YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/5507
KARAR NO : 2023/4813
KARAR TARİHİ : 05.09.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/1247 E., 2022/1478 K.
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığının 03.03.2021 gün ve 2021/737 Esas sayılı iddianamesi ile sanığın katılan mağdureye yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Çanakkale 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.05.2022 tarihli ve 2022/126 Esas, 2022/322 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca neticeten 13 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 26.10.2022 tarihli ve 2022/1247 Esas, 2022/1478 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanığın gerek emniyet gerekse mahkeme huzurunda alınan ifadesinde ısrarla mağdurenin yaşını bilmediğini beyan ettiğine, mağdurenin beyanları dışında sanığın atılı suçu işlediğine dair dosya içerisinde bir kanıt yahut delil bulunmadığına, bu sebeple de aksi kanıtlanamayan savunmaya dair ceza verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
B. Katılan Bakanlık vekilinin Temyiz istemi;
Tüm dosya kapsamı, olayın mağdure üzerinde yarattığı travma, sanığın atılı suçu işlediğinin maddi deliller ile ortaya konmuş olması ve sanığın pişmanlık göstermemesi hususu dikkate alındığında sanığa takdiri indirim uygulanmadan üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğine ve sanığın ceza almasına rağmen kendisini vekil ile temsil ettiren katılan Bakanlık lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü:
Yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince dava konusu olayın;
“Sanık … ile mağdure …’in suç tarihi olan 11.12.2020 tarihinden yaklaşık 1 yıl kadar önce tanıştıkları, sevgili oldukları, olay günü mağdurenin ailesine arkadaşı ile buluşacağını söyleyerek evden ayrıldığı, sanık ile buluştuğu, bir müddet arabada konuştukları, mağdurenin sanığa ailesi ile yaşadığı sorunlar sebebiyle kendisi ile kalmak istediğini söylediği, sanığın bu teklifi kabul ettiği, birlikte sanığın evine gittikleri, burada sanığın mağdure ile vajinal yoldan cinsel ilişkiye girdiği;
Sanık …’in mağdure … ile cinsel birliktelik yaşadıklarına yönelik ikrarının bulunduğu, bu husustaki beyanının mağdure beyanı ile de uygunluk gösterdiği,
Her ne kadar sanık savunmasında mağdurenin liseye gittiğini bildiğini, mağdurenin kendisine yaşını ve gittiği sınıfı söylemediğini, mağdurenin 17-18 yaşında olduğunu düşündüğünü, mağdurenin doğum gününü bildiğini ancak yaş konusunu mağdure ile hiç konuşmadığını ifade ederek savunmada bulunmuş ise de; mağdure ile sanığın olay tarihinden yaklaşık 1 yıl önce tanıştıklarına dair birbiri ile uyumlu beyanları, bu tarihten itibaren sevgili olmaları, mağdurenin kendisinin yaşının 14 olduğunu sanığın bildiğine yönelik istikrarlı beyanlarına karşı sanığın mağdurenin doğum gününü bildiğini ifade etmiş olmasına rağmen mağdure ile kaç yaşında olduğunu hiç konuşmadığına yönelik kendi içerisinde çelişkili beyanları suçtan kurtulmaya yönelik beyanlar olarak değerlendirilerek itibar edilebilir nitelikte olmadıkları kanaatine varılmıştır.
TCK’nın 103/1-a maddesinde, ‘On beş yaşını tamamlamamış’ olan çocuklara karşı her türlü cinsel davranış cinsel istismar olarak tanımlanmışken, aynı maddenin b bendinde ise diğer çocuklar ifadesiyle ‘On beş yaşını bitirmiş olup ta onsekiz yaşını tamamlamamış’ olan çocuklar kastedilerek bunlara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışların cinsel istismar suçunu oluşturabileceği kabul edilmiştir. Kanun koyucu bu maddede ‘On beş yaşını bitirmiş olup ta onsekiz yaşını tamamlamamış’ olan çocuklara karşı rızalarıyla yapılan cinsel davranışları cinsel istismar suçu kapsamına almamış ve bu kategorideki çocukların rızalarına önem vermişken ‘On beş yaşını tamamlamamış’ çocuklara karşı yapılan her türlü cinsel davranışı rızaları olsa bile çocukların cinsel istismarı suçu kapsamına almıştır.
Bu açıklamalara ve tüm dosya kapsamına göre; Sanık …’in suç tarihi itibariyle 15 yaşından küçük olan mağdure … ile rızasıyla cinsel ilişkiye girmek suretiyle 5237 sayılı TCK’nın 103/1-a maddesi delaletiyle TCK’nın 103/2 (1.cümle) maddesinde tanımı yapılan vücuda organ sokmak suretiyle çocuğa karşı cinsel istismar suçunu işlediği sabit görülmüştür.” şeklinde kabul ve gerekçelendirilmesinin yapılıp buna göre sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan yukarıdaki “HUKUKİ SÜREÇ” başlığı altındaki (2) numaralı bölümde yazılı olduğu şekilde cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü:
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılıp, 5271 sayılı Kanun’un 288 ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun’un 289 uncu maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri ve sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçelerinde belirttikleri nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde vaki istinaf başvurusunun esastan reddine dair kurulan hükme yönelik sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiş,kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının davaya katılma hakkı bulunduğu, Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup Bakanlığa yüklenen bir kamu görevi olduğundan, 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 26.10.2022 tarihli ve 2022/1247 Esas, 2022/1478 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Çanakkale 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.09.2023 tarihinde karar verildi.