Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/4336 E. 2023/6430 K. 17.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4336
KARAR NO : 2023/6430
KARAR TARİHİ : 17.10.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/47 E., 2014/294 K.
SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmi ret, kısmi onama

Kayden 28.01.1999 doğumlu olup İlk Derece Mahkemesinde ifadesinin alındığı 08.04.2014 tarihli duruşmada on beş yaşından büyük olan mağdurenin olaydan dolayı suça sürüklenen çocuktan şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle atanan zorunlu vekilinin hükümleri temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.

Suça sürüklenen çocuk müdafiin temyizi açısından; suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümlerin, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun(5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Suça sürüklenen çocuk hakkında, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 25.02.2013 tarihli, 2013/1666 Esas sayılı iddianamesiyle, çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kamu davası açılmıştır.

2.Denizli 4 Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.12.2014 tarihli, 2014/47 Esas, 2014/294 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında, çocuğun cinsel istismarı suçu açısından 6545 sayılı Kanun değişikliği lehine kabul edilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 3 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu açısından ise 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (f) bendi, 109 uncu maddesinin beşinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İsteği
Mağdurenin aşamalarda çelişkili beyanda bulunduğu, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanma imkanı olmadığı, mağdurenin aşamalardaki ifadesinde eylemin zorla gerçekleştirildiği ya da zorla bir yere götürüldüğüne dair anlatımı olmadığı, kendi isteği ile suça sürüklenen çocukla buluştukları için kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen cezanın fazla olduğu, aldırılan rapor da dikkate alınarak suça sürüklenen çocuk hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir.

III. OLAY VE OLGULAR
Suça sürüklenen çocuk ile mağdurenin 18.02.2013 tarihinden yaklaşık 1,5-2 ay önce Facebook adlı sosyal paylaşım sitesi üzerinden tanışarak arkadaş oldukları, daha sonra … AVM’de buluştukları, bir süre sonra tenha bir yere giderek burada öpüştükleri, suça sürüklenen çocuğun mağdurenin kot pantolon fermuarını açtığı, parmaklarıyla mağdurenin cinsel organını okşadığı, daha sonra buradan ayrıldıkları, bu olaydan sonra mağdurenin suça sürüklenen çocuğu telefonla arayarak ayrılmak istediğini söylediği ancak suça sürüklenen çocuğun ayrılmak istemediğini ısrarla söylediği, daha sonra mağdureye mesaj göndererek görüşmek istediğini söylediği, mağdurenin suça sürüklenen çocuğun ısrarlarına dayanamayarak görüşme teklifini kabul ettiği, Gazi Bulvarı’nın alt tarafındaki parkta suça sürüklenen çocukla buluştuğu, bir süre gezdikten sonra mağdurenin eve gittiği, mağdurenin 2-3 gün sonra suça sürüklenen çocuğu telefonla arayarak ayrılmak istediğini tekrar söylediği, suça sürüklenen çocuğun ise mağdureye, “Senin hayatını mahvedeceğim, … … Lisesi’nde tuvaletin arkasına telefonunu yazacağım,bu kız orospu diyerek adını çıkaracağım, evine gelip annene herşeyi anlatacağım, ne mal olduğunu söyleyeceğim” diyerek tehdit ettiği, suça sürüklenen çocuğun yaptığı bu tehdidin etkisinde kalan mağdurenin suça sürüklenen çocuğun görüşme teklifini kabul ettiği, 16.02.2013 tarihinde Eskihisar’da bulunan suça sürüklenen çocuğun ikamet ettiği evde suça sürüklenen çocukla buluştuğu, evde suça sürüklenen çocuğun abisi ve arkadaşlarının bulunduğu,suça sürüklenen çocuk ve mağdurenin başka bir odaya geçtikleri, suça sürüklenen çocuğun odanın kapısını kilitlediği, daha sonra suça sürüklenen çocuğun kendi pantolonunu diz kapağına kadar aşağıya indirdiği, mağdurenin ise suça sürüklenen çocuğun cinsel organını ağzına alarak yaladığı, suça sürüklenen çocuğun mağdurenin sütyenini çıkardığı, göğüslerini sıktığı, bir süre bu şekilde seviştikten sonra evde bir süre oturdukları, daha sonra mağdurenin evine gittiği iddia ve kabul edilen olayda, mağdurenin zaman ve mekan göstererek soruşturma aşamasında yaşadıklarını anlattığı, her ne kadar Mahkemede ifade değişikliğine gitmiş ise de; amacının suça sürüklenen çocuğu suçtan ve cezadan kurtarmak olduğunun değerlendirildiği, suça sürüklenen çocuğun bile mağdurenin sözünü ettiği buluşmaların varlığını kabul ettiği, mağdurenin tehdit edildiği yönündeki beyanlarını de suça sürüklenen çocuğun kaçamaklı olarak kabul ettiği, mağdurenin suça sürüklenen çocuğu iftira atmasını gerektiren bir hususun olmadığı, bu nedenlerle mağdurenin soruşturma aşamasındaki beyanlarına üstünlük tanındığı, suça sürüklenen çocuğun … AVM’de mağdureyle buluştuktan sonra tenha bir yere giderek mağdure ile sevişmesi, daha sonra mağdurenin suça sürüklenen çocuktan ayrılmak istemesi üzerine suça sürüklenen çocuğun mağdureye, “Senin hayatını mahvedeceğim … … lisesinde tuvaletin arkasına telefonunu yazacağım bu kız orospu diyerek adını çıkaracağım, evine gelip annene herşeyi anlatacağım ne mal olduğunu söyleyeceğim” diyerek tehdit etmesi üzerine mağdurenin kaldığı tehdidin etkisiyle suça sürüklenen çocukla buluşması ve suça sürüklenen çocuğun ikamet ettiği eve gitmeleri, suça sürüklenen çocukla bir odaya geçerek ve odanın kapısının suça sürüklenen çocuk tarafından kilitlenerek orda da sevişmeleri nedeniyle suça sürüklenen çocuk hakkında birden fazla cinsel istismarda bulunması ve birden fazla cinsel amaçla hürriyetten yoksun kılma suçlarını işlemesi nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı, en son cinsel istismar eyleminin ve buluşmanın tehdit üzerine gerçekleşmesi nedeniyle suça sürüklenen çocuk hakkında cinsel istismar ve hürriyetten yoksun kılma suçları bakımından tehditle ilgili hükümlerin uygulandığı, suça sürüklenen çocuğun cinsel organını mağdurenin ağzına sokmadığı, mağdurenin suça sürüklenen çocuğun cinsel organını yaladığı anlaşıldığından çocuğun nitelikli cinsel istismarına ilişkin hükümlerin uygulanmadığı, İstanbul Adli Tıp Kurumu .İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 30.06.2014 tarihli raporda; 09.06.2014 tarihinde mağdurenin yapılan muayenesinde ve dava dosyasının incelenmesinde mağduresi bulunduğu olaydan kaynaklanmış (depresif belirtiler ile giden uyum bozukluğu) tespit edildiği, ruh sağlığını etkileyecek mahiyet ve derecede olan bu tablonun iddia edildiği gibi cinsel istismara bağlı ortaya çıkabileceği; ancak bu psikiyatrik tablonun yaş farkı fazla olmayan mağdure ve sanığın hile, şiddet veya zorlama olmaksızın erken yaşta cinsel deneyim yaşamasına bağlı olabileceği gibi olay sonrası gelişen psikososyal stres ve çatışmalar nedeniyle de ortaya çıkabileceği, bunlar arasında tıbben ayrım yapılamayacağı mütalaa olunduğundan suça sürüklenen çocuk hakkında lehe değerlendirme yapılarak 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin altıncı fıkrası uygulanmayarak hakkında mahkumiyet kararları verildiği anlaşılmaktadır.

IV. GEREKÇE
A. Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Kayden 28.01.1999 doğumlu olup İlk Derece Mahkemesinde ifadesinin alındığı 08.04.2014 tarihli duruşmada on beş yaşından büyük olan mağdurenin olaydan dolayı suça sürüklenen çocuktan şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin hükmü temyize hakkı bulunmadığı anlaşıldığından mağdure vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği reddine karar vermek gerekmiştir.

B. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden
Mahkemenin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdanî kanıya ulaşıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, kurulan hükümlerde hukuka aykırılık görülmemiştir.

V. KARAR
A. Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.12.2014 tarihli, 2014/47 Esas, 2014/294 Karar sayılı kararına yönelik mağdure vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.12.2014 tarihli, 2014/47 Esas, 2014/294 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteğinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliği ile ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

17.10.2023 tarihinde karar verildi.