YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/25581
KARAR NO : 2012/26861
KARAR TARİHİ : 11.12.2012
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : 1) 6136 sayılı Kanunun 13/3, 5237 sayılı TCK’nın 62, 53, 54, 5271 sayılı CMK’nın 231 maddeleri uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması,
2) 2863 sayılı Kanunun 67/1, 5237 sayılı TCK’nın 62, 53, 54 maddeleri uyarınca mahkumiyet ve müsadere
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine, 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümler, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5271 sayılı CMK’nın 231/12. maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna tabi bulunduğu, aynı Kanunun 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda mercide yanılmanın başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağı nazara alınarak, sanık müdafinin 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçu yönünden kurulan hükme yönelik temyiz isteminin, itiraz mahiyetinde değerlendirilmesi suretiyle CMK’nın 264/2. maddesi uyarınca gereği merciince yapılmak üzere dosyanın incelenmeksizin mahkemesine iadesinin temini için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
İhbar üzerine sanığın evinde yapılan aramada 108 adet eser, bir adet tabanca ve 7 adet mermi ele geçirildiği, sanığın savunmasında suça konu eserlerin bir kısmının annesinden kaldığını, bir kısmını ise temel kazarken bulduğunu beyan ettiği, müze görevlileri tarafından yapılan inceleme neticesinde düzenlenen rapor ile sanıktan ele geçirilen 89 adet sikkenin, 1 adedinin sahte olup kanun kapsamında bulunmadığının, 73 adedinin 2863 sayılı Kanunun 23. maddesi kapsamında tasnif ve tescile tabi, taşınır kültür varlığı niteliğini haiz olduklarının, 15 adet sikke ve 19 adet objenin ise eski eser niteliğini yitirmeleri nedeniyle etütlük malzeme olduklarının, tasnif ve tescile tabii bulunmadıklarının belirlendiği anlaşılmakla,
Yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Dava konusu eserler üzerinde üniversitelerin arkeoloji ve sanat tarihi kürsülerine mensup öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak, hali hazır durumları itibariyle bilim, kültür, din veya güzel sanatlarla ilgileri, 2863 sayılı Kanun kapsamında korunması gerekli taşınır kültür varlıkları olup olmadıkları, tasnif ve tescile tabi olup olmadıkları, bildirim zorunluluğu olan eserlerden olup olmadıklarının tespit edilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, dosyanın tarafı konumundaki Müze Müdürlüğü uzmanlarınca düzenlenen rapor hükme esas alınmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
1- Sanığın suça konu eserlerin bir kısmının annesinden kaldığını beyan etmesi karşısında, annesinden kalan eserlerin hangileri olduğu hususunda ayrıntılı olarak savunmasının tespiti ile bu eserlerin 2863 sayılı Kanun kapsamında bulunduğunun belirlenmesi halinde, tüm eserler yönünden daha ağır ceza içeren 2863 sayılı Kanunun 70. maddesi hükmü gereğince cezalandırılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Kısa kararda 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçu yönünden 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin uygulandığından bahsedilmediği halde, gerekçeli kararda sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği belirtilerek çelişkiye neden olunması,
3- 5237 sayılı TCK’nın 53/3 maddesi uyarınca sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılmasına karar verilirken, hak yoksunluğu süresinin koşullu salıverilme tarihine kadar olması gerektiğinin gözetilmemesi,
4-2863 sayılı Kanunun 23. maddesi kapsamında müzelik değer taşıyan, tasnif ve tescile tabi taşınır kültür varlıklarının Müze Müdürlüğü’ne teslimine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, 5237 sayılı TCK’nın 54. maddesi uyarınca zoralımına, delil niteliğini haiz bulunmayan bir adet sikkenin ise sanığa iadesi yerine, dosyada saklanmasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sanığın kazanılmış hakları saklı tutulmak kaydıyla, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 11/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.