YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5164
KARAR NO : 2023/5184
KARAR TARİHİ : 14.09.2023
MAHKEMESİ :Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/138 E., 2015/44 K.
SUÇ : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarına teşebbüs
SUÇ TARİHLERİ : 2011 Yılı yaz ayı, 13.04.2012
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 03.06.2013 tarih ve 2013/194 sayılı iddianamesi ile suça sürüklenen çocuğun, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. İstanbul 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 05.03.2015 tarihli ve 2013/138 Esas, 2015/44 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarına teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci ile üçüncü fıkrası, 35 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 103 üncü maddesinin altıncı fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İsteği
Suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanma şartlarının oluşmadığına, anal muayene raporu doğrultusunda eylemin basit nitelikte kaldığına, mahkumiyet kararının hukuki ve maddi dayanaktan yoksun olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yapılan kovuşturma neticesinde toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, mağdur ile suça sürüklenen çocuğun teyze çocukları oldukları ve bu yakın akrabalık bağından dolayı zaman zaman suça sürüklenen çocuğun mağdurların evine gelip gittiği, suç tarihi olan 13.04.2012 günü yine suça sürüklenen çocuğun teyzesinin evine gittiği ve mağdurun evde yalnız olduğu bir süre oynadıkları, suça sürüklenen çocuğun kendisinin altı yaşlarında iken maruz kaldığı cinsel eyleminin aklına geldiği ve mağduru banyoya götürerek ikisinin de giysilerini çıkarttıkları ve suyu açarak ıslandıkları, burada suça sürüklenen çocuğun mağdurun arkasına cinsel organını sokmak istediği ancak duhulün tam olarak gerçekleşmediği mağdurun acı duyduğunu beyan etmiş olduğu ve yapma demek dışında mağdurun eyleme karşı koymadığı bağırıp ağlamadığı, suça sürüklenen çocuğun da mağdura karşı herhangi bir cebir şiddet ve tehdit uygulamadığı ve banyodaki eylemine son vererek yatak odasına geçtikleri ve orada da mağduru belden aşağısı çıplak iken yatağa sırt üstü yatırarak ayaklarını havaya kaldırdığı ve yine arkasına cinsel organını sokmaya çalıştığı ancak yine başaramadığı ve organını sokamadığı ve eylemine son verdiği, bu olayı mağdurun annesine anlatmış olduğu, bu olaydan önce 2011 yılı yaz aylarında suça sürüklenen çocuğun mağduru yine kendi evlerinde yalnız oldukları bir zamanda pantalonunu indirerek mağdurun arkasına geçerek poposuna sokmaya çalıştığı, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunun 04.12.2014 tarihli raporu ile mağdurun her iki cinsel istismar eylemi nedeni ile ruh sağlığının bozulduğunun belirtildiği, böylece suça sürüklenen çocuğun mağdura ayrı ayrı tarihlerde beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarına teşebbüs eylemlerini gerçekleştirmiş olduğunun sabit olduğu, teyze çocukları olmaları ve evde ikisinin yalnız bırakılmaları ile her iki tarafın ailesinin suça sürüklenen çocuğa mağduru gözetme yükümlülüğü yüklemiş oldukları, yaşça büyük olan suça sürüklenen çocuğun bu şekilde mağduru gözetme durumunda olması nedeni ile belirlenen cezada 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince artırım yapılmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1 . Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümde, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı ancak mağdurun duruşmadaki ayrıntılı beyanı, suça sürüklenen çocuğun soruşturma evresindeki organ sokmaya dair ikrar içeren savunması, mağdurun annesi şikayetçi …’nin mağdur beyanı ile uyumlu anlatımı ile tüm dosya içeriği nazara alındığında, suça sürüklenen çocuğun eylemini organ sokmak suretiyle işlediği gözetilerek çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan hüküm kurulması yerine delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde uygulama yapılması, hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Mağdurun ve annesi …’nin aşamalardaki anlatımları, savunma ile tüm dosya içeriği nazara alındığında, mağdur ile teyze çocukları olmaları nedeniyle aralıklarla evlerinde ziyaret eden suça sürüklenen çocuğun, suç tarihlerinde mağdurun annesi …’nin bilgisi dışında eve gidip mağdura yönelik cinsel istismar eylemlerinde bulunduğu anlaşıldığından, suça sürüklenen çocuğun yaşı da göz önüne alındığında, mağdur üzerinde koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunmadığı gözetilmeden hakkında belirlenen temel cezanın koşulları oluşmadığı halde 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca artırılması, hukuka aykırı bulunmuştur.
3. Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianame ile yüze karşı verilen mütalaada suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin altıncı fıkrasının tatbiki talep edilmediği halde ek savunma hakkı tanınmadan, anılan maddenin uygulanması suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 226 ncı maddesinin ikinci fıkrası maddesine muhalefet edilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, İstanbul 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 05.03.2015 tarihli ve 2013/138 Esas, 2015/44 Karar sayılı kararına yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün,1412 sayılı Kanun’un 321 inci ve 326 ncı maddeleri gereği, değişik gerekçeyle Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.09.2023 tarihinde karar verildi.