay, 2014/1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 ay, 2015/1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 ay, 2016/1, 2 ayları için yararlanması gerektiğinin ve 17.06.2016 tarihli 8657372 sayılı başvurusunun hukuka uygun olduğunun tespitine, dair karar verilmiştir
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin 21.12.2016 tarihli ve 2016/1289 Esas, 2016/500 Karar Sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Nedenleri
1. İstinaf kanun yoluna başvuran davalı SGK Başkanlığı vekili, işlem nedeniyle sebepsiz zenginleşen hazine olduğundan, davanın pasif husumet (davalı sıfatı) yokluğu nedeniyle tümden reddi gerektiğini; ayrıca, 18.03.2015 tarih, 2015/10 sayılı genelge hükümleri karşısında davacının isteminin kabulüne olanak bulunmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kalıdırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 18.04.2017 tarihli ve 2017/620 Esas, 2017/621 Karar Sayılı kararıyla; “… Her ne kadar mahkeme ”davacı şirketin 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı Kanun’a eklenmiş olan geçici 10 uncu maddesindeki sigorta prim teşvikinden 2011/3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 ay, 2012/1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 ay, 2013/1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 ay, 2014/1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 ay, 2015/1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 ay, 2016/1, 2 ayları için yararlanması gerektiğinin tespitine” karar vermiş ise de; davacı, bu dava ile kuruma sunduğu teşvikten yararlanma talebini içerir dilekçesinin hukuka uygun olduğunu yani bu talebinin işleme alınması gerektiğinin tespitini talep ettiği,davacının teşvikten yararlanma hakkı olup olmadığı hususunun dilekçe işleme alındıktan sonra davalı kurum tarafından değerlendirilip karar verilebileceği, mahkeme hükmünün bu kısmının talebi aşar nitelikte olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabul edilerek hüküm fıkrasındaki ”yararlanması gerektiğinin” ibaresi hükümden çıkarılarak, … 25. İş Mahkemesinin 2016/1289 E. 2016/500 K. sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın kabulü ile, a- Davalı kurumun 20.06.2016 tarihli 8846353 sayılı red kararının iptaline, davacı şirketin 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı Kanun’a eklenmiş olan geçici 10 uncu maddesindeki sigorta prim teşvikinden 2011/3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 ay, 2012/1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 ay, 2013/1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 ay, 2014/1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12ay, 2015/1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 ay, 2016/1, 2 ayları için yaptığı 17.06.2016 tarihli 8657372 sayılı başvurusunun hukuka uygun olduğunun tespitine; dair karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin 18.04.2017 tarihli ve 2017/620 Esas, 2017/621 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin, 05.06.2018 tarihli ve 2017/3752 Esas, 2018/5506 Karar sayılı kararında; “…27.03.2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen Ek 17.madde ile:
“Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.
Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.
Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu’nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı ve Türkiye İş Kurumu’nun görüşleri alınarak Kurumca belirlenir.”
Mahkemece, yukarıda açıklanan ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren Ek m.17 hükmüne göre, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davaların konusuz kalacağı ancak bu konuda karar verme yetkisinin ilk derece mahkemesi’ne ait olduğu, davacı vekilinin temyiz talebinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğinden anılan yasa maddesi kapsamına göre bir karar verilmesi gerekir.
Bu hukuki olgu çerçevesinde, yeniden inceleme yapılmak üzere mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerekmektedir. “denilmek suretiyle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 13.09.2018 tarihli ve 2018/238 Esas, 2018/335 Karar sayılı kararı ile; “…4447 sayılı Kanun’un geçici 10 uncu maddesinde; 31.12.2015 tarihine kadar işe alınan her bir sigortalı için geçerli olmak üzere, bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren özel sektör işverenlerince işe alınan ve fiilen çalıştırılanların; işe alındıkları tarihten önceki altı aya ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumuna verilen prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı sigortalılar dışında olmaları, aynı döneme ilişkin işe alındıkları işyerinden bildirilen prim ve hizmet belgelerindeki sigortalı sayısının ortalamasına ilave olmaları ve bu maddede belirtilen diğer koşulları da sağlamak kaydıyla, 5510 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinde sayılan ve 82 nci maddesi uyarınca belirlenen prime esas kazançları üzerinden hesaplanan sigorta primlerinin işveren hisselerine ait tutarının, işe alındıkları tarihten itibaren İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanacağı hüküm altına alınmıştır. (Bu maddenin uygulanma süresi, 28.12.2015 tarihli ve 29576 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 21.12.2015 tarihli ve 2015/8321 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki Kararın 1 inci maddesiyle 31.12.2020 tarihine kadar uzatılmıştır.)
Yargılama devam ederken 7103 sayılı Kanun’un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun’a eklenen ek 17 inci maddesindeki düzenleme gereğince davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla karar verilmesine yer olmadığında dair karar verilmiştir.
C. Dairemizin Kaldırma – Gönderme Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin 13.09.2018 tarihli ve 2018/238 Esas, 2018/335 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin 08.06.2021 tarihli ve 2019/6786 Esas, 2021/7876 Karar sayılı kararı ile; “…Hal böyle olunca, ilk derece mahkemesince bozmaya uyularak işin esasına girilmiş ve yazılı şekilde karar verilmiş ise de, aslen temyize konu davadaki, Dairemiz bozma hükmünün, Bölge Adliye Mahkemesince işin esası hakkında ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.2 nci maddesi kapsamında verilmiş olan karara yönelik olduğu, Dairemiz bozma ilamı sonrası yargılama ve hüküm tesis etme yetkisinin Bölge Adliye Mahkemesine ait olacağı açık olmakla, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde verilen kararın kaldırılarak, Dairemiz bozma ilamı sonrasında yargılama yapmak ve bir karar vermek üzere, dosyanın ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi gerekmektedir.” denilerek karar kaldırılmış ve inceleme yapılmak üzere dosya Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiştir.
D. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin 03.11.2021 tarihli ve 2021/1679 Esas, 2021/1686 Karar sayılı kararında “….6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı Kanun’a Geçici Madde 10 olarak eklenen prim teşviki düzenlemesi 01/03/2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ve bu tarihten itibaren 18.03.2015 tarihine kadar geriye dönük teşvik talepleri Kurumca kabul edilmiştir. Mevzuatımızda, hatalı teşvik seçilmesi halinde düzeltilmesine engel bir mevzuat bulunmadığı gibi Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 103/4 fıkrasına göre “Daha önce Kuruma belge türü veya kanun numarası hatalı seçilerek verilmiş olan aylık prim ve hizmet belgelerine ilişkin düzeltme amaçlı olarak yasal süresi dışında verilen aylık prim ve hizmet belgeleri, düzeltme ile fiili hizmet süresi zammı kazandırma hali hariç, belgede kayıtlı sigortalılar ve bu sigortalıların prim ödeme gün sayısı ile prime esas kazanç tutarının aynı olması kaydıyla, ayrıca incelemeye gerek kalmaksızın işleme alınır. Bu nitelikte verilen aylık prim ve hizmet belgelerine idarî para cezası uygulanmaz. Sonradan düzeltme amaçlı verilen belge ile fiili hizmet süresi zammı kazandırılması halinde, söz konusu belgenin işleme alınmasında bu maddenin yukarıdaki fıkralarında belirtilen usul izlenir.” düzenlemesi ile bu imkan işverenlere açıkça tanınmış olup anılan düzenleme halen yürürlüktedir. Kanun ile yasaklanmayan ve Yönetmelik ile tanınan teşvik değişikliği imkanının Kurumun iç genelgesi ile kaldırılması hukuk devlet ilkesi ile bağdaşmaz.
Davacının 5510 Kanun numarası seçerek prim teşvikinden yararlandığı ve süresi içerisinde aylık prim ve hizmet belgesini verdiği noktasında bur uyuşmazlık bulunmamaktadır. Geçici Madde 10’da prim teşvikinden yararlanmak isteyen işverenlerin “çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak; 5510 sayılı Kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerini yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna vermesi” koşulu bulunmakta olup teşvik yanlış seçilmiş olsa dahi aylık prim ve hizmet belgelerini yasal süresi içerisinde Kuruma gönderen işverenlerin, prim teşvik maddesini yanlış seçtikleri gerekçesiyle 4447 sayılı Kanun’un Geçici Madde 10/5 fıkrası kapsamında bildirgeyi vermiş sayılmayacakları iddiası da hukuki dayanaktan yoksundur.
Her ne kadar mahkeme ”davacı şirketin 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı Kanun’a eklenmiş olan geçici 10 uncu maddesindeki sigorta prim teşvikinden 2011/3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 ay, 2012/1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 ay, 2013/1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 ay, 2014/1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 ay, 2015/1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 ay, 2016/1, 2 ayları için yararlanması gerektiğinin tespitine” karar vermiş ise de; davacı, bu dava ile kuruma sunduğu teşvikten yararlanma talebini içerir dilekçesinin hukuka uygun olduğunu yani bu talebinin işleme alınması gerektiğinin tespitini talep ettiği,davacının teşvikten yararlanma hakkı olup olmadığı hususunun dilekçe işleme alındıktan sonra davalı kurum tarafından değerlendirilip karar verilebileceği, mahkeme hükmünün bu kısmının talebi aşar nitelikte olduğu anlaşıldığından istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, hüküm fıkrasındaki ”yararlanması gerektiğinin” ibaresi hükümden çıkarılarak, yeniden esas hakkında karar verilmesi ile davanın kabulü ile davalı kurumun 20.06.2016 tarihli 8846353 sayılı red kararının iptaline, davacı şirketin 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı Kanun’a eklenmiş olan geçici 10 uncu maddesindeki sigorta prim teşvikinden 2011/3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 ay, 2012/1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 ay, 2013/1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12ay, 2014/1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12ay, 2015/1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 ay, 2016/1, 2 ayları için yaptığı 17.06.2016 tarihli 8657372 sayılı başvurusunun hukuka uygun olduğunun tespitine dair karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı … vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı SGK vekili; davacı hakkında yapılan Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu belirterek, verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4447 Sayılı Kanun’un geçici 10 uncu maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılmak için verilen belgelerin kurumca işleme alınması gerekip gerekmediğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri aynı zamandda 331 inci maddesi ile birlikte, 4447 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 10 uncu maddeleri hükümleridir.
3. Değerlendirme
1.Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26 ncı maddesi uyarınca; “Hâkim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.” Hükmü mevcut olup aynı Kanun’un 297 nci maddesinin (2) nci Fıkrasında “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”, hükümleri öngörülmüş olup, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
2.Eldeki davada ise, davacının dava dilekçesinde, 03/2011-2/2016 dönemleri için geçerli olmak üzere bu dönemde çalışan ve geçici 10 uncu maddede belirtilen şartları sağlayan çalışanlar için geriye dönük olarak anılan sigorta prim teşvikinden yararlanma talebinde bulunduğu, başka bir deyişle, kuruma verilen belgelerde yer alan sigortalıların tamamı bakımından 4447 sayılı Kanun’un geçici 10 uncu maddesinin şartlarının taşındığı iddiası ile kuruma başvurulduğu, ne var ki kurumca henüz belgelerin işleme alınması esnasında, sigortalılara ilişkin şartlar incelenmeksizin uyuşmazlık çıkartıldığı anlaşılmakta olup, davacının talebinin sadece belgelerin işleme alınmasına yönelik olduğuna ilişkin kabul ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir. Zira davada, verilen belgelerin içeriğinde belirtilen sigortalıların tamamının 4447 sayılı Kanun’un geçici 10 uncu maddesi hükümlerinde faydalandırılma şartlarına haiz olduğu da iddia edilmiş olduğu gibi, davacının bu iddia ile açtığı davasında, işleme alınmasına yönelik talep ile teşvikten faydalandırılma taleplerinin birbirinden ayrılmasına da imkan bulunmamaktadır. Bu şekildeki uygulama ve yorum, taraflar arasındaki uyuşmazlığı sonsuza kadar ortadan kaldıracak şekilde karar verme yükümlülüğü bulunan mahkemelere Anayasa ile verilen görev ile gerekçeli karar elde etme ve infazını isteme hakkına sahip olan tarafların haklarını teslim etmek bakımından doğru bir uygulama olacaktır.
3.O halde, mahkemece, davacı tarafından kuruma verilen tüm belgelerde yer alan sigortalıların 4447 sayılı Kanun’un geçici 10 uncu madde hükümlerinde yer alan şartları taşıyıp taşımadığı hususunda belgelerin kuruma gönderilmesi ile (işleme alınsa idi) bu şartların varlığı hakkında kurum ile davacı arasındaki uyuşmazlık da usulünce giderildikten sonra, infaza elverişli bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
4.Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir örneğinin de İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
13.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.