YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9124
KARAR NO : 2022/16161
KARAR TARİHİ : 05.12.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının kısmen kabulüne dair verilen kararın davacılar vekili ve davalı … vekili tarafından süresi içinde temyizi istenilmekle, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Mahkemece hükmüne uyulan Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 04.06.2018 tarih, 2015/10070 Esas ve 2018/5767 Karar sayılı ilamında özetle; davacı yanın adli yardım talebinin yasal koşulları oluştuğu dikkate alınıp HMK’nın 335 vd. maddeleri gereği adli yardım talebinin kabulü ile ıslah edilen kısım yönünden değerlendirme yapılması; Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti’nden seçilecek bilirkişi heyetinden, tüm dosya kapsamı incelenmek suretiyle, kaza tespit tutanağı ile mahkemenin aldığı ATK raporu ve ceza yargılamasında alınan raporların kusur belirlemeleri arasındaki çelişkiyi gideren rapor alınarak, oluşacak sonuca göre karar verilmesi; tüm davacılar için hak ve nasafet kuralları çerçevesinde daha yüksek manevi tazminata hükmedilmesi; davacı …’in, kaza tarihinde öğretmen olup olmadığı ve elde ettiği gelir ile istifası sözkonusu ise mesleğine tekrar dönmesinin hukuken mümkün olup olmadığı ve mesleğine dönüp dönmediğinin sorulması, davacı tarafın iddia ettiği gibi matbaacılık ve gazete ortaklığı yönünden ise, ayrıntılı vergi kayıtları ile SGK hizmet dökümünün getirtilmesi ve bu kayıtlara göre gelirinin saptanması, bu kayıtlara göre bir işveren yanında çalışmaktaysa işyerinden gelirine ilişkin araştırma yapılması ile davacının temin edilen resmi belgelerdeki net kazancı dikkate alınarak tazminat hesabına esas gelirinin saptanması, daha sonra bu gelir üzerinden hesaplama yapılması için bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada toplanan delillere göre; davacı …’un maddi tazminat talebinin yasal şartları oluşmadığı için reddine; diğer davacıların maddi tazminat isteminin kısmen kabulüyle davacı … için 877.850,23 TL ve İzzet için 189.825,82 TL’nin kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte (800.757,03 TL’lik bölümünün davalılar … ve …’den müştereken ve müteselsilen tahsiline, 266.919,01 TL’lik bölümünün ise davalı …’den tahsiline); davacıların manevi tazminat isteminin kısmen kabulüyle davacı … için 37.500,00 TL, İzzet için 22.500,00 TL ve Binnur için 3.750,00 TL’nin kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar … ve …’den müştereken ve müteselsilen tahsiline; davacı … için 12.500,00 TL, İzzet için 7.500,00 TL ve Binnur için 1.250,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı …’den tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı … vekilinin, yasal süresinde yaptığı temyiz başvurusunun, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesi için gerekli gider avansının yatırılmasına ilişkin muhtıraya rağmen, avansın yatırılmadığı gerekçesiyle reddine ilişkin olarak verilen 26/05/2022 tarihli ek kararın, mahkeme asıl kararı davacı yanca da temyiz edildiği ve dosyada gider avansı bulunduğu, davalının gider avansı yatırmasını zorunlu kılan bir neden bulunmadığı gözetilerek, temyizin reddine ilişkin 26/05/2022 tarihli ek kararın kaldırılması ile yapılan inceleme sonunda;
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına; daha önce temyize konu edilip bozma kapsamı dışında bırakıldığı için kesinleşen yönlerin yeniden incelenmesinin mümkün olmamasına; oluşa ve dosya kapsamına uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi heyeti raporundaki kusur oranlarının benimsenmesinin yerinde görülmesine; davacı … için manevi tazminatın takdirinde TBK’nın 56. maddesindeki özel haller dikkate alınarak hak ve nasafet kuralları çerçevesinde hüküm kurulmuş olmasına; davacıların hak sahibi olduğu maddi tazminatlar hüküm fıkrasında açıkça gösterildiğinden, hükümde tereddüt yaratıcı bir yön bulunmamasına; davacıların bozmadan önceki (2014’teki) ıslah talebi gözetilerek karar verildiğinden ve bozmadan sonra yapılmış ıslah da bulunmadığından, bu yöne ilişkin davalı temyiz itirazlarının yerinde olmamasına; dava dışı sigorta şirketlerinin davadan önce yaptığı ödemelerin güncellenmiş değerlerinin düşülmesiyle tazminatlar hesaplandığı için, davalının bu husustaki temyizinin de yerinde görülmemesine; reddolunan maddi ve manevi tazminat miktarlarıyla uyumlu biçimde, karar tarihindeki AAÜT hükümlerine uygun olarak red vekalet ücretlerinin belirlenmiş olmasına göre, davalı … vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazları ile davacılar vekilinin diğer bütün temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı taraf, davaya konu ettiği maddi ve manevi tazminatların davalılardan müteselsilen tahsili istemiyle dava açmış; bilirkişi raporunda davalılar %75 ve %25 oranında kusurlu bulunduğundan, bilirkişi raporlarıyla saptanan maddi tazminatlar ve hükmedilen manevi tazminatlar bakımından, davalıların kusur oranlarına göre belirlenen tutarlar, her bir davalı için ayrı ayrı hüküm altına alınmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 88/1. maddesinde “bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur” düzenlemesi yapılmış ve zarardan birlikte sorumlu olanlar arasında müteselsil sorumluluk ilkesi kabul edilmiştir. Davacı yanın davalılar arasındaki teselsülden açıkça feragati gibi bir durum bulunmadığı da dikkate alındığında, davalıların kazadaki kusur oranlarına göre sorumlu oldukları tutarların belirlenmesi doğru olmamıştır.
Diğer yandan; dava konusu tazminatlardan müteselsilen sorumlu olan davalıların, bu tazminatların fer’isi niteliğindeki yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin tamamından da müteselsilen sorumlu oldukları gözetilmeden karar verilmesi hatalı olmuştur. Ne var ki, belirlenen bu yanılgıların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün 6100 sayılı HMK’nın 370/2. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı … vekilinin tüm temyiz itirazları ile davacılar vekilinin diğer tüm temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 3. bendinde yer alan “800.757,03 TL’lik kısmının davalılar … ve …’dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 266.919,01 TL’lik kısmının davalı …’den tahsiline ve davacılara ödenmesine” ibaresi hükümden çıkartılarak yerine “tüm davalılardan müteselsilen tahsiline” ibaresinin yazılmasına; hükmün 4. ve 5. bentleri tümüyle hükümden çıkartılarak yerlerine “davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüyle davacı … için 50.000,00 TL, davacı … için 30.000,00 TL, davacı … için 5.000,00 TL’nin 11/11/2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müteselsilen tahsiline” ibaresinin yazılmasına; hükmün 6/a bendindeki “54.443,54 TL’lik kısmının davalılar … ve …’den müştereken ve müteselsilen tahsili ile kalan 18.147,84 TL’lik kısmının davalı …’den tahsili ile hazineye irat kaydına” ibaresi hükümden çıkartılarak yerine “tüm davalılardan müteselsilen tahsiliyle hazineye irat kaydına” ibaresinin yazılmasına; hükmün 6/b bendindeki “3.395,92 TL’lik kısmının davalılar … ve …’den müştereken ve müteselsilen tahsili ile kalan 1.131,97 TL’lik kısmının davalı …’den tahsili ile Hazineye irat kaydına” ibaresi hükümden çıkartılarak yerine “tüm davalılardan müteselsilen tahsiliyle hazineye irat kaydına” ibaresinin yazılmasına; hükmün 7. bendindeki “1.488,66 TL’lik kısmının davalılar … ve … Saltuk’dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile kalan 496,21 TL’lik kısmının davalı …’den tahsili ile davacılara ödenmesine, kalan yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına” ibaresi hükümden çıkartılarak yerine “tüm davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacılara ödenmesine, kalan yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına” ibaresinin yazılmasına; hükmün 8. bendindeki “851,64 TL’lik kısmının davalılar … ve …’dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile kalan 283,87 TL’lik kısmının davalı …’den tahsili ile” ibaresi hükümden çıkartılarak yerine “tüm davalılardan müteselsilen tahsiline” ibaresinin yazılmasına; hükmün 9/A-1. bendindeki “52.626,00 TL’lik kısmının davalılar … ve … ‘dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile kalan 17.542,66 TL’lik kısmının davalı …’den tahsili ile davacılara ödenmesine” ibaresi hükümden çıkartılarak yerine “tüm davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacılara ödenmesine” ibaresinin yazılmasına; hükmün 9/B-1. bendindeki ” 8.887,50 TL’lik kısmının davalılar … ve … ‘dan tahsili ile kalan 2.962,50 TL’lik kısmının davalı …’den tahsili ile davacılara ödenmesine” ibaresi hükümden çıkartılarak yerine “tüm davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacılara ödenmesine” ibaresinin yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 14.763,80 TL kalan onama harcının temyiz eden davalı …’de alınmasına 05.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.
..