YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15281
KARAR NO : 2023/8956
KARAR TARİHİ : 23.10.2023
T U T U K L U
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık … müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. Bolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.11.2020 tarihli ve 2019/387 Esas, 2020/330 Karar sayılı kararı ile sanıkların uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) ve (b) bentleri, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ile üçüncü fıkraları uyarınca 20 yıl hapis ve 150.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 15.04.2021 tarihli ve 2021/904 Esas, 2021/1083 Karar sayılı kararı ile yerel mahkemece hükmün tefhim edildiği oturumda iddia makamının mütalaasına karşı hazır olan sanıklar Enver, Mehmet, Enver ve Mehmet müdafileri ve inceleme dışı diğer sanık Seyfettin müdafiinin beyanları alındıktan sonra sanık … ve sanık …’ten son sözlerinin sorulduğu, akabinde sanık Seyfettin müdafiinden son sözünün sorulduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2020/5. MD-150 Esas- 2020/355 Karar; 2020/5-230 Esas – 2020/356 Karar; 2020/5-129 Esas – 2020/230 Karar sayılı kararlarında da açıkça belirtildiği üzere sanık Seyfettin müdafiine hazır olan sanıklar Enver ve Mehmet’in son sözünden sonra söz hakkı verildiği halde hazır olan sanıklar Enver ve Mehmet’e yeniden son söz hakkı tanınmasının zorunlu hale geldiği, mevcut durumun 5271 sayılı Kanun’un 216 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen hükümden önce son söz hazır bulunan sanığa verilir düzenlemesine açıkça aykırılık teşkil ettiği, bu durumun mutlak bozma sebebi olarak kabul edildiği, kabule göre de; suça konu uyuşturucu maddenin niteliğine göre cezada artırım yapılırken 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrası metninin aynı şekilde (a) ve (b) bentleri ile birlikte yazılarak sanık hakkında açıkça 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının hangi bendi uyarınca artırım yapıldığının gösterilmeyerek hükümde karışıklık yapıldığı anlaşıldığından, sanıklar müdafilerinin istinaf nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu ve 280 inci maddeleri uyarınca hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
C. Bolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.03.2021 tarihli ve 2021/24 Esas, 2021/103 Karar sayılı kararı ile sanıkların uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarından, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ile üçüncü fıkraları uyarınca 20 yıl hapis ve 150.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.
D. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 15.04.2021 tarihli ve 2021/904 Esas, 2021/1083 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re’sen de istinafa tabi olan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
E. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özetle; temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık … ve müdafilerinin temyiz sebepleri özetle;
1. Eksik kovuşturma ile yasaya aykırı şekilde karar verildiğine,
2. Sanık …’in aşamalarda değişkenlik gösteren atfı cürüm niteliğindeki beyanları dışında sanığın üzerine atılı eylemi işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, mahkûmiyet için kesin ve yeterli deliller bulunmadığına,
3. Sanığın suç kastı ile hareket ettiği kabul edilse dahi, suça iştirakinin yardım eden olarak değerlendirilmesi gerektiğine,
4. Azami hadden ceza tayininin yasaya aykırı olduğuna,
İlişkindir.
B. Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2. İstinaf itirazları değerlendirilmeden ve herhangi bir gerekçe belirtilmeden itirazların reddine karar verildiğine,
3. Sanık hakkında etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğine,
4. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 39 uncu maddesinin uygulanması gerektiğine,
5. Lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Bolu İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü görevlilerince önleme arama kararına istinaden yapılan uygulama esnasında sanık …’n sevk ve idaresi altına bulunan (65 …) plakalı aracın durdurulduğu, sağ ön yolcu koltuğunda sanık …’in bulunduğu, yazılı arama emrine istinaden araçta yapılan aramada aracın arka yolcu kısmında sırt çantası içerisinde suça konu morfin, eroin, kodein ve tebain etken maddesini içeren uyuşturucu maddelerin ele geçirildiği, sanıkların birbirleri ile çelişen ve sürekli birbirlerini suçlayıcı ifadeleri dikkate alındığında eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirilerek üzerlerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işledikleri gerekçesiyle sanıkların mahkûmiyetlerine karar verilmiştir.
Sanık …’in atılı suçu kabul etmediği, uyuşturucu maddelerin sanık …’e ait olduğunu savunduğu anlaşılmakla, sanık … hakkında etkin pişmanlık hükmünden yararlanmasını gerektirir bir durumun bulunmadığı,
Sanık …’in kendi suçunun ortaya çıkmasını sağlaması gibi bir durumun somut olayda söz konusu olmadığı, sanık …’in soruşturma aşamasında alınan beyanlarında dava dışı olan sanık Seyfettin’in de uyuşturucu madde ticaretinden haberdar olduğunu beyan etmişse de, dava dışı olan sanık Seyfettin hakkında Bolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/387 Esas sayılı dosyasında beraat kararı verildiği, sanık … hakkında tesis edilen mahkûmiyet hükmünün dayanağını da sanık …’in anlatımları olmadığı gözetildiğinde sanık …’in, sanık …’in suçunu ortaya çıkardığından da bahsedilemeyeceğinden, sanık hakkında etkin pişmanlık hükmü tatbik edilmemiştir.
Suçun işleniş biçimi, ele geçen uyuşturucu madde miktarı ve çeşitliliği, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı, failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı ve failin güttüğü amaç ve saiki gözetilerek temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince, hükümde isabetsizlik görülmediği gerekçesi ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık … yönünden;
İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfına ve sübutuna, temel cezaların alt sınır aşılarak belirlenmesine, delillerin değerlendirilmesine ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı, sanık …’in diğer sanık … ile birlikte Van iline gittiği, kiralık araç ile içerisinde uyuşturucu madde bulunan araçta gelirken Bolu ilinde yapılan uygulama üzerine suça konu maddelerin yakalandığı, sanıkların birbirlerini suçlayıcı inkara yönelik savunmaları, sanık …’ten ele geçirilen dijital materyaller üzerinde yapılan inceleme neticesinde uyuşturucu madde temin ve ticaretine ilişkin mesajlar dikkate alındığında sanık …’in eyleminin yardım eden kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşılmakla; sanık ve müdafilerinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, aşağıda belirtilen dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
Sanığa verilen adli para cezasının 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca taksitlendirilmesine karar verildikten sonra kararda “taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği ihtarı” yerine, “18.06.2014 tarihinde kabul edilip 28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesi gereğince; ”Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün, hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.” hükmü gereğince, ödenmeyen adli para cezasının, 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesinde belirtilen yönteme uygun biçimde infazına” ibaresinin yazılması suretiyle 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrasının son cümlesine aykırı davranılması nedeniyle hukuka aykırı olduğu değerlendirilmiş; bu hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
B. Sanık … yönünden;
İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfına ve sübutuna, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasına ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı, sanık …’in sevk ve idaresi altında bulunan araçta uyuşturucu olduğunu bildiği halde yakalandığı, sanığın bilerek ve isteyerek uyuşturucu maddeyi naklettiğinden sanık …’in eyleminin yardım eden kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, aşağıda belirtilen dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
Sanığa verilen adli para cezasının 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca taksitlendirilmesine karar verildikten sonra kararda “taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği ihtarı” yerine, “18.06.2014 tarihinde kabul edilip 28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesi gereğince; ”Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün, hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.” hükmü gereğince, ödenmeyen adli para cezasının, 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesinde belirtilen yönteme uygun biçimde infazına” ibaresinin yazılması suretiyle 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrasının son cümlesine aykırı davranılması nedeniyle hukuka aykırı olduğu değerlendirilmiş; bu hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (A) ve (B) numaralı bentlerinde açıklanan nedenle sanık … ve müdafii ile sanık … müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 15.04.2021 tarihli ve 2021/904 Esas, 2021/1083 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesi gereği İlk Derece Mahkemesi hükmünün,
Hüküm fıkrasının adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin kısmından “18.06.2014 tarihinde kabul edilip 28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesi gereğince; ”Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün, hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.” hükmü gereğince, ödenmeyen adli para cezasının, 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesinde belirtilen yönteme uygun biçimde infazına” ibaresinin çıkartılması ve “taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği ihtarı” ibaresinin eklenilmesi,
Suretiyle, İlk Derece Mahkemesi hükmündeki hukuka aykırılığın DÜZELTİLEREK, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanıklar hakkındaki salıverilme taleplerinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bolu 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.10.2023 tarihinde karar verildi.