YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1527
KARAR NO : 2023/3813
KARAR TARİHİ : 06.04.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/255 E., 2022/1795 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/267 E., 2021/76 K.
Taraflar arasındaki yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile aksi yöndeki kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin yurtdışı borçlanma talebinde bulunduğunu ve kendisine borç çıkartılan borç tahakkuk cetvelinde iki ayrı tarihler arası borçlanma süre ve miktarları olduğu halde; davacının 10.02.1992-21.06.2004 tarihleri arası, gün sayısının 4452, borçlanma tutarı 121.495,08 TL olan seçeneği seçerek söz konusu meblağı banka kanalı ile ödediğini, müvekkilinin SGK’ya vermiş olduğu dilekçe ile de; ödeme yaptığını ve yapmış olduğu ödemenin 10.02.1992- 21.06.2004 tarihleri aralığında değerlendirilmesi talebinde bulunduğunu, davalı kurumun müvekkilin talebine olumsuz cevap verdiğini, olumsuz cevabın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek yurtdışı borçlanılan günlerin 10.02.1992-21.06.2004 tarihleri arası olarak kabul ve değerlendirilmesi ile emekliliğinin ve yaşlılık aylığının buna göre hesaplanmasının ve bağlanmasının tespitine, aksi yönde kurum kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacının 17.08.2017 tarihli yurtdışı borçlanması için kısmı ödeme yaptığını, yapılan kısmi ödemeyle ilgili bir seçim yapmadığından, ödeme tahakkuk cetvelinde kayıtlı son tarihten geriye doğru olmak üzere 22.06.2004-10.02.2007 tarihleri arasına sayıldığını, sigortalının 31.07.2019 tarihli borçlanması içinde kısmi ödeme yaptığını, ödeme yapmadan önce kısmi ödemenin hangi sürelere aktarılacağı hususunda bir talepte bulunmadığını, ödeme tahakkuk cetvelinde kayıtlı son tarihten geriye götürülerek 30.12.2003-21.12.2018 tarihleri arasına sayıldığını, ödeme yapıldıktan sonra verilen 20.12.2019 tarihli dilekçesindeki talebinin geçersiz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 17.08.2017 tarih ve 10207156 sayı ile kurum kayıtlarına alınan Yurtdışı Hizmet Borçlanma Talep Dilekçesi ile Almanya’da çalışılan ve boşta sürelerinin 5400 günün 10.02.1992 tarihinden itibaren borçlandırılmasını talep etmiş ise de; 3201 sayılı Kanun’a göre borçlandırılan 10.02.1992-10.02.2007 tarihleri arası için adına tahakkuk ettirilen 102.384,00 TL. borç tutarının tamamını ödemediğinden, 102.384,00 TL.ye karşılık 18.000,00 TL. yi kurum hesabına ödendiğinden, ödenen tutar 949 güne tekabül ettiğinden, davalı Kurum tarafından 949 gün, 3201 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının “..istek sahibinin ibraz edeceği ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır…” hükmü gereğince borçlandırılan sürenin sonu olan 10.02.2007 tarihinden 949 gün geriye gidilerek 22.06.2004-10.02.2007 tarihleri arasına mal edildiği davalı kurum işleminde herhangi bir hata bulunmadığı anlaşılmakla, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili; davacı tarafından yapılan ödemenin kendisine çıkarılan borç tahakkuk cetvelinde belirtilmiş olan 2 ayrı başlangıç ve bitiş tarihli ödeme tutarından 10.02.1992-21.06.2004 tarihleri arasındaki borç tutarı olan 121.495,08 TL yi ödemesi ile; aslında talebinin bu tarihler arası borçlanma talebi olduğunu tartışmasız şekilde ortaya koyduğunu, aksine yorum ile SGK tarafından verilen cevap dilekçesinde; davacının kısmi ödeme ile ilgili seçim yapmadığından, … şeklindeki işlem gerekçesinin; hayatın olağan akışına aykırı, hakkaniyet iktiza etmeyen, usul ve yasaya aykırı bir işlem olduğunu, davacı tarafından SGK’ya yapılan Yurtdışı Hizmet Borçlanması’na ilişkin ödeme makbuzunda da; ödeme tutarının kuruşu kuruşuna kendisine çıkarılan borç tahakkuk cetvelindeki 10.02.1996-21.06.2004 tarihleri arasındaki borçlanma tutarı olarak görünen 121.495,08 TL olduğunu, buna rağmen SGK tarafından, borçlanılmak istenen tarihlerin, ödeme yapılmadan önce dilekçe verilmesi ve davacının yapmış olduğu ödemenin 30.12.2003-31.12.2018 tarihleri arasına aktarılmasının hakkaniyete usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının ödeme zamanındaki açık iradesinin belli olması, ödeme sonrası da dilekçe ile bir kez daha borçlanılmak istenilen tarih aralığını beyan etmesi karşısında, SGK’nın davacının talebini reddetmesinin MK 2 maddesi kapsamında; ‘Dürüstlük Kuralı”na ve Hakkın kötüye Kullanılması Yasağı’na aykırılık teşkil ettiğini, davacının yapmış olduğu ödeme tutarı ile asıl ve gerçek iradesinin yapmış olduğu ödeme tutarında karşılık gelen tarihler arası olduğunun açık ve net olduğunu, mahkemece, bu husustaki hukuki uyuşmazlığın yorumunda sosyal güvenlik hukukuna özgü bir yorum yöntemi olan sigortalı lehine yorum ilkesinin dikkate alınmadığını, sigortalı lehine yorum ilkesinin, iş hukukunun temel ilkelerinden olan işçi lehine yorum ilkesinin sosyal güvenlik hukukuna yansıması olarak da değerlendirilmekte olduğunu, hükme esas bilirkişi raporuna karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, yeniden bilirkişi raporu yada ek rapor tanzim edilmesi hususundaki taleplerinin değerlendirilmemesinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek kararı istinaf etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda; her ne kadar davalı Kurumun, eksik belgelerin tamamlanmasına ilişkin 03.09.2019 tarihli yazısının davacıya tebliğ edildiğine ilişkin herhangi bir delil veya evrakın sunulmadığı anlaşılmakta ise de; davacının, 25.02.2020 tarihinde İsviçre’de çalıştığı süreleri gösteren hizmet cetvelini Kuruma göndermesi gerektiği hususundan haberdar olduğu ve anılan tarihten itibaren üç ay içerisinde bu belgeleri yine sunmadığı , bu durumda davanın kabulü ile davacının 31.07.2019 tarihli yurtdışı borçlanma talebininin geçerli olduğunun tespitine karar verilmesinin yerinde bulunmadığı; davacı vekilinin 16.06.2020 tarihinde yaptığı başvuru ile birlikte davacının İsviçre’de geçen çalışmalarını gösteren hizmet belgelerini de sunmuş olması karşısında davalı Kurumca anılan tarihli yurtdışı borçlanma talep dilekçesinin işleme alınması ve bu tarih itibariyle yasal şartların oluşması halinde borç tahakkuk cetveli düzenlemesi gerektiği, bu nedenle, borçlanma yapabilmesi için yeniden müracaat etmesi gerektiğinden bahisle talebin tamamen reddedilmesi yerinde olmadığından; davacının 16.06.2010 tarihli yurtdışı borçlanma talep dilekçesinin işleme alınması gerektiğinin tespitine karar verilmesi gerektiği, açıklanan nedenlerle, davalı Kurumun kısmen yerinde bulunan istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, ileri sürülmeyen ve kamu düzenine ilişkin bulunmayan hususlar nazara alınmaksızın davanın esasına ilişkin olarak davalı Kurumun istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile … 1. İş Mahkemesinin 09.09.2021 tarih ve 2020/230 E. 2021/206 K. sayılı kararının kaldırılması ile davanın kısmen kabulü ile davacının 16.06.2020 tarihli dilekçesinin yurtdışı borçlanma talep dilekçesi olarak davalı Kurumca işleme alınması gerektiğinin tespitine, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü gerekçelerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, yatırılan yurtdışı borçlanma bedelinin 10.02.1992 – 21.06.2004 tarihleri arasına mal edilerek davacının yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti, aksi yöndeki kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık; 3201 sayılı Kanun kapsamında yapılan yurt dışı borçlanma talebi üzerine tahakkuk ettirilen borçlanma bedelinin herhangi bir ihtirazi kayıt konulmadan ödenmesi hâlinde yapılan ödemeye karşılık gelen sigortalılık süresinin hangi aylara mal edilmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
Davanın yasal dayanağı olan 3201 sayılı Kanun’un, 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesi ile değişik “Süre tespiti ve sigortalılığın başlangıcı” başlıklı 5. maddesi ile “Yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin tespitinde, bunu belirten ve istek sahibinin ibraz edeceği ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır, bu tespitte 1 yıl 360 gün, 1 ay 30 gün hesaplanır.
Sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların, borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları ile ilgili hizmetlerine katılır. Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür. Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmeti bulunmayan istek sahiplerinin sigortalılıklarının başlangıç tarihi, borçlarını tamamen ödedikleri tarihten borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülen tarihtir.
Yurtdışı hizmet borçlanmasına ait süreler 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre hangi sigortalılık haline göre geçmiş sayılacağının belirlenmesinde; Türkiye’de sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilir” hükmünü içermekte olup; Yasa’nın anılan açık hükmü karşısında, 3201 sayılı Kanun kapsamında yapılan yurtdışı hizmet borçlanmalarında esas alınan yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin, ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere belirlenmesi gerekir.
Öte yandan, borçlanma cetvelindeki süreye ait borçlanma bedelinin ihtirazi kayıt konularak ödenmiş olması da sonuca etkili olmayacaktır. Borçlanma bedeli ihtirazi kayıt konularak ödense dahi kısmi ödeme hâlinde 3201 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi uyarınca ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru gidilerek mal edilecek tarihler tespit edilecektir.(Hukuk Genel Kurulu’nun 12/12/2018 gün ve 2018/21-995 Esas ve 2018/1901 Karar sayılı kararı)
06.10.2008 tarih ve 27046 sayılı Yurtdışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin “Borçlandırılan Sürelerin Değerlendirilmesi ve Sigortalılığın Başlangıcı” başlıklı 12 maddesinde ise;
(1) Başvuru sahibince borçlanmak istenilen süre belirtilmişse belirtilen süre, belirtilmemiş ise ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere borçlanmak istediği gün sayısı esas alınır. Bu tespitte bir yıl 360 gün, bir ay 30 gün olarak hesaplanır.
(2) Yurtdışında hizmet borçlanmasına dair sürelerin 5510 sayılı Kanun kapsamında hangi sigortalılık haline göre geçmiş sayılacağının belirlenmesinde söz konusu süreler, başvuru sahiplerinin Türkiye’de sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa 5510 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilir.
(3) Türkiye’de sosyal güvenlik Kanunlarına tabi hizmetleri olanların borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları veya hizmetlerine eklenir.
(4) Aylığa hak kazanmak için 5510 sayılı Kanunun 38 inci maddesinin üçüncü fıkrasında tanımlanan anlamda belli bir sigortalılık süresi şartının yerine getirilip getirilmediğinin tespitinde geçerli olmak üzere;
a)Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür.
b) Türkiye’de sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmeti bulunmayan başvuru sahiplerinin sigortalılıklarının başlangıç tarihi, borçlarını tamamen ödedikleri tarihten, sigortalı ölmüş ise ölüm tarihinden, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülmek suretiyle tespit edilir. Birden fazla yurtdışı hizmet borçlanması yapılması durumunda da sigortalılık süresi başlangıcı, borcun en son ödendiği tarihten, borçlanılan toplam gün sayısı kadar geriye götürülerek belirlenir.
(5) Sosyal güvenlik sözleşmesi yapılmış ülkelerdeki hizmetlerini borçlananların, sözleşme yapılan ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarih, ilk işe giriş tarihi olarak dikkate alınmaz” hükümleri düzenlenmiştir.
3. Değerlendirme
1.Eldeki davada verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup yapılan araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Davacının 13.12.2019 tarihinde 121.495,08 TL tutarında ödeme yaptığı, belirtilen tutarın 3201 sayılı Kanun kapsamında düzenlenen borç tahakkuk cetvelinde 10.02.1992-21.06.2004 sürelerine ilişkin 4452 gün karşılığı olmak üzere yapıldığı ve kurum kayıtlarında da ödemenin tahsil edildiğinin belirtildiği ancak Mahkemece, 3201 sayılı Kanun’a göre borçlandırılan 10.02.1992-10.02.2007 tarihleri arası için adına tahakkuk ettirilen 102.384,00 TL. borç tutarının tamamını ödemediğinden, 102.384,00 TL.ye karşılık 18.000,00 TL. yi kurum hesabına ödendiğinden, ödenen tutar 949 güne tekabül ettiğinden, davalı Kurum tarafından 949 gün, 3201 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının “..istek sahibinin ibraz edeceği ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır…” hükmü gereğince borçlandırılan sürenin sonu olan 10.02.2007 tarihinden 949 gün geriye gidilerek 22.06.2004-10.02.2007 tarihleri arasına mal edildiği kabulüyle hareket edilerek davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Yapılması gereken iş, 13.12.2019 tarihinde yapılan 121.495,08 TL tutarındaki ödeme tarihinden geriye doğru yapılan ödemenin değerlendirilmesi ile yargılama aşamasında davacının aylık bağlama şartlarını taşıyıp taşımadığı da irdelenerek sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir.
VI. KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.