Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2021/8029 E. 2023/9129 K. 26.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8029
KARAR NO : 2023/9129
KARAR TARİHİ : 26.09.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/793 Esas, 2016/638 Karar
SUÇLAR : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A.Uşak Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.06.2015 tarihli ve 2015/2447 Esas, 2015/2456 Soruşturma, 2015/2236 numaralı İddianamesiyle sanıklar hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları, aynı Kanun’un 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.

B.Uşak 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.06.2016 tarihli ve 2015/793 Esas, 2016/638 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve 51 inci maddesi gereği cezalarının ertelenmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Sanıklar Ferit ve Pembe müdafiinin temyiz istemi; bilirkişi raporundaki tespitlerin dikkate alınması gerektiğine, sanıkların mahkeme kararından haberdar olmadıklarına, tapuda bu hususta bir şerh bulunmadığına, 3194 sayılı Kanun’un 22 nci maddesi uyarınca ruhsatın düzenlendiğine, mahkeme kararının belediye tarafından icra edilebilir olmadığına ilişkindir.
B.Sanık …’nin temyiz istemi; bilirkişi ve ön inceleme raporlarında kusurlu olmadığı belirtildiği halde hakkında mahkumiyet hükmü tesis edildiğine, suç kastının olmadığına yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde sanıklardan Mehmet Ali’nin Uşak Belediyesinde İmar ve Şehircilik müdür vekili, Ferit’in yapı ruhsat bürosunda kadastro teknikeri, Pembe’nin ise aynı büroda inşaat teknikeri olarak görev yaptıkları, katılanın Uşak ili, Merkez Kemalöz Mahallesi, 5644 ada, 20 no’lu parselde hissesinin bulunduğu, Uşak Belediyesince İmar Kanunu’nun 18 inci maddesinin uygulanmasından sonra Tapu Sicil Müdürlüğünde 811/2400 pay olarak tescil yapılması gerekirken 318/2400 pay olarak tescil yapıldığı, katılanın işlemin iptali için dava açması üzerine … 2. İdare Mahkemesinin, 27.09.2013 tarihli ve 2012/478 Esas, 2013/722 sayılı Kararı ile hisse oranının 811/2400 pay olması gerektiği belirtilerek imar uygulaması, şüyulandırma ve tescile esas dağıtım cetvelinin iptaline karar verildiği, kararın belediyeye tebliğ edildiği ve sanıkların söz konusu karardan haberdar olmalarına rağmen mahkeme kararını dikkate almayarak Ali Yılmaz adına 12.11.2013 tarihli yapı ruhsatı düzenledikleri kabul edilerek icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Sanık …’nin Tapu Sicil Müdürlüğü personeli ile görüştüğünü, İdare Mahkemesinin kararında tapuda herhangi bir işlemden ve iptalden bahsedilmediğini, intikal, satış ve tevhit işlemleri yapıldığından bu karar ile tapuda herhangi bir işlem yapılamayacağını ve kararı uygulamanın mümkün olmadığını söylediklerini, tapu kaydına göre işlem yaptıklarını, suç kastının olmadığını ifade etmesi, 06.06.2016 tarihli bilirkişi raporunda ruhsata dayanak teşkil eden belgelerde eksiklik olmadığı, tapuda tasarruf hakkını kısıtlayan bir şerh bulunmadığı, yapı ruhsatının 3194 sayılı Kanun’un 22 nci maddesine uygun verildiğinin ve sanıkların kusurlarının bulunmadığının belirtilmiş olması karşısında; maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılabilmesi için … 2. İdare Mahkemesinin, 27.09.2013 tarihli ve 2012/478 Esas, 2013/722 sayılı Kararından sonra belediyece karar doğrultusunda yeni bir imar uygulamasının yapılıp yapılmadığının araştırılmasından sonra hasıl olacak sonuca göre sanık …’nin hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sanıklar Ferit ve Pembe’nin savunmalarında, İdare Mahkemesi kararından haberdar olmadıklarını beyan ettikleri, İdare Mahkemesi kararının Belediye kayıtlarına 07.11.2013 tarihinde girdiği, akabinde Hukuk İşleri ile İmar ve Şehircilik Müdürlüğüne havale edildiği, İmar ve Şehircilik Müdürlüğünce İmar Uygulama Bürosuna sevk edilerek 11.11.2013 tarihinde teslim edildiği, yapı ruhsatının ise sanıklar Ferit ve Pembe tarafından mahkeme kararı kendilerine henüz ulaşmadan 07.11.2013 tarihinde imzalandığı, buna göre sanıklara atılı suçun unsurlarının oluşmadığı nazara alınarak beraatlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Kabule göre de;
5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması için suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekmekte ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı Kararında yer alan ”Kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların esas alınması, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği” şeklindeki kabul ve katılanın hissedarı olduğu taşınmazın satılıp bedelinin payları oranında taksiminden sonra yapı ruhsatı verilmesi şeklindeki somut olayda zararın sanıkların eylemiyle oluşmadığı, sanıkların eylemleri ile kişiye haksız menfaat sağladıkları nazara alınarak, sanıkların kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyecekleri hususunda ulaşılacak kanaate göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, 231 inci maddesinin altıncı fıkrasındaki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin, “Zarar giderilmediğinden” şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmasına yer olmadığına hükmedilmesi,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanıklar hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Uşak 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.06.2016 tarihli ve 2015/793 Esas, 2016/638 sayılı Kararına yönelik sanıklar … ve … müdafii ile sanık …’nun temyiz talepleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, sanıkların kazanılmış hakkı saklı kalmak üzere, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.09.2023 tarihinde karar verildi.