YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/23221
KARAR NO : 2012/22972
KARAR TARİHİ : 05.11.2012
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : Koruma tedbieleri nedeniyle tazminat
Hüküm : Davanın Reddi
Davacının tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm davalı ve davacı vekilleri tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davalı ve davacı vekillerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Somut olayda davacı … vekili Av. …, müvekkilinin yağma suçundan beraat ettiği … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/444 esas sayılı dosyasında 2 ay 15 gün tutuklu kaldığını, yargılama sonucunda beraat ettiğini, sözkonusu kararın tebliğ edilmediğini, müvekkilinin hiç bir aşamada suçu kabullenmediğini, ortada delil bulunmadığı halde müşteki beyanına istinaden 2 ay 15 gün tutuklu kaldığını, müvekkilinin işçi olup matbacılık işi yaptığını uzun yıllar esnaflık yaptığı için tanınan biri olduğunu, tutuklanmasının telafisi imkansız zararlara yol açtığını, itibarının sarsıldığını, ailesinden ve işinden uzak kaldığını, mahkeme masrafları yaptığını çalışıyor olması nedeniyle bu dönemde kazanç kaybına uğradığını, haksız yere tutuklanması nedeniyle 5.550 TL maddi, 30.000 TL manevi tazminat isteminde bulunmuş, delil olarak da … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/444 esas sayılı dosyasını göstermiş ve ayrıca sair delillerinide sunmuştur.
Davacının yağma suçundan yargılandığı … 1. Ağır Ceza Mahkemesince 23.12.2005 tarihinde beraatine karar verilmiş, sanık müdafiinin yüzüne karşı verilen bu karar temyiz edilmeksizin 02.01.2006 tarihinde kesinleşmiş, ancak kesinleşen beraat kararı davacıya tebliğ edilmemiştir. Buna karşın davacı kesinleşme tarihini izleyen 09.05.2006 havale tarihli dilekçe ile dosya fotokopilerinin tarafına verilmesi talebinde bulunmuş mahkemece yapılan yargılama sonunda 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142/1. maddesinde yer alan ‘Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her halde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir’ şeklindeki düzenleme nazara alınarak, davacının beraat ettiği … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.12.2005 tarihli kararının sanık vekilinin yüzüne karşı verildiği ve kararın 02.01.2006 tarihinde kesinleştirildiği, bu tarihten sonra davacının beraat ettiği dosya fotokopisini aldığına ilişkin 09.05.2006 ve aynı gün havale tarihli dilekçe tarihi öğrenme tarihi olarak kabul edilerek, davacı vekili Avukat … imzalı dava dilekçesinin de 25.09.2006 havale tarihli olduğu dikkate alınarak, 3 aylık başvuru süresinin geçirilmiş olduğu gerekçesi ile davanın süre yönünden reddine karar verilmiştir.
Ceza Genel Kurulunun 21/12/2010 tarih ve 2010/212 Esas ve 263 sayılı Kararında belirtildiği üzere; CMK’nın 231. maddesinin 3. fıkrasında; “Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da bildirilir” ve aynı Yasanın “Hükmün Gerekçesi ve Hüküm Fıkrasının İçereceği Hususlar” başlıklı 232. maddesinin 6. fıkrasında;“…Hüküm fıkrasında,…kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir” biçiminde getirilen düzenleme ile de tazminat istemeye hakkı olan kişiye kararda bu hakkının hatırlatılması konusunda oluşabilecek duraksamaların önüne geçilmiş olup; bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde davacının tazminat istemine dayanak beraat kararında tazminat isteyebileceği hatırlatılmayarak 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 3. fıkrasında; “Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da bildirilir” ve aynı Yasanın “Hükmün Gerekçesi ve Hüküm Fıkrasının İçereceği Hususlar” başlıklı 232. maddesinin 6. fıkrasında;“…Hüküm fıkrasında,…kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir” hükmüne uyulmadığı ve aynı yasanın ”karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir” şeklindeki düzenleme nedeniyle beraat kararının kesinleşmesi yeterli olmayıp, hükmün kesinleştiğini belirten meşruhatla birlikte bizzat sanığa bildirilmesi gerekmektedir. Ceza dava dosyasında bu yönde yapılmış bir tebliğin bulunmaması karşısında, dava açma süresi yönünden dikkate alınması gereken 5271 sayılı CMK’nın 142/1. maddesinde öngörülen üç aylık süre değil aynı fıkradaki bir yıllık süre içerisinde davanın açılması gerekli ve yeterli olup, davacının da bu süre içinde 25.09.2006 tarihinde dava dilekçesini vererek beraat kararının kesinleşmesinden itibaren yasal bir yıllık sürede dava açtığının anlaşılması karşısında davanın esastan incelenmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu isabetsiz gerekçe ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Davanın tümüyle reddedilmesi karşısında, davalı hazine lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, davalı ve davacı vekillerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 05.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.