Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/9444 E. 2023/5418 K. 20.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9444
KARAR NO : 2023/5418
KARAR TARİHİ : 20.09.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/180 E., 2015/315 K.
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.07.2015 tarihli ve 2015/180 Esas, 2015/315 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan mağdure vekilinin temyizi; mağdurenin yargılamanın tüm aşamalarında tutarlı ve çelişkisiz ifadeleri, yanlış anlama olanağının olmaması, iftirada bulunması için ileri sürülen ve ispatlanan bir nedeninin olmaması, sanık ile önceden tanışıklığı ve husumetinin olmayışı, yaşam tarzı ve toplumun ahlaki değerleri karşında sosyal hayatta düşeceği zorluğa rağmen iddiasında ısrar etmesi dikkate alınarak verilen beraat kararının bozulması talebine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece “İddia, aksi kanıtlanamayan savunma, 28.02.2014 tarihli hasta hakları başvuru sonucu isimli kurul raporu, tanık beyanları, nüfus ve adli sicil kaydı ile tüm dosya kapsamına göre; İddia kısmında ayrıntıları ile yazılı olduğu üzere her ne kadar diş doktoru sanık hakkında katılan çocuğa diş tedavisi yaptığı sırada sol kolu ile katılanın sağ göğsüne baskı yapmak sureti ile çocuğun basit cinsel istismarı suçundan iddianame ile kamu davası açılmış ise de; sanığın atılı suçu işlediği, katılanın göğsüne sol kolu ile bilerek ve isteyerek dokunduğu, suç kastı ile hareket ettiğine dair katılanın soyut iddiası dışında savunmasının aksini gösteren cezalandırılmasına yeterli miktar ve derecede her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından atılı suçtan sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği yönünde mahkemece oluşan hukuki ve vicdani kanaat sonucu karar vermek gerekmiştir.” şeklindeki gerekçeyle hüküm kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden kurmak olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın uzantısı olan, Latincede; “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak bir kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanık aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate değil kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve bu ispat, hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkan vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanarak sanığın mahkûmiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir. Bu açıklamalar doğrultusunda tüm dosya içeriği nazara alındığında yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmamış, katılan mağdure vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.07.2015 tarihli ve 2015/180 Esas, 2015/315 Karar sayılı kararında katılan mağdure vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan mağdure vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.09.2023 tarihinde karar verildi.