YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/7809
KARAR NO : 2023/5659
KARAR TARİHİ : 27.09.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2023/91 E., 2023/135 K.
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Kısmî ret, kısmî onama
Bakanlık vekiline usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı vermiş olduğu temyiz dilekçesinde temyiz gerekçesi bulunmadığı anlaşılmıştır.
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden sanık müdafiinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kırşehir. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.03.2022 tarihli ve 2021/390 Esas, 2022/89 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 16 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 07.06.2022 tarihli ve 2022/445 Esas, 2022/918 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçuna yönelik sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar vermiştir.
3. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesi kararının, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 09.11.2022 tarihli ve 2022/11857 Esas, 2022/10124 Karar sayılı kararı ile “Sanığın aşamalarda mağdurenin kendisine on yedi yaşında olduğunu söylediğine dair savunmaları ile mağdurenin soruşturma aşamasındaki beyanlarında rızasıyla cinsel ilişkiye girdiğine dair anlatımları ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, eylemin zorla gerçekleştiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı da gözetilerek olayda 5237 sayılı TCK’nın 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı tartışıldıktan sonra karar verilmesi gerekirken bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın eksik gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 230. maddesine muhalefet edilmesi karşısında, söz konusu karara yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi,” nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.04.2023 tarihli ve 2023/91 Esas, 2023/135 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 16 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Sanık müdafiinin temyiz istemi
Mağdurenin doktor raporlarında fiili livataya ilişkin bulgunun bulunmadığına, tarafların olay tarihindeki yaşları gözetildiğinde rızaya dayalı öpüşme ve benzeri davranışların suçun unsurunu oluşturmadığına, mağdurenin, sanığa yaşını on yedi olarak söylediğine, sanığın hata hükümlerinden faydalanması ve açıklanan nedenlerle sanık hakkında beraat hükmünün kurulması gerektiğine yöneliktir.
B.Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Süre tutum dilekçesi sunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
Katılan mağdure ile sanığın 2019 yılı içerisinde sosyal medya üzerinden tanışarak arkadaşlık kurdukları, suç tarihi itibariyle katılan mağdurenin sanığa yaşını on dört olarak söylediği ve zaman içerisinde tarafların bu arkadaşlığının ilerlediği, sanık ile katılan mağdurenin ilk olarak 2020 yılı temmuz ayı içerisinde buluştukları ve öpüştükleri, bu buluşmadan sonra sanık ile katılan mağdurenin, sanığa ait evde veyahut sanığın arkadaşlarının evinde buluşmaya devam ettikleri, bu şekilde dört, beş kez buluşma gerçekleştirdikleri, bu buluşmalarda sanık ile katılan mağdurenin kıyafetlerini çıkardıkları, öpüştükleri, sanığın cinsel organını katılan mağdurenin cinsel organına sürttüğü ve katılan mağdure ile anal yoldan ilişkiye girdiği, sanığın, katılan mağdure ile farklı zamanlarda farklı evlerde buluştuğunu, yalnız kaldıklarını, öpüştüklerini ikrar ettiği, her ne kadar sanık mahkemedeki savunmasında, kendi cinsel organını katılan mağdurenin cinsel organına sokmadığını, sadece sürttüğünü beyan etmiş ise de kollukta ve savcılıkta vermiş olduğu ifadelerinde kendi cinsel organını katılanın cinsel organına sokmaya çalıştığını, ittirdiğini beyan ettiği, sanığın bu şekildeki çelişkili ve tutarsız beyanlarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilerek itibar edilmediği, katılan mağdurenin beyanlarında, sanık ile birden fazla kez buluştuklarını, öpüştüklerini, ters ilişki yaşadıklarını ve canının yandığını, buluşmalarında kalması için sanığın ısrar ettiğini beyan ettiği, katılan mağdurenin tutarlı beyanlarına itibar edildiği, katılanlar Hamid ve Mahjabin’in kızlarının kendilerine sanık ile ters ilişki yaşadığından bahsettiğini beyan ettikleri, İstanbul Adli Tıp Kurumu Birinci Üst Kurulunun raporuna göre katılan mağdurenin olay tarihinde on üç yaşını bitirmiş olup, on dört yaş içerisinde olduğu ve on dört yaşını bitirmemiş olduğu, bu itibarla katılan mağdurenin hukuken geçerli bir rızasından bahsedilemeyeceği, neticeten sanığın cinsel organını sokmaya çalıştığı, ittirdiği yönündeki kısmi ikrar içeren beyanı ile katılan mağdurenin ters ilişki yaşandığı, canının yandığı yönündeki tutarlı beyanları, İstanbul Adli Tıp Kurumu Birinci Üst Kurulunun raporu, diğer katılanların beyanları göz önüne alındığında sanığın birden fazla kez farklı zamanlarda farklı evlerde buluştuklarında cinsel organını katılan mağdurenin anal bölgesine soktuğu anlaşılmıştır.
Hata hükümlerinin değerlendirilmesinde;
Her ne kadar sanık savunmalarında mağdurun kendisini on yedi yaşında olarak tanıttığını beyan etmişse de; sanığın ve katılan mağdurenin beyanlarından anlaşılacağı üzere tarafların instagram adlı uygulamadan tanıştıktan sonra sevgili oldukları ve bir yıla yakın bir süre bu ilişkilerini devam ettirdikleri, bu aşamada sık sık buluştukları, buna göre tarafların ilişkilerinin ani ve kısa süreli olmadığı, bu kadar uzun bir zaman duygusal ilişkilerini devam ettiren kişilerin, birbirlerinin özel hayatlarına ve kişisel bilgilerine vakıf olabileceği, aksi durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğu, ayrıca İstanbul Adli Tıp Kurumu Birinci Üst Kurulunun raporuna göre olay tarihinde katılan mağdurenin on üç yaşını bitirmiş olup, on dört yaş içerisinde olduğu ve on dört yaşını bitirmemiş olduğunun bildirildiği, buna uygun olarak katılanın tespit edilen beyanlarında sanığa on dört yaşında olduğunu beyan ettiği, nitekim katılan mağdurenin suç tarihinde segbis sistemiyle kayda alınan sesli ve görüntülü ifadesinde yaşının üstünde bir fiziki görünüşünün olmadığı, fiziki görünüşünün ve ses tonunu yaşına uygun olduğu, bu hususta sosyal çalışmacının tespit edilen beyanında da, mağdurenin fiziki gelişiminin yaşıyla uygun olduğunun bildirildiği, bu hususlar dikkate alındığında sanığın, mağdurenin yaşı hususunda kaçınılmaz bir hataya düşmediği anlaşılmakla kanuni şartları oluşmadığından 5237 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesinin uygulanmasına yer olmadığı anlaşılmıştır.
Hata hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığı anlaşılmakla sanığın on dört yaş içerisinde bulunan katılan mağdureyle anal yoldan farklı zamanlarda birden fazla kez cinsel ilişkiye girdiği anlaşıldığından sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 294 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.” şeklindeki düzenleme de gözetilerek yapılan değerlendirmede, katılan Bakanlık vekilinin süre tutum dilekçesinde herhangi bir temyiz sebebi göstermediği anlaşıldığından, vaki temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
Bozma sonrası yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekilinin vaki temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.04.2023 tarihli ve 2023/91 Esas, 2023/135 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.09.2023 tarihinde karar verildi.