Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/13939 E. 2023/6407 K. 17.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/13939
KARAR NO : 2023/6407
KARAR TARİHİ : 17.10.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/740 E., 2021/1287 K.
SUÇ : Reşit olmayanla cinsel ilişki
HÜKÜM : Düşme
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ
1. Bartın Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.02.2021 tarihli ve 2018/374 Esas, 2021/54 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 13 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 07.07.2021 tarihli ve 2021/740 Esas, 2021/1287 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 73 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca kamu davasının düşürülmesine karar verilmiştir.

II.TEMYİZ NEDENLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Mağdurenin aşamalarda çelişkili beyanlarda bulunduğuna, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Mağdure beyanlarının aşamalarda istikrar arz ettiğine, mağdure ile sanık arasında iftira atılmasını gerektirir bir husumet bulunmadığına, adli tıp raporunda bebeğin babasının sanık olduğunun tespit edildiğine, sanığın mağdureyle rızası dışında ilişkiye girdiğine ve belirtilen gerekçelerle çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince ”Mağdurenin rahatsızlığı nedeniyle hastaneye gittiği, hastanede yapılan muayenede hamile olduğunun tespit edildiği, mağdurenin sanığın kendisiyle rızası dışında ilişkiye girdiğini beyan etmesi üzerine sanık hakkında soruşturma yürütüldüğü, sanığın yargılamanın tüm aşamalarında mağdure ile ilişkiye girmediğini savunduğu ancak adli tıp kurumunun yukarıda bahsedilen raporuyla sabit olduğu üzere mağdureye ait bebeğin babasının sanık olduğunun tespit edildiği, sanığın cinsel ilişkiyi dahi kabul etmediği halde mağdurenin hamile kalması sanık savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğunu gösterdiği ve tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde sanığın savunmalarına itibar edilemeyeceği, DNA raporu doğrulanan mağdurenin beyanlarının üstün tutulması gerektiği, dolayısı ile sanığın suç tarihinde 16 yaşında olan mağdurenin rızası dışında vücuda Organ Sokmak Suretiyle Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı suçundan dolayı cezalandırılması gerektiği…” şeklinde kabul ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince ”Katılan mağdurenin olayın gerçekleştiği 2016 yılı Temmuz-Ağustos aylarında 16 yaşında olduğu, mağdurenin annesi ile sanığın teyze çocukları olmaları nedeniyle uzaktan akrabalık bağı bulunduğu, mağdurenin beyanına göre olay günü teyzesi …’ın evine mağdurenin temizliğe gittiği, evdeki temizlik işleri bittikten sonra saatin geç ve havanın yağmurlu olması sebebiyle teyzesinin evinde kaldığı, gece uyuduğu esnada üzerinde ağırlık hissettiğini, uyandığında sanık …’ı çıplak olarak gördüğünü, bu sırada kendisiyle cinsel ilişkiye girdiğini ve içine boşaldığını, sanığın üzerinden kalkmasından sonra kendisinin de çıplak olduğunu gördüğünü, uykusu ağır olduğu ve yorgun olduğu için olanları ilk anda fark edemediğini, olayın üzerinden 7 ay geçtikten sonra hamile olduğunun anlaşıldığını iddia etmesine karşın sanığın katılan mağdure Şefine ile cinsel ilişkiye girdiğini kabul etmediği, ancak Adli Tıp Kurumu Ankara Biyoloji İhtisas Daire Başkanlığının 14/12/2017 tarihli raporunda …’dan olma kız bebekten ve sanıktan alınan biyolojik örneklerin DNA incelemesinin yapıldığı raporda sanık …’ın %99.99 ihtimalle kız bebek …’ın biyolojik babasının olabileceğinin tespit edildiği, bunun üzerine sanığın “Ben olay tarihinde … da çalışıyordum, o zamanlar bir şeyler oldu, ben kendimde değildim o zamanlar, ben suçlamayı kabul etmiyorum, ben bununla ilgili zaten imza atıyorum, ben daha önce ifade vermiştim, ama olayı hatırlamıyorum, ben o zamanlar … firmasında çalışıyordum, psikolojim iyi değildi, hatırlamıyorum.” şeklinde beyanda bulunduğu, böylece sanığın katılan mağdure ile cinsel birliktelik kurduğu hususunda bir tereddütün bulunmadığı, ancak mağdurenin olayın zorla gerçekleştiğine dair iddiasının ise soyut aşamada kaldığı, olayın hemen sonrasında veya hastanedeki muayenesine kadar geçen 7 aylık sürede bu konu hakkında kendi ailesine birşey anlatmadığı gibi herhangi bir adli merciye başvurusunun da bulunmadığı, 7 aylık hamile olduğunun anlaşılması sonrasında rızası hilafında sanığın zorla kendisiyle cinsel ilişki kurduğu yönündeki iddiasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğundan nitelikli cinsel istismar suçuna ilişkin beyanlarına itibar edilmemesinin gerektiği ve katılan mağdurenin ifadesinin tek başına atılı suçtan sanığın mahkumiyetine yeterli olmadığı, ceza hukukunun genel prensibi olan “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince, bir suçtan cezalandırılmanın temel koşulunun suçun kuşkuya yer verilmeyecek şekilde ispat edilmesine bağlı olduğu, tam olarak aydınlatılmamış olaylar ve iddiaların sanık aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağı, böylece tüm dosya kapsamına göre olay tarihinde 15 yaşından büyük olan katılan mağdurenin sanığın eylemlerine rızasının olduğunun anlaşılması karşısında, sanığın katılan mağdure ile rızasıyla cinsel ilişkiye girme eyleminin TCK’nın 104. maddesinde düzenlenen “Reşit Olmayanla Cinsel İlişki” suçu kapsamında kaldığı, bu suçun soruşturma ve kovuşturmasının şikayete tabi suçlardan olduğu, ancak TCK’nın 73/1. maddesinde belirtilen altı aylık şikayet süresinin de geçtiği anlaşıldığından, yukarıda açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet hükmünün kaldırılarak, sanık hakkındaki davanın TCK’nın 73 ve CMK’nın 223/8. maddesi gereğince düşürülmesine” şeklindeki gerekçe ile karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdanî kanıya ulaşıldığı anlaşılmakla, düşme hükmünde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 07.07.2021 tarihli ve 2021/740 Esas, 2021/1287 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bartın Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

17.10.2023 tarihinde karar verildi.