YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/958
KARAR NO : 2012/20996
KARAR TARİHİ : 08.10.2012
Mahkemesi : Fatsa Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle Yaralama
Hüküm : Temyiz talebinin reddi
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hükmün kesin olması nedeniyle bu hükme yönelik temyiz isteminin reddine ilişkin karar sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Mahkemenin 25.12.2007 tarihli ek kararında 14.11.2007 tarihli hükmün nevi ve miktarı itibariyle temyizi kabil olmadığı belirtilerek sanığın temyiz talebinin reddine karar verilmiş ise de, hükümde sürücü belgesinin geri alınmasına da karar verildiğinden hükmün kesin olmadığı ve temyize tabi olduğu anlaşıldığından, 25.12.2007 tarihli ek karar kaldırılarak yapılan incelemede;
Gerekçeli karar başlığında suç adının “taksirle yaralama” yerine “basit yaralama” olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım yanlışlığı olarak kabul edilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın kusur durumuna, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- 5237 sayılı TCK’nın 89/1. maddesi uyarınca hüküm tesis edilirken verilecek adli para cezasının asgari hadden tayini halinde miktarının 5560 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 19/12/2006 tarihinden önce işlenen suçlarda 5 günden 730 güne kadar, bu tarihten sonra işlenen suçlardan ise 5560 sayılı Kanunun 1. maddesiyle 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesine eklenen 9. fıkra hükmü uyarınca 90 günden 365 güne kadar olduğu dikkate alınarak, suç tarihi itibariyle adli para cezasına esas alınacak gün sayısının alt sınırının 5 gün olduğu gözetilmeyerek adli para cezasının alt sınırının 90 gün olduğundan bahisle sanık hakkında fazla ceza tayini,
2- Sanığın sürücü belgesinin onaylı sureti getirtilmeden geri alınmasına karar verilmesi, kanuna aykırı,
Kabule göre de,
Sanığın yargılamanın her aşamasında mağdur ile uzlaşmak istediğini beyan etmesine rağmen mağdurun uzlaşmayı kabul etmemesi nedeniyle uzlaşmanın sağlanamamış olması gözönüne alınıp mahkemece yapılacak basit bir tespitle, mağdurun uğradığı zarar miktarı belirlenerek sanığa ödeme imkanı tanınıp sonucuna göre 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca tebliğnamedeki isteme uygun olarak BOZULMASINA, 08.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.