Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2023/8924 E. 2023/6217 K. 11.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/8924
KARAR NO : 2023/6217
KARAR TARİHİ : 11.10.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/1774 E., 2022/1466 K.
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin temyiz istemi yönünden;
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer verilen; “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığı anlaşılmıştır.

Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu yönünden;
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Bursa 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.03.2022 Tarihli ve 2020/586 Esas, 2022/78 Karar sayılı Kararı ile;
a)Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine,
b)Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci, üçüncü (c) fıkraları ile aynı Kanun’un 43 üncü ve 62 nci maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
karar verilmiştir.

2.Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 24.10.2022 Tarihli ve 2022/1774 Esas, 2022//1466 Karar Sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Sanığın mahkûmiyetine dair İlk Derece Mahkemesi kararınının sanığın beraat etmesi görüşüyle muhalefetli olarak verildiğine, mağdurenin bakire olduğuna, raporların sanık aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağına, iddia olunan suç tarihlerinde sanığın Kahramanmaraş ilinde olduğuna buna dair biletlerin dosyaya sunulduğuna, sanığın devamında vatani görevini yapmak için bağlı bulunduğu birliğe teslim olduğuna, iddiaların soyut ve çelişkili olduğuna, mağdure ve ailesinin sanıkla mutlu aile fotoğraflarının olduğuna, dosyada yer alan görüşme kayıtlarının mahkumiyet kararı için yeterli olmadığına, mağdurenin çelişkili ve soyut beyanlarda bulunduğuna, sanık hakkında mahkumiyete yeter her türlü şüpheden uzak kesin inandırıcı delil bulunmadığına ve sanık hakkında atılı suçtan beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

B.Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz Sebepleri
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurlarının oluştuğuna, her iki suçtan sanık hakkında üst hadden ceza verilmesi, hakkında takdiri indirimin uygulanmaması ve katılan Bakanlık lehine vekalet ücreti taktir edilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince; ”Mağdurun sanığın ablasıyla evlendikten sonra sanık tarafından istismar edilmeye başlandığına, 2 kez yaşanan organ sokma yoluyla cinsel birlikteliğin sanık askere gitmeden evvel olduğuna, sanığın askerden döndükten sonra da dokunma şeklindeki eylemlerine devam ettiğine dair ayrıntılı beyanları, mağdurun sanığın savunmasında adı geçen … … isimli şahısla herhangi bir fiziksel bağının olmadığını belirtmiş olması, sanığın kolluktaki savunmasında ‘Sude’nin kızlığını bozan … isimli şahısmış’ şeklinde belirtmiş olmasının, mağdurenin 01.12.2020 tarihli adli raporda belirtildiği üzere anatomik bakire olması sanık tarafından bilinemeyeceğinden ve sanığın suça konu eylemler sonucu mağdurenin bakire olmadığından … olması nedeniyle suçtan kurtulmaya yönelik cürum atfı içeren savunmada bulunduğunun anlaşıldığı, mağdurun suça konu eylemler ortaya çıkmadan evvel anksiyete krizi geçirdiğine dair tanık ve sanık beyanları, sanığın savunmalarının aksine sanığın eşi olan tanık …’nın sanıkla aralarında herhangi bir geçimsizlik olmadığına, 3 Kasım tanışma yıl dönümleri olduğundan 2020 yılının Kasım ayında olaylar ortaya çıkmadan sanığın koluna dövme yaptırdığına ve sanıkla mağdurun evde yalnız kaldıkları dönemler olduğuna dair beyanları, sanığın 3 kasım 2020 tarihinde eşiyle tanışma yıl dönümleri için koluna dövme yaptırdığını doğrulamış olması, yine yukarıda ayrıntılı incelenen mesaj kayıtlarında sanığın ‘ellerim kırılsaydı keşke’, ‘2 yıl önce yaşanmış ve tekrarı olmayan hatalarım’ şeklindeki mesajlarının savunması ile bağlantısı olmamakla mağdureye yönelik gerçekleştirmiş olduğu 2018 yılını işaret eden eylemlere ilişkin olduğunun açıkça anlaşıldığı, mağdurun sanığın evlerine dondurma almaya geldiği sırada ikinci cinsel birlikteliğin yaşandığını belirtmesi karşısında sanığın kollukta alınan beyanında dondurma işini 2018 yılı değil 2019 yılında Kahramanmaraş olan memleketinden dondurma getirerek yaptığını, 2019 yılında getirdiği dondurmaları mağdurun evlerinde dolaba koyduğunu, bir kez dondurma almak için gittiğini, bu esnada mağdurun yalnız olduğunu, içeri girmesiyle çıkmasının 5 dk sürmediğini, mağdurun bornozlu yada çıplak değil, kıyafetli olduğunu belirtmesi karşısında, sanığın mahkememizce alınan;’ Bir dondurma olayından bahsetmiş yine dondurma sattığımdan 2018 yılında ve eve gidip dondurma almak üzere gidip kendisine istismarda bulunduğumu söylemiş bu da tamamen yalandır, asıl dondurma işini 2019 yılında yaptım, 2018 yılında sadece bir kere Kahramanmaraş’tan memleketimden gelirken dondurma getirdim ve onu direk fabrikada satışını yaptım hiçbir şekilde annesinin evindeki dolaba koyup 2018 yılında böyle bir olay yaşanmadı.’ şeklindeki beyanın 2018 yılında dondurma işi yapmadığına dair kolluk beyanı ile tamamen çeliştiği ve sanığın bu beyanlarının tevilli ikrar niteliğinde olduğu kanaatine varıldığı, her ne kadar sanık … müdafii tarafından mağdurun suça konu eylemlerin gerçekleştiğini beyan ettiği tarihlerde askerde olduğundan suça konu eylemleri gerçekleştirmediğinin ısrarla savunulmuş olduğu görülse de, sanık anlatımı, dosya kapsamında bulunan tüm delillerden sanığın 2018 yılı temmuz-2019 yılı ocak aylarında kısa dönem askerlik yaptığının anlaşıldığı, ancak mağdurun ÇİM’de alınan ilk beyanlarından itibaren yaz aylarında suça konu eylemlerin gerçekleştiğini, tarihini tam olarak hatırlamadığını, temmuz ağustos olabileceğini ancak cinsel birlikteliklerin sanığın askere gitmesinden önce gerçekleştiğini belirttiğinin görüldüğü, suç tarihinin üzerinden yaklaşık 2 yıl gibi bir süre geçtikten sonra beyanları alınan mağdurun yaşı gereği de atılı suçun gerçekleştiği tarihleri net olarak hatırlamamasının olağan olduğu, yine mağdurenin sanığı abisi olarak gördüğünden ve yaşı gereği sanığın kendisini çok sevmesi nedeniyle suça konu eylemleri gerçekleştirdiğini düşünerek kimseye hiçbir şey anlatmaması, ancak ilerleyen süreçlerde yaşının büyümesi ve ablasının hamile olma ihtimali nedeniyle ablasının eşi olan sanıkla daha sık sık görüşmeleri gerektiğinden yaşadığı durumdan rahatsız olması, vicdan azabı çekmesi, psikolojik olarak çıkmaza girmesi ve sonucunda da psikologa gitmesi sonucu annesi olan katılana anlatması ile suça eylemlerin ortaya çıkması dikkate alındığında şikayet tarihinde dahi 16 yaşında olan mağdureden suça konu eylemleri olayların hemen akabinde anlatmamasının yaşı ve sanığın ablasının eşi olması nedeniyle ailesinden çekinmesi sebepleriyle makul görüldüğü, sanığın aşamalarda çelişki barındıran beyanları, mağdurenin sanığa iftira atmasını gerektirecek dosya kapsamında herhangi bir delilin bulunmaması, sanık tarafından eşinin yönlendirmesi ile mağdurun kendisine iftira attığı savunulmuşsa da; tanık …’nın sanıkla aralarında herhangi bir geçimsizlik olmadığına dair beyanları, tanık beyanlarıyla uyumlu, sanığın savunması ile çelişkili sanığın eşi olan …’ya atmış olduğu dosya kapsamında bulunan mesaj kayıtları, mağdur vekili tarafından suça konu eyleme ilişkin suç duyurusunun 23.11.2020 tarihinde yapılmış olması karşısında sanığın eşi … tarafından ise boşanma davasının 03.02.2021 tarihli dava dilekçesi ile açıldığının anlaşılması ve dosya kapsamında bulunan tüm deliller dikkate alındığında sanığın ‘Çocuğun Basit ve Nitelikli Cinsel İstismarı’ suçlarını işlediğinin sabit görüldüğü; sanığın 2018 yılında 14 yaşında olan mağdureye yönelik 2018 yılından başlayarak 2020 yılında son bulacak şekilde cinsel istismar eylemlerini devam ettirdiği, sanığın mağdureye yönelik basit cinsel istismar suçu kapsamında kalan dokunma, sıkma, öpme eylemlerini ve 2 kez organ sokma yoluyla nitelikli cinsel istismar eylemlerini mağdurenin 14 yaşında olduğu 2018 yılında gerçekleştirdiği, sanık askerden döndükten sonra da mağdureye yönelik dokunma şeklindeki eylemlerini devam ettirdiği, mevcut haliyle sanığın eylemlerinin bir suç işleme kastının yenilendiğini göstermeyecek şekilde aynı kast altında değişik tarihlerde zincirleme olarak devam ettiği ve eylemler arasında herhangi bir hukuki kesintinin de olmadığı, 5237 sayılı Kanunun ‘Zincirleme suç’ kenar başlıklı 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan; ‘Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır.’ hükmü dikkate alındığında 5237 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen çocuğun cinsel istismarı suçu ile 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçlarının aynı suç kapsamında olduğu anlaşılmakla” ve ” sanığın cinsel istismar suçunun işlendiği sırada ve eylemle sınırlı süre ile mağdurun iradesiyle hareket edebilme imkanının ortadan kaldırılmasının kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmayacağı, söz konusu olayda da sanığın mağduru cinsel istismarla sınırlı eyleminin dışında başka bir yere götürme vs. eyleminin olmadığı, bu nedenle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun yasal unsur ve koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından” şeklinde gerekçeler ile hükümler kurulduğu anlaşılmıştır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer verilen; “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılan Bakanlık vekilince anılan hükme ilişkin temyiz isteminin aynı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçu Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfının ve yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde vaki istinaf başvurusunun esastan reddine dair kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 24.10.2022 Tarihli ve 2022/1774 Esas, 2022//1466 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 24.10.2022 Tarihli ve 2022/1774 Esas, 2022//1466 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bursa 16. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.10.2023 tarihinde karar verildi.