YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4448
KARAR NO : 2023/5420
KARAR TARİHİ : 20.09.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/65 E., 2015/23 K.
SUÇ : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sivas 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.02.2015 tarihli ve 2014/65 Esas, 2015/23 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi, dördüncü, altıncı fıkraları, 31 ve 62 nci maddesi uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Suça sürüklenen çocuk (SSÇ) müdafiinin temyizi nitelikli istismar suçunu oluşturduğuna dair şüpheden uzak kesin delil bulunmadığına, eylemin cebirle gerçekleştirilmediğine, darp cebir izi bulunmadığına, SSÇ hakkında düzenlenen raporun yetersiz olduğuna, çocuklara özgü güvenlik ve sağlık tedbirlerine hükmedilmesine, hükmün SSÇ lehine bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece; “Suça sürüklenen çocuğun savunması, katılan ve müşteki beyanları, kimlik ve adres tutanağı, muhafaza altına alma tutanağı, olay yakalama tutanağı, adli raporlar, adli görüşme değerlendirme raporu, hastane raporları, uzmanlık raporu, sosyal inceleme raporu, Adli Tıp Kurumu 6. Adli Tıp İhtisas Kurulunun raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Mağdur … ile SSÇ …’nin amca çocukları olduğu, mağdurun olay günü aynı zamanda …’nin kardeşi olan küçük kuzenini okula götürmek için SSÇ’nin evine gittiği, kapıyı açan SSÇ’nin evde yalnız olduğunu fakat mağduru bu konuda yanılttığı,mağdurun çocuk izleme merkezinde verdiği 17/02/2014 tarihli beyanına göre SSÇnin mağdurun ağzını kapatıp boynundan sürükleyerek içeri götürüp yatağa yüzüstü yatırdığı, pantolonunu ve kilodunu dizlerine kadar indirdiği,SSÇ’nin cinsel organını çıkartıp mağdurun anüsüne soktuğu, acı hisseden mağdurun SSÇ’nin elini ısırıp elinden kurtulduğu,evden dışarı çıktığında annesiyle karşılaştığı ve ona başına gelenler anlattığı, bu şekilde meydana gelen olay nedeniyle mahkememizde kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
Ssç’nin soruşturma aşamasında verdiği ifadesinde; olay günü mağdurun evlerine gelip kardeşi …’i sorduğunu, …’in evde olmadığını söylediği halde mağdurun eve girdiğini, birlikte bilgisayar başında oynarken mağdurun cinsel organına dokunup kendisini tahrik ettiğini, sinirlenip mağdura tokat attığını, pantolonunu indirip penisini mağdurun makatına soktuğunu, ilişki bittikten sonra mağdurun evden ayrıldığını beyan etmiş, sorguda bu beyanının doğru olduğunu ifade etmekle yetinmiştir. Yargılama aşamasında duruşmada ise verdiği önceki beyanlarının aksine mağdura tecavüz etmek istediğini fakat yapmadığını, mağdurun ailesiyle her hangi bir husumetlerinin olmadığını belirterek beraatini talep etmiştir.
Suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 6545 sayılı yasa ile değişen TCK 103 nedeniyle suçun sabit olması halinde SSÇ hakkında lehe-aleyhe kanun değerlendirmesi yapılması gerekeceğinden mağdur hakkında Adli Tıp Kurumundan ruh sağlığına ilişkin rapor düzenlemesi istenmiş, mağdurun muayenesi sonucunda düzenlenen 6. Ihtisas Kuruluna ait 03.12.2014 tarihli raporda mağdurun olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacağı, söz konusu fiile ruhsal yönden mukavemet edemeyeceği, beyanlarına itibar edilebileceği, bu olay nedeniyle ruh sağlığının bozulduğu yönünde tespitlerde bulunulmuştur.
Mağdurdan alınan sürüntü örneğinin SSÇ den alınan kan örneği ile genotip olarak uyumlu olduğu ve olay sonrası el konulan mağdurun külotu üzerinde bulunan sıvıda mağdur ve SSÇ’nin kan örneklerinin karışık olarak bulunduğuna dair Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 03/04/2014 tarihli uzmanlık raporu ile her aşamada birbiriyle örtüşen mağdur beyanı, hazırlık aşamasında olayın hemen sonrası alınan iki ayrı savunmada mağdur beyanını doğrulayan sanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde mağdurun üzerine atılı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği kanaatine mahkememizce ulaşılmıştır.
Bununla birlikte SSÇ hakkında alınan 07/04/2014 tarihli sosyal inceleme raporunda ‘SSÇ’nin yaşı itibariyle bu tip eylemlerin neden ve sonuçlarını kavraması gerektiği, ancak görüşmeler sırasında gözlemler ön plana alındığında yaptığı eylemlerin suç olduğunu bilmediği, düşünmeden hareket ettiği ve ergenlik döneminde olması cinselliği keşfetme duygusu ile kontrol yetisini kaybetmiş olması durumunda sağlıklı bir değerlendirmede bulunmamasını olası bir durum’ olduğu tespitlerine yer verilmiş olsa da, SSÇ’nin olay tarihinde 15 yaşının içinde olması, eylemin suçun nitelikli hali olan organ sokma şeklinde meydana gelmiş olması nedeniyle cinselliği keşfetmenin ötesinde, SSÇ’nin eylemi bilerek ve isteyerek tamamen iradesi kapsamında gerçekleşen bir durum olduğu mahkememizce görülmüştür.Ayrıca SSÇ hakkında yaşı nedeniyle sosyal inceleme raporu düzenlenmesinin zorunlu olmasının yanında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunun 35. maddesi ve Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 20/2-3. maddesinin, suça sürüklenen çocuğun işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığını takdir yetkisini mahkemelere verdiği hususu dikkate alındığında yargılama sonucunda yaş gurubu (12-15) itibariyle üst sınırda bulunan SSÇ’nin bu suçun sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğine sahip olduğuna mahkememiz kanaat getirmiştir.
SSÇ’nin aşamalarda ikrar içeren savunmaları ile eylemin işlendiğine dair maddi olgular içeren kriminal incelemeler birlikte değerlendirildiğinde olay tarihinde 10 yaşında olan mağdurun kuzeni olan SSÇ’nin evine gittiği, evde yalnız olan SSÇ’nin mağduru zorla yüzüstü yatağa yatırdığı, anal yoldan ilişkiye girdiği, mağdurun SSÇ’nin elini ısırarak evden kaçıp kurtulduğu şeklinde meydana gelen olayda SSÇ’nin üzerine atılı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği kanaatine mahkememizce varılmıştır.6545 sayılı yasa ile değişikliğe uğrayan TCK 103 maddesinin SSÇ hakkında uygulanması halinde de TCK 31/2-son cümle gereği sonuç ceza yine aynı olacağından suçun işlendiği zaman yürürlükte olan madde hükümlerine göre hüküm vermek gerekmiştir.” şeklindeki gerekçeyle karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, suça sürüklenen çocuk müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Sivas 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.02.2015 tarihli ve 2014/65 Esas, 2015/23 Karar sayılı kararı suça sürüklenen çocuk müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.09.2023 tarihinde karar verildi.