YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/18420
KARAR NO : 2023/7951
KARAR TARİHİ : 25.10.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/576 E. 2021/1011 K.
SUÇ : Hakkı olmayan yere tecavüz etme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun kabulüyle beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Edirne Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.04.2018 tarihli iddianamesiyle, sanık hakkında hakkı olmayan yere tecavüz etme suçundan cezalandırılması istemi ile dava açılmıştır.
2. Edirne Asliye Ceza Mahkemesinin 21.01.2020 tarihli kararı ile sanık hakkında hakkı olmayan yere tecavüz etme suçundan hapis cezasından çevrili 3000 TL ve doğrudan verilen 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 22.04.2021 tarihli kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek duruşma açmadan İlk Derece Mahkemesinin mahkumiyet hükmünün kaldırılarak 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 303 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca beraatine karar verilmek suretiyle DÜZELTİLEREK ESASTAN REDDİNE karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanın temyiz istemi, sanığın suçun sabit olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay sanığın katılana ait yazlık evi önündeki yola taş koyarak ve demir kazıklar çakarak katılanın yolu tam olarak kullanmasını engellemek suretiyle müdahalede bulunduğu iddiasına ilişkindir.
1. İlk Derece Mahkemesinin kabulü;
İlk Derece Mahkemesince sanığın bir hakka dayanmaksızın, katılanın kullanımında olan geçit hakkı olarak kullanılan yola demir kazıklar çakmak suretiyle katılanın buradan yararlanmasına engel olmuş olması nedeniyle hakkı olmayan yere tecavüz suçunu işlediği kabul edilmekle mahkumiyetine karar verilmiştir.
2. Bölge Adliye mahkemesinin kabulü;
Sanığın aşamalardaki savunmalarında, aleyhine geçit hakkı kurulan 721 ve 722 parsele kayıtlı taşınmazlar üzerinde içinde yaşadıkları evlerinin bulunduğunu, katılanın kendisini geçit hakkına engel olduğu için şikayet ettiğini, Cumhuriyet savcılığı tarafından yapılan soruşturma kapsamında teknik görevliler tarafından mahallinde ölçüm yapıldığını ve sınırı belirleyecek şekilde demir kazık çakıldığını, bu iki parsel taşınmazı satın aldıklarında tahta kazıklar olduğunu, daha sonra kadastro görevlilerine yaptırdığı ölçümde demir kazık çakıldığını, soruşturma aşamasında yapılan ölçümde de demir kazık çakıldığını, soruşturma sırasında jandarma görevlileri tarafından çekilen fotoğrafta görülen demir kazıkların kendisinin kadastro görevlilerine yaptırmış olduğu ölçüm sonucunda bu görevliler tarafından çakılmış kazıklar olduğu yönündeki beyanı, sanık müdafiinin bilirkişi raporunda müvekkilin geçit hakkını ihlal ettiğine dair bir tespit olmadığını, müvekkilinin yerinden çıkan kazıkları yerine takmak istediğini, ancak 40 cm kadar ihlalde bulunarak kazıkları çaktığını, bunu yaparken de geçit hakkına engel olmak gibi bir niyeti bulunmadığını, geçit hakkına engel olmak istese kazıkları yolun ortasına çakacağını, soruşturma aşamasında bu durum tespit edilince müvekkilinin kazıkları yerinden çıkardığını, suç işleme kastı bulunmadığı yönündeki savunması, İlk derece mahkemesince mahallinde yapılan keşif sonucunda 29.05.2019 tarihli harita teknik bilirkişisi Mustafa Kemal Aycanoğlu tarafından düzenlenen raporda “Dava dosyasının içinde de yer alan güvenlik güçlerinin düzenlemiş olduğu tutanakta ve fen bilirkişisinin de raporunda belirtmesini yaptığı K1, K2, K3, K4 ve K5 nolu kazıkların keşif esnasında olmadığı, geçit hakkının kullanılmasını engelleyecek herhangi engelin olmadığı tespit edilmiştir” denilmek suretiyle sanığın tecavüzünün bulunmadığının belirtilmesi karşısında sanığın suç kastı bulunmaması nedeni ile beraatine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Tebliğname yönünden;
Ceza Genel Kurulunun 17.05.2022 tarihli, 2020/248 Esas, 2022/359 Karar sayılı ilamı ve 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde ”İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine”duruşma açılmasına gerek olmadan karar verilebileceğinin düzenlenmiş olması ve aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde ”Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse” şeklinde yer alan düzenleme birlikte değerlendirildiğinde istinaf mahkemesince duruşma açılmaksızın dosya üzerinden beraat kararı verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
B. Katılan vekilinin temyiz istekleri yönünden;
1. Sanık savunmaları, katılan beyanı, uzlaştırma formları, soruşturma ve kovurşturma esnasında alınan fen bilirkişisi raporları, fotoğraflar ile birlikte eldeki tüm dava dosyası kapsamından; sanığa ait 721 ve 722 parsel no lu taşınmazlar aleyhine katılana ait 742 parsel no lu taşınmaz lehine geçit hakkı tesisinin 13.12.2011 tarihinde tescil edildiği, sanığa ait sınır belirleyicisi olan tel örgülerinin geçit hakkına taşmadığı ancak sanık tarafından çakılan kazıkların geçit hakkına ait alan içerisinde kaldığı, kazıkların arasındaki mesafenin kısa olması nedeniyle motorlu araç geçişine engel olabileceği hususları gerek soruşturma esnasında alınan raporda, gerek ise de yargılama esnasında çelişkinin giderilmesi amacıyla alınan 25.12.2019 tarihli ek raporda belirlendiğinden sanığın üzerine atılı suçun sabit olduğu gözetilmeden yazılı şekilde beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 22.04.2021 tarihli kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.10.2023 tarihinde karar verildi.