Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2012/19106 E. 2012/20403 K. 02.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19106
KARAR NO : 2012/20403
KARAR TARİHİ : 02.10.2012

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Katılan sanık hakkında : Özel hayatın gizliliğini ihlal
Hüküm : Sanıklar … ve … hakkında : Beraat
Sanık … hakkında : 5237 sayılı TCK’nın 134/2-1 ve 2. cümlesi, 53/1-a,c,d,e maddeleri uyarınca mahkumiyet

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan katılan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm katılan sanık müdafii; hakaret suçundan sanıkların beraatlerine ilişkin hükümler katılan sanık müdafii ve C.Savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
A) Katılan sanığın mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Dosya içeriğine göre, katılan sanığın, mağdurenin özel hayat kapsamındaki görüntülerini bilgisi dahilinde, kamera sistemi çalışır taşınabilir telefonuyla kayıt edip, elde ettiği görüntüleri, mağdureden habersiz ve onun rızası olmaksızın, bluetooth sistemi aracılığıyla başka kişilerin cep telefonuna göndermek ve internette bir video paylaşım sitesine koymak suretiyle özel hayatına ilişkin görüntülerinin yayılmasına sebebiyet verdiği olayda, yapılan yargılama sonucu, 5237 sayılı TCK’nın 134/2. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçu sabit görülerek sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de, anılan suçun aynı Kanunun 139/1. maddesi uyarınca soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olup, mağdurenin aşamalarda sanıktan şikayetçi olmadığını belirtmiş bulunması karşısında, sanık hakkında açılan kamu davasının şikayet yokluğu nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 139/1, 73/1 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, katılan sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK’nın 139/1, 73/1 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca katılan sanık hakkındaki kamu davasının şikayetten vazgeçme nedeniyle DÜŞMESİNE,
B) Sanık … ve …’ün beraatlerine ilişkin hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesine gelince;
Dosya içeriğine göre; katılan sanıkla mağdurenin özel hayat kapsamında değerlendirilmesi gereken görüntülerini izleyen sanıkların, katılan sanığı gördüklerinde, “ ilişkiye girdiğin lise öğrencisi kızın görüntülerini niye internete veriyorsun, sen gavatmısın, yaptığın hiç Sivas’lıya yakışıyor mu?” şeklinde sözler söyledikleri sanıkların ikrarı içerir savunmaları ve katılan sanığın beyanlarıyla anlaşıldığı halde, katılan sanığın onur, şeref ve saygınlığını rencide eden sanıkların, hakaret suçundan mahkumiyetleri yerine, yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle, beraatlerine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, katılan sanık müdafii ve C.Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 02.10.2012 tarihinde katılan sanık yönünden oybirliğiyle, sanıklar yönünden oyçokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Katılan sanık servis şöförlüğü yapmakta, mağdure ise lise öğrencisidir, her ikisi arasında başlayan arkadaşlık ileri boyutlara taşınmış, sanık hangi ruh haliyle yapıldığı anlaşılmayan bir düşünce ile mağdure ile olan cinsel birlikteliğini cep telefonu ile kayıt etmiş, bununla da yetinmeyip, telefonda blutooth sistemiyle bu görüntüleri yaymıştır. Bu görüntüleri seyreden sanıklar ise mahalleden tanıdıkları mağdureye yapılan bu davranışın yanlışlığını vurgulamak amacıyla “ilişkiye girdiğin lise öğrencisi kızın görüntülerini niye internete veriyorsun, sen gavatmısın, yaptığın hiç Sivas’lıya yakışıyor mu?” şeklindeki sözleri sarf etmişlerdir. Sarfedilen bu sözlerin söylenme tarzı ve oluş nazara alındığında hakaret kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Sanıklar diğer katılan sanığın onur ve saygınlığını rencide edebilecek bir davranışta bulunmamış, aksine katılan sanığın davranışlarının yanlış, onur ve saygınlığı zedeleyici nitelikte olduğunu vurgulamışlardır. Bu nedenle verilen beraat hükmü isabetli olup, onanması gerektiği görüşüyle çoğunluğun aksi yönde oluşan kanaatine katılmamaktayım.