Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/4797 E. 2023/4493 K. 26.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4797
KARAR NO : 2023/4493
KARAR TARİHİ : 26.04.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1183 E., 2023/373 K.
KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/461 E., 2018/270 K.

Taraflar arasındaki kurum işlemi iptali davasında İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının yurtdışı borçlanmasını iptal eden ve tahsis talebini reddeden davalı kurum işleminin iptali ile tahsis talep tarihini takip eden aybaşından itibaren davacıya emekli aylığı bağlanmasına ve her bir aylığa ödenmesi gereken tarihlerden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusuna ilişkin olarak 11.09.2014 tarihinden önceki dönemde, 3201 ve 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre yurtdışı hizmetinin borçlanabilmesi için borçlanmayı yapan sigortalının T.C. Vatandaşı olması gerekmekteydi. Dava konusu olayda davacının murisi olan eşi yurtdışında geçirdiği sürede Türk Vatandaşı olmakla birlikte davacı kişi 16.07.2014 günü kendi isteğiyle Türk Vatandaşlığından çıkmış bulunmaktadır. Yani müteveffa eşinin hizmetinden dolayı yurtdışı borçlanması yapacak olan davacı taraf muris eşine ait yurtdışı borçlanmasını talep ettiği 22.11.2016 tarihinde Türk Vatandaşı değildir. Davacının dava sırasında Türk Vatandaşı olması halinde davacı tarafından talep edilen dul aylığı da davacı kişiye tahsis talep tarihinden itibaren bağlanacaktır. Dava konusu yurtdışı borçlanma işlemi davalı Kurumca yerine getirildiğinden dolayı dava konusuz kalmıştır. Davacının yurtdışı borçlanma işlemi konusunda Kuruma karşı dava açmakta hukuki menfaati bulunmamaktadır.” şeklinde beyanda bulunarak; açılan davanın reddine karar verilmesine talep ve beyan etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ; “1-Davanın kabulü ile,1-) 19.02.2017 tarih 4594304 sayılı kurum İşleminin iptaline, 2-) Davacının 01.06.2017 tarihinden başlamak kaydıyla ölüm aylığı bağlanmasına, 01.06.2017 tarihinden itibaren ay be ay işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, ” karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı SGK vekili istinaf başvurusunda; yurt dışı borçlanmaya uygulanan 3201 sayılı Kanun’un, uygulama yönetmeliğinin 2 ve 6 ıncı maddelerinin, borçlanmanın kabul edilebilmesi için davalı Kuruma başvuru tarihinde hak sahibinin Türk vatandaşı olma şartını aradığı, davacının başvuru tarihi olan 22.11.2016 tarihinde Türk vatandaşı olmadığı, davacının 16.07.2014 tarihinde kendi isteğiyle Türk vatandaşlığından çıktığı, talep tarihinde borçlanmasının Kurumca sehven kabul edilmekle birlikte davacıya yapılan borçlanma tebligatı sonrasında borçlanma tutarının davacının hak sahibi tarafından Kurum hesaplarına yatırılmış olmasının davacıya muris eşi adına yurtdışı borçlanma hakkını vermediği, davacının Türk vatandaşı olmadığının tahsis talebinde bulunduğu 29.05.2017 günü Kurumca anlaşıldığı, bu nedenle 12.09.2017 tarihli, 4594307 sayılı idari işlemle davacı hak sahibinin yurtdışı borçlanma işleminin iptal edilerek davacıya aynı tarih ve sayılı resmi yazıyla bildirildiği, dava konusu olayda borçlanmayı yapan davacının hak sahibi olduğu, yurt dışında geçirilen çalışma süresi borçlanılanın ise davacının muris eşi olduğu, borçlanılan hizmetin murisin hizmeti olduğu gerekçeleriyle, yerel mahkemece verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi talebiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, … Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü 12.09.2017 tarih ve 4594307 sayılı yazısıyla davacının 16.07.2014 tarihinde Türk vatandaşlığını kaybettiği, ölen sigortalının hak sahipleri tarafından yapılan borçlanma başvurularında hak sahibinin borçlanma talep tarihinde Türk vatandaşı olma şartı arandığından talebe işlem yapılamadığının bildirildiği, izinle Türk vatandaşlığını kaybeden kişiler yönünden kazanlımmış haklar gözetilmek suretiyle, davacı vekilinin 29.05.2017 tarihli talebi esas alınarak davacıya, talep tarihini takip eden aybaşı olan 01.06.2017 tarihinden başlamak üzere ölüm aylığı bağlanmasının, bağlanan ölüm aylıklarının ödeme tarihlerinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesinin gerektiği, ölüm aylığı talebinin reddedilmesine ilişkin Kurum işleminin yerinde olmadığı gerekçesi ile; davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı kurum vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar etmekle birlikte, kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yurt dışı borçlanmasını iptal eden ve tahsis talebini reddeden davalı kurum işleminin iptalinin istemine ilişkindir

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 3201 sayılı Kanun’un 1 inci maddesi, 3 üncü maddesi, 5901 sayılı Kanun’un 28 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacının aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Davacının, yasal faiz talebi hakkında; geç ödenen aylıklarda faizin başlangıç tarihinin belirlenmesi yönünden, aylıkların bağlanmasında Kuruma tanınan 5510 sayılı Kanun’un 42 inci maddesindeki 3 aylık işlem süresi gözetilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekir iken Mahkemece bu konuda herhangi bir karar tesis edilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Davalı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine,

2. Davalı vekilinin belirtilen temyiz itirazının kabulü ile, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 2 nolu bentinin silinerek hükümden çıkarılmasına,

3. İlk Derece Mahkemesi kararının (2) nolu bendinin silinerek yerine “2-) Davacının 01.06.2017 tarihinden başlamak kaydıyla ölüm aylığı bağlanmasına, 01.09.2017 tarihinden itibaren ay be ay işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, ” ibarelerinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Üye …’ın muhalefetine karşı, Başkan V. …, Üyeler …, … ile …’ın oyları ve oy çokluğuyla,

26.04.2023 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Dava; Türk vatandaşı olmayan davacının ölen kocasına ait yurtdışında geçen sigortalı sürelerini borçlanma talebinin reddine dair Kurum işleminin iptaline yönelik olup, mahkemece davanın kabulüne, davacının borçlanma talebinde bulunma hakkı olduğuna ve buna göre yaşlılık aylığı almaya hak kazandığına karar verilmiştir. Davalı Kurum tarafından istinaf ve temyiz edilmesi üzerine sayın çoğunluk tarafından kararın onanması gerektiğine yönelik görüşüne aşağıdaki nedenlerle katılınmamıştır.

3201 sayılı Kanun’un 1 inci maddesinde “(Değişik: 10.09.2014-6552/28 md.) Türk vatandaşları ile doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin on sekiz yaşını doldurduktan sonra Türk vatandaşı olarak yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri, bu Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri hâlinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilir”, 3 üncü maddesinde “(Değişik:17.07.2019-7186/8 md.) Bu Kanun’un 1 inci maddesinde belirtilenler ile yurt dışında çalışmakta iken veya yurda kesin dönüş yaptıktan sonra ölenlerin Türk vatandaşı olan hak sahipleri Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat etmek suretiyle bu Kanunla getirilen haklardan yararlanırlar.” düzenlemelerinin bulunmaktadır.

Mahkemece davacının borçlanma hakkı 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanun’un Çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybeden kişilere tanınan haklar başlıklı 28 inci maddesine dayandırılmıştır. Maddede – “ (Değişik: 09.05.2012-6304/14 md.) (1) Doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenler ve üçüncü dereceye kadar olan altsoyları, bu maddede belirtilen istisnalar dışında Türk vatandaşlarına tanınan haklardan aynen yararlanmaya devam ederler. Millî güvenliğe ve kamu düzenine ilişkin hükümler saklıdır. (2) Bu madde kapsamında bulunan kişilerin, seçme ve seçilme, muafen araç veya ev eşyası ithal etme hakları ile askerlik hizmetini yapma yükümlülüğü yoktur. Bu kişilerin sosyal güvenliğe ilişkin kazanılmış hakları saklı olup bu hakların kullanımında ilgili kanunlardaki hükümlere tabidirler.” hükmü bulunmaktadır. Bu maddede davacıya borçlanma hakkı verilmesine yönelik bir hukuki düzenleme bulunmadığı, aksine davacının durumunun maddede belirtilen istisnalara girdiği dikkate alınmamıştır.

Dosya kapsamına göre; davacının kocasının öldüğü, davacı Türk vatandaşlığından 16.07.2014 tarihinde izinle çıktığı, davacının kocasının sağlığında Kuruma müracaat etmediği yurt dışı çalışmalarının borçlanılmasına yönelik talepte bulunmadığı, kendisine herhangi bir aylık bağlanmadığı, yani davacının murisi kocasından dolayı aylık alma noktasında herhangi bir kazanılmış hakkının bulunmadığı açıktır.

5901 sayılı Kanunda Türk vatandaşlığından izinle çıkanların Türk vatandaşlarına tanınan haklardan aynen yararlanmasının istisnası milli güvenlik ve kamu düzenine ilişkin hükümler olduğu belirtilmiştir. Sosyal güvenliğin sigortalılığa ilişkin hükümlerinin kamu düzenine ilişkin olduğu tartışmasızdır. Sosyal güvenliğe ilişkin kazanılmış hakların ise saklı olduğu, hakların kullanılmasının ilgili kanunlardaki hükümlere tabi olduğu belirtilmiştir. Davacının sosyal güvenlik kapsamında herhangi bir kazanılmış hakkı olmadığından davacının borçlanma hakkı bulunmayacaktır.

Davacının borçlanma talebi 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun kapsamında değerlendirilmekte olup, 5901 sayılı Türk Vatandaşlık Kanununa göre özel kanun niteliğindedir. Yani 3201 sayıl Kanun’un uygulama önceliği bulunmaktadır. Kanun’un 3 üncü maddesinde açıkça Türk vatandaşlarının bu hakka sahip olduğu belirtilmiştir. Kanunu bu açık düzenlenmesinin başka türlü yorumlanması mümkün değildir. 3201 sayılı Kanun’un 1 inci maddesinde kanun koyucu “Türk vatandaşlığından izinle çıkanlar” ibaresini kullanmış olup; bu ibareyi 3 üncü maddede kullanmamış olması maddenin değişiklik tarihi de dikkate alındığında bu hakkı sadece “Türk vatandaşlarına” tanımayı amaçladığının göstergesidir.

Somut olayda da, davacının borçlanma tarihinde Türk vatandaşı olmadığı açık olup, sosyal güvenliğe yönelik kazanılmış hakkı bulunmayan, özel kanun niteliğindeki 3201 sayılı Kanuna göre borçlanma hakkına sahip olmayan davacı yönünden Kurum işlemi kanuna uygun olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu bu nedenle kararın bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.