Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2021/6039 E. 2023/8522 K. 09.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6039
KARAR NO : 2023/8522
KARAR TARİHİ : 09.10.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Düşme
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Sanık hakkında suç tarihinde uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma suçunu işlediğinden Havza Cumhuriyet Başsavcılığının 21.07.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesi, 5271 sayılı Kanun’un 171 inci ve devamı maddeleri uyarınca 5 yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilmiştir.
B. Havza Cumhuriyet Başsavcılığının 18.11.2015 tarihli iddianamesi ile sanığın denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması sebebiyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kaldırılarak 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarıca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
C. Havza Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.02.2016 tarihli ve 2015/414 Esas, 2016/146 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesi sekizinci fıkrası uyarınca kamu davasının düşürülmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Cumhuriyet savcısının temyiz talebi özetle; dosya kapsamımda ısrar şartının gerçekleştiği, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkidir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın 09.07.2015 tarihinde temyiz dışı sanıklar Anıl Erkan ve Sinan ile birlikte 06 FF 650 plakalı aracın içerisinde yakalandıkları, sanığın üzerinde uyuşturucu maddenin ele geçirildiği, vücudundan Havza Suh Ceza Hakimliğinin 2015/173 D.İş numaralı kararı doğrultusunda alınan idrar örneklerinin incelenmesi sonrasında Samsun Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesince 13.07.2015 tarihinde düzenlenen raporda uyuşturucu kullandığının tespit edildiği, sanık hakkında öncelikle sanık hakkında kamu davsının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, sanığın denetim yükümlülüklerine uymaması ile açılan kamu davasında kovuşturma şartı olan ısrar şartının gerçekleşmemesi sebebiyle kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesi sekizinci fıkrası gereğince düşürülmesine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Sanık hakkında Havza Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın itiraz kanun yolu açık olmak üzere verildiği, ancak kararda itiraz süresinin, 15 gün yerine 7 gün olarak gösterildiği, Anayasanın Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması başlıklı 40. maddesindeki düzenleme ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 171, 172 ve 173 üncü maddeleri uyarınca, başvurulacak kanun yolunun, mercinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerekmekte olup; “Kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararı ve bu karar ile birlikte verilen “denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararda kanun yolu başvuru süresinin şüpheliyi yanıltacak biçimde “7 gün” olarak gösterildiği, bu nedenle kararın usulüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usulsüz olarak verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymamasının kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlal kabul edilemeyeceği, dolayısıyla kovuşturma şartı oluşmadığı anlaşıldığından; mahkemesince açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden durma kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkûmiyetine karar verilmesi,
B. 5721 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesi birinci fıkrasında; “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.” ve aynı maddenin sekizinci fıkrasında “Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.” şeklinde düzenlemenin yer aldığı, tüm bu düzenlemeler karşısında somut olayda; denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından gönderilen çağrı yazısının 7201 sayılı Tebligat Kanun’un (7201 sayılı Kanun) 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tebliğ edildiği ve ısrar şartı olan kovuşturma şartının gerçekleşmemesi nedeni ile düşme kararı verilemeyeceği, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesi sekizinci fıkrası ikinci cümlesi uyarınca kamu davası hakkında durma kararı verilerek, gerekli tebligat işlemlerinin
tamamlanarak tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın infazının sonucunun beklenilmesi, kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi hâlinde, yargılamaya devamla işin esasına girilerek hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Havza Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.02.2016 tarihli ve 2015/414 Esas, 2016/146 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.10.2023 tarihinde karar verildi.