YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1483
KARAR NO : 2023/5158
KARAR TARİHİ : 13.09.2023
MAHKEMESİ :Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Reşit olmayanla cinsel ilişki
HÜKÜM : Düşme
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Suça sürüklenen çocuk hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.09.2014 tarihli ve 2013/309 Esas, 2014/239 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk (SSÇ) hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.İstanbul Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.09.2014 tarihli ve 2013/309 Esas, 2014/239 Karar sayılı kararının suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 04.11.2021 tarihli ve 2021/1598 Esas, 2021/8970 Karar sayılı kararı ile “Suça sürüklenen çocuğun soruşturma evresinde mağdurenin kendisine on sekiz yaşında olduğunu söylediği ve esasen facebook sayfasında da on dokuz yaşında olduğunun göründüğü yönündeki savunmaları, mağdure beyanları ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, olayda 5237 sayılı TCK’nın 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı tartışıldıktan sonra hükme varılması gerekirken bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın eksik gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 230. maddesine muhalefet edilmesi” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3.İstanbul Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.06.2022 tarihli ve 2022/108 Esas, 2022/260 Karar sayılı kararı ile zamanaşımı sebebiyle SSÇ hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan açılan kamu davasının reşit olmayanla cinsel ilişki suçu kabul edilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince düşürülmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi
SSÇ’nin mağdure ile biraraya geldiğinde gerçek yaşının on dokuz olmadığını açıkça anlayabileceği, SSÇ savunması dışında yaşta hataya düşüldüğüne dair somut bir tespit yapılamadığı, mağdurenin hastane doğumlu olduğu, dosyada mevcut bulunan adlî rapor içerikleri SSÇ’nin ilişkiye dair ikrara dayalı anlatımı birlikte değerlendirildiğinde, SSÇ’nin 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin delaletiyle 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 43 maddesi uyarınca cezalandırılması talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
“Mahkememizin 2013/309 Esas 2014/239 Karar sayılı ilamı ile “Sanık savunması, mağdur beyanı, sanığın nüfus ve adli sicil kayıtları, Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuvarları Dairesi Başkanlığı’nın 26.09.2013 tarih ve biy.2013/7078 uzmanlık no’lu raporu, Adli Tıp Kurumu 6. Adli Tıp İhtisas Kurulu’nun 10.03.2014 tarihli raporu, sanık ve mağdur arasında husumetin bulunmayışı, olayın oluş seyri ve tüm dosya kapsamından, Sanığın araba galerisinin bulunduğu, mağdurenin abisi ile birlikte araba almak amacıyla sanığın galerisine gittiği ve bu şekilde tanıştığı, bir süre facebook üzerinden görüştükleri, daha sonra buluşup arabayla gezdikleri, bir süre sonra sevgili oldukları, olay günü sanığın mağdureyi araç ile Aydos ormanına götürdüğü, 15 yaşından küçük mağdure ile cinsel ilişkiye girdiği, cinsel ilişkinin değişik zamanlarda iki kez tekrarlandığı, mağdurenin bu ilişkilerden hamile kalıp 12/05/2013 tarihinde doğum yaptığı, Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuvarları Dairesi Başkanlığı’nın 26.09.2013 tarihli raporunda:bebek … … …’nın … ile sanık Muhammed … …’nun çocuğu olma ihtimali %99.99999 olduğunun bildirildiği, eylem nedeniyle mağdurenin ruh sağlının bozulduğu, bu ruh sağlığı bozukluğunun iddia edildiği gibi cinsel istismara bağlı ortaya çıkabileceği ancak bu psikiyatrik tablonun yaş farkı fazla olmayan mağdur ve sanığın hile, şiddet veya zorlama olmaksızın erken yaşta cinsel deneyim yaşamasına bağlı olabileceği gibi olay sonrası gelişen psikososyal stres ve çatışmalar nedeniyle de ortaya çıkabileceği, bunlar arasında tıbben ayrım yapılamayacağı anlaşıldığından sanık aleyhine 103/6 maddesi uygulanmayarak sanığın eylemine uyan cinsel istismar suçundan 5237 sayılı yasanın 103/2, 43/1, 31/3, 62. maddeleri gereğince cezalandırılmasına” karar verildiği,
Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2021/1598 Esas, 2021/8970 Karar sayılı ilamında “… Suça sürüklenen çocuğun soruşturma evresinde mağdurenin kendisine on sekiz yaşında olduğunu söylediği ve esasen facebook sayfasında da on dokuz yaşında olduğunun göründüğü yönündeki savunmaları, mağdure beyanları ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, olayda 5237 sayılı TCK’nın 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı tartışıldıktan sonra hükme varılması gerekirken bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın eksik gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 230. maddesine muhalefet edilmesi,” gerekçesiyle bozulan ilam, Mahkememizin 2022/108 sayılı esasına kaydedilmiş olup, Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada,
Her ne kadar Mahkememizce bozma öncesi kurulan hükümdeki gerekçe ışığında SSÇ’nin organ sokmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği sabit görülerek SSÇ’nin atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiş ise de
5237 sayılı TCK’nın “Hata” başlıklı 30. maddesinde;
“Fiilin icrası sırasında suçun kanunî tanımındaki maddî unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz. Bu hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hâli saklıdır.
Maddenin birinci fıkrasının gerekçesinde; kast, suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. Bu unsurlara ilişkin bilgisizlik, eksik veya yanlış bilgi sahibi olunması durumu ise, maddî unsurlarda hata olarak adlandırılır. Böyle bir hata kastın varlığına engel olur, açıklamalarına yer verilmiştir. SSÇ’nin sevgili gibi olduklarını, mağdure ile cinsel ilişki yaşadıklarını doğrulayarak samimi anlatımlarda bulunduğu, yine SSÇ’nin, mağdure ile facebook isimli sosyal medya platformundan tanıştıkları, kendisine yaşının 18 olduğunu söylediğini, zaten facebookda yaşının 19 olarak yazdığını, geçmişte uzun yıllara dayanan bir tanışıklıkları olmadığı , yani SSÇ’nin mağdurenin yaşını bilebilecek okul vs. gibi bir kurumda tanışmadıkları , eylem tarihi itibariyle mağdurenin 14 yaş 8 ay 7 günlük olduğu ve 15 yaşının tamamlamasına kısa bir süre kalmış olduğu,; SSÇ’nin mağdurun yaşı konusunda hataya düşmüş olma olasılığı gözetilerek , yaş konusundaki hatanın esaslı, diğer bir ifadeyle kabul edilebilir bir hata olduğu , bu suretle SSÇ’nin 5237 sayılı TCK’nun 30. maddesinin birinci fıkrası uyarınca suçun maddi unsurlarından olan mağdurun yaşına ilişkin bu hatasından yararlandırılması gerekeceği,
Çocuğun cinsel istismarı suçunun madde düzenlenmesinde kanun koyucunun 15 yaşından küçük ve 15 yaşını tamamlamış olmakla birlikte fillin hukuksal anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara yönelik cinsel eylemleri cezalandırığı buna karşılık 15-18 yaş grubu arasında bulunan çocuklara karşı ise, ancak”cebir, tehtit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak” gerçekleştirilen cinsel davranışlar söz konusu olduğunda çocukların cinsel istismarından söz edilebileceği yani 15 yaşını doldurmuş çocukların cinsel davranışa göstedikleri rızanın geçerli sayıldığı ve cinsel ilişki düzeyine varan bir fiilin varlığı durumunda da TCK m.104 hükmü uygulanabileceği gözetildiğinde; mağdurenin eylem tarihi itibariyle 15 yaşını tamamladığı kabul edildiğinde, söz konusu eylemin 15 yaşını tamamlamış mağdurenin rızası ile gerçekleştiği , bu haliyle eylemin 5237 Sayılı TCK’nin 104/1. maddesi kapsamında reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu, ancak 12/09/2012 tarihli suç için kanunda öngörülen 8 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin 12/09/2020 tarihinde dolduğu, SSÇ’nin üzerine atılı organ sokmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 Sayılı TCK’nin 30/1, 104/1, 66/1-e, 66/2 ve 5271 Sayılı CMK’nin 223/8 maddeleri gereğince kamu davasının DÜŞÜRÜLMESİNE karar verilmiştir.” şeklindeki gerekçe ile hüküm kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Tüm dosya içeriği nazara alındığında yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmamış, o yer Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.06.2022 tarihli ve 2022/108 Esas, 2022/260 Karar sayılı kararı o yer Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.09.2023 tarihinde karar verildi.