YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/20294
KARAR NO : 2011/2125
KARAR TARİHİ : 17.02.2011
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde itirazın iptalinin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı, dairesine ait bazı aidat borçları ile tamirat bedeli hissesini ödemeyen davalı aleyhine icra takibi başlattığını ileri sürerek, davalının takibe haksız itirazının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulmadığını, bu nedenle Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu hükümlerine göre uyuşmazlığın çözülmesi gerektiğini, Kat Mülkiyeti Kanunu dışında kalan taşınmazlarda hissedarları temsilen yönetici atanamıyacağını ve yöneticinin dava açma ehliyeti bulunmadığını, bu taşınmazlarda aidat toplanmasına karar alınamayacağını, icra takibine konu kararın kat malikleri kurulunun toplantısı sonucu olmadığından yok hükmünde olduğunu bildirerek, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, tapu kaydına göre kat mülkiyeti ya da kat irtifakı kurulmadığından, paylı mülkiyet söz konusu olduğundan MK.nun paylı mülkiyete ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiğinden, davacı site yönetiminin hukuken geçerliliği olmadığından taraf sıfatı da bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davalının dairesine ait bazı aidat borçları ile tamirat bedelinin tahsiline ilişkindir.
Ülkemizde yaşanan ekonomik ve sosyal gelişme ile nüfus artışının doğurduğu işyeri ve konut ihtiyacının karşılanması amacıyla inşa edilen toplu yapıların kullanıma başlandığı bilinen bir gerçektir. Bu nitelikteki toplu yapılaşmalarda sitenin yönetilmesi gerekmektedir. Bu nedenle özellikle yönetim ve davada taraf olabilme ehliyeti yönünden doğan yasal boşluğun doldurulması tüm maliklerin birlikte dava açabileceğinin veya tüm maliklere karşı dava açılması gerektiğinin kabulü uyuşmazlıkları çözümsüzlüğe terk etme sonucunu doğurur.
Bu durumda hak ve adalete, usul ve dava ekonomisine uygun bir çözüm bulunması gerektiğinde duraksama olmamaktadır. Bu şekilde oluşturulan yönetimlerin sözleşmeden kaynaklanan yetkileri malikleri adına temsilci sıfatıyla kullanabilmeleri için tüzel kişiliğinin oluşması da gerekmez. Bu durumda davacı site yöneticiliğinin davada taraf olma ehliyetinin bulunduğunun kabulü gerekir. Mahkemece değinilen bu yön gözetilerek işin esasına girilip hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır, bozmayı gerektirir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.