YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2009/3589
KARAR NO : 2010/7436
KARAR TARİHİ : 29.04.2010
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Sanığın beraatine dair.
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine; Ancak;
1-) Mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen orman mühendisi bilirkişinin raporunda, dava konusu yerin yayla tapusu bulunan bir alan olduğunun, ayrıca 4342 sayılı mera kanununa göre oluşturulan komisyona bağlı ekip tarafından mera,yaylak ve kışlaklara ait düzenlenen krokinin içinde kaldığının; 1971 ve yeni tarihli amenejman haritalarında ise 1 nolu bölmede orman toprağı (OT) rümuzuyla gösterildiğinin; eğimin % 15 olarak tesbit edilmesine karşılık toprak muhafaza karakteri taşımadığının; fen bilirkişinin raporunda ise tapu kaydının sınırları itibariyle çok geniş bir alanı kapsadığının, kesinleşmemiş mera, yaylak ve kışlaklara ait krokide, Melikli yaylası olarak sınırlandırılan 4 nolu parselin sınırları dışında kaldığının; ziraat bilirkişinin raporunda ise 4 nolu ada olarak sınırlandırılan alanda yer alıp özellikleri itibariyle mera sayılan yerlerden olduğunun belirtilmesine; dava konusu yere ait olduğu iddia edilen tapunun kayıtta 18386 m2 miktarında olmasına karşılık bilirkişilerce sınırları itibariyle 400 dönümlük bir alanı kapsadığının ifade edilip tapuda yerin vasfının tarla olarak gösterildiğinin; bilirkişi raporlarından Mera Kanuna göre yapılan tesbitlerin ve orman kadastrosunun suç tarihi itibariyle kesinleşmediğinin anlaşılmasına; bir yerin hem orman hem mera, hem yayla niteliğinde olmasının mümkün bulunmamasına göre; mahallinde konusunda uzman 3 kişilik orman mühendisleri ve harita tekniğinden anlayan bir harita mühendisinin iştirakiyle oluşturulacak bilirkişi heyeti vasıtasıyla ve zabıt mümziinin yer gösterimiyle yeniden keşif yapılarak en eski ve yeni tarihli memleket ve amenejman haritaları ile hava fotoğraflarının birlikte mahale tatbikiyle suça konu yerin vasfının eğim durumu ve mevcut bitki örtüsü de değerlendirilerek hali hazırdaki durumu itibariyle orman bitki örtüsü bulunmasa bile salt toprağının orman toprağı olarak değerlendirilebileceğinin; temeldeki asıl niteliği itibariyle ormandan kazanılan yerlerden olup olmadığının; dava konusu yere ait olduğu iddia edilen tapunun,tapuda yazılı miktarıyla sınırlı olarak dava konusu yeri kapsayıp kapsamadığının; tapunun hukuken geçerliliğini koruyup korumadığının; intikal görüp görmediğinin; 2003 yılında
yapıldığı belirtilen mera çalışmalarının kesinleşip kesinleşmediğinin şüpheye yer vermeyecek şekilde kesin olarak tesbitinden sonra yerin orman olmayıp mere veya yaylak olduğunun belirlenmesi halinde de sanığın eyleminin TCK 154. madde kapsamında kalıp kalmadığının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmeden çelişkili bilirkişi raporlarına dayanılarak yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabul ve uygulamaya göre de;
2-) Sanığın tek olan eylemi yönünden hem beraat hem suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmek suretiyle ikilemli hüküm tesisi,
Bozmayı gerektirmiş, Katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 29.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
…
…
…