YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/6049
KARAR NO : 2023/5455
KARAR TARİHİ : 21.09.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/373 E., 2023/311 K.
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Kırklareli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.12.2022 tarihli ve 2022/332 Esas, 2022/580 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci ve üçüncü cümlesi, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 18 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 23.02.2023 tarihli ve 2023/373 Esas, 2023/311 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili ile katılan mağdure vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Eksik inceleme yapıldığını, sanık hakkında belirlenen temel cezada teşdit uygulanması gerektiğine ve takdiri indirim uygulanmaması gerektiğine, meydana gelen olaylarda uzun zaman aralığı nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olasılığının bulunmadığına ve eylemlerin ayrı ayrı suç oluşturacağına, ayrıca Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
B.Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi
Sanık hakkında belirlenen temel cezada teşdit uygulanması gerektiğine ve takdiri indirim uygulanmaması gerektiğine, sanığın eylemlerinin ayrı ayrı suç oluşturacağına ilişkindir.
C.Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Suçun subut bulmadığına, masumiyet karinesinin gözetilmediğine, sosyal çalışmacı Gizem’in düzenlediği raporda mağdurenin beyanlarına itibar edilemeyeceğinin belirtildiğine, mağdurenin beyanlarının çelişkili olduğuna, olayın iftiradan ibaret olduğuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Yapılan yargılama, mağdurenin aşamalardaki beyanları, tanık Makbuza’nın kovuşturma aşmasında doğruladığı soruşturma aşamasındaki ayrıntılı beyanı, 07.07.2021 tarihli sosyal inceleme raporu, 16.02.2021 tarihli Adlî Tıp Kurumu raporu, Adlî Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas Dairesinin 26.04.2021 tarihli raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar sanık savunmasında mağdureye karşı herhangi bir cinsel eylem gerçekleştirmediğini herhangi bir temasının bulunmadığını mağdurenin olayı ailesine anlattığı son eyleminde mağdurenin kıyafetlerini mağdure kalçasının acıdığını söylediği için çıkarttığını ve kontrol amaçlı dokunduğunu söylemiş ise de; mağdurenin genel hatlarıyla soruşturma ve kovuşturma aşmasında olayın oluş şeklinde tutarlı ve detaylı anlatımda bulunduğu, gerçekleştiğini iddia ettiği cinsel olaylara ilişkin anlatış tarzı ve yaşı itibarıyla yalan yeteneğinin gelişmediği, mağdureye ait külotta sanığa ait DNA profilinin tespit edildiği anlaşıldığından mağdurenin beyanlarına üstünlük tanınmış ve sanığın savunmalarına itibar edilmemiş, her ne kadar mağdure soruşturma aşamasında sanığın eylemini organ sokmak olarak tarif etmiş ise de hakkında düzenlenen SİR raporu, Adlî Tıp raporu ve beyan içeriğinden mağdurenin yaşı itibarıyla maruz kaldığı cinsel eylemlerin nitelendirmesinde hataya düştüğüne, sanığın gerçekleştirdiği eylemleri cinsel organını mağdurenin cinsel organına sürterek gerçekleştirdiğine ve böylece sanığın üzerine atılı çocuğun cinsel istismarı fiilini suç tarihi itibarıyla on iki yaşını tamamlamamış mağdureye karşı, 2019 yılı Kasım ayından itibaren son eylem tarihi olan 15.02.2021 tarihine kadar aralıklarla, cinsel tatmin amaçlı olarak mağdurenin cinsel organını ve kalçasını elleyerek, kendi cinsel organını mağdurenin cinsel organına sürtmek gibi eylemlerle gerçekleştirdiğine ve sanığın bu eylemlerine uyan çocuğun cinsel istismarı suçunun sanık yönünden sübut bulduğuna kanaat getirilmiştir.
2.Sanığın annesinin mağdurenin babası ile evli olması nedeniyle mağdure ve sanığın aynı evde yaşadıkları, mağdurenin suç tarihinde on yaşında bulunduğu, mağdurenin babasıyla sanığın annesinin evde olmadıkları süre zarfında sanığın mağdureye karşı gözetim yükümlülüğünün bulunduğu göz önüne alınarak, sanığın gözetim yükümlülüğünde bulunan mağdura karşı eylemlerini gerçekleştirmiş olduğu anlaşıldığından verilen cezadan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi gereğince yarı oranında arttırım yapılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmamıştır.
IV. GEREKÇE
A. Katılan Bakanlık Vekili İle Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemleri Yönünden
1. Mahkemece 5237 sayılı Kanun’un cezanın belirlenmesi başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kriterler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen cezada orantılılık ilkesi göz önünde bulundurulmak suretiyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesi kapsamında düzenlenen “çocuğun cinsel istismarı” suçundan tayin edilen temel cezanın alt sınırdan “10 YIL” hapis cezası olarak belirlenmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirildiği ve ”Sanığın geçmişi, verilen cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri indirim sebebi kabul edilerek” şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye istinaden sanık hakkında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verildiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının davaya katılma hakkı bulunduğu, Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup Bakanlığa yüklenen bir kamu görevi olduğundan, 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmamıştır.
B. Sanık Müdafiin Temyiz İstemi Yönünden
Sanık hakkında kurulan hükümde, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 23.02.2023 tarihli ve 2023/373 Esas, 2023/311 Karar sayılı kararında sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili ve katılan mağdure vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kırklareli 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.09.2023 tarihinde karar verildi.