YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/17643
KARAR NO : 2023/5000
KARAR TARİHİ : 11.09.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/189 E., 2016/201 K.
SUÇ : Cinsel taciz
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Yeşilova Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.06.2016 tarihli ve 2016/189 Esas, 2016/201 Karar sayılı kararı ile;
a) Sanık …’ın cinsel taciz suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 105 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ve 43 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b) Sanık … hakkında cinsel taciz suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 105 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ve 43 üncü maddesi uyarınca 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 12.11.2020 tarihli ve 14-2016/322000 sayılı bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık …’ın Temyiz İsteği
Özetle, atılı suçu işlemediğine, hakkında verilen mahkumiyet kararının hukuka aykırı olduğuna ve hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Sanık …’in Temyiz İsteği
Özetle, atılı suçu işlemediğine, hakkında verilen mahkumiyet kararının hukuka aykırı olduğuna ve hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Mahkemece ”Sanık …’ın, katılanlara yönelik takip etme, sigara dumanı üfleme, değişik surat ifadeleri yaparak cinsel tacizde bulunması, katılanları ısrarla takip etmesi, katılanların sanığı uyarmalarına rağmen eylemlerine devam etmesi şeklindeki olayda, sanığın kasta dayalı kusurunun yoğunluğu, suçun konusu ve önemi, uzun süre bu eylemlerini tekrar etmesi, suçun işleniş biçimi göz önünde bulundurularak, temel ceza asgari hadden uzaklaşılarak, teşdiden belirlenmiştir. Diğer sanık …’in diğer sanıkla iştirak iradesi içerisinde bir defaya mahsus bu eylemleri gerçekleştirmesi nedeniyle hakkında asgari hadden temel ceza belirlenmiştir.” şeklindeki gerekçe ile hükümler kurulduğu anlaşılmıştır.
2. Dosya kapsamında bulunan deliller;
Sanıklara ait nüfus ve adli sicil kayıtları, ekonomik ve sosyal durum araştırması, sanıklar savunmaları, katılan mağdure beyanları, tanık anlatımları ve polis tutanaklarından ibarettir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık … Hakkındaki Hüküm Yönünden
Sanık …’ın cinsel arzularını tatmin kastına dayanmayan ancak süreklilik ve ısrar arz edecek şekilde katılan mağdureleri kullandığı araçla takip etme, katılan mağdurelere değişik surat ifadeleri yaparak sigara dumanı üfleme şeklindeki eylemleri gerçekleştirmesi sebebiyle mevcut haliyle eylemin bir bütün halinde zincirleme şekilde 5237 sayılı Kanun’un 123 üncü maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunu oluşturduğu gözetilerek hüküm kurulması gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek cinsel taciz suçundan mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
B. Sanık … Hakkındaki Hüküm Yönünden
1.Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden kurmak olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; “Suçsuzluk” ya da “Masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın uzantısı olan, Latincede; “İn dubio pro reo” olarak ifade edilen “Şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak bir kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanık aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate değil kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve bu ispat, hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkan vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanarak sanığın mahkumiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir. Bu açıklamalar doğrultusunda sanık savunmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde katılan mağdurelerin eylemi gerçekleştiren kişinin aracı kullanan sanık … olduğuna yönelik kavuşturma aşamasındaki ifadeleri ile aracın yolcu koltuğunda bulunan sanık …’in eylemlere katıldığına dair bir anlatımlarının olmaması karşısında, sanık … hakkında mahkumiyete yeter her türlü şüpheden uzak yeterli delil elde edilememesi nedeniyle beraat hükmü kurulması gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Aynı gerekçelerle ile Tebliğnamedeki farklı suçtan mahkumiyet isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yeşilova Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.06.2016 tarihli ve 2016/189 Esas, 2016/201 Karar sayılı kararına yönelik sanıkların temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.09.2023 tarihinde karar verildi.