YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/19325
KARAR NO : 2023/8283
KARAR TARİHİ : 02.10.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanıklar müdafileri
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin, hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Temyiz incelemesi; duruşmalı inceleme talebinde bulunan sanık … müdafiinin yöntemine uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmaya gelmemesi ve mazeret de bildirmemesi nedeniyle; sanık … ve duruşmalı inceleme talebi bulunmayan diğer sanıklar yönünden duruşmasız olarak yapılmakla, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. maddesi ile görevli) 22.04.2011 tarihli ve 2009/187 Esas, 2011/70 Karar sayılı kararı ile sanıklar …, Fehmi Serdar, …, Rıdvan Gülmez, Şükrü …, … ve Cengiz Bilici’nin sorgu ve savunmaları alınamamış olduğundan sanıklar hakkındaki kamu davasının tefrikine karar verilmiştir.
B. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.03.2014 tarihli ve 2011/72 Esas sayılı müzekkeresinde, 6526 sayılı Yasa gereğince mahkemenin görevsizliğine/yetkisizliğine karar verilmiştir.
C. Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.02.2016 tarihli ve 2014/113 Esas, 2016/40 Karar sayılı kararı ile;
Sanık …’nin uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin birinci maddesi delaletiyle ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca 10 yıl hapis ve 7.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.
Sanıklar Abdulgafur ve Mehmet …’nin uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca uyarınca 7 yıl 6 ay hapis ve 2.240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.
D. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özetle; hükümlerin onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Mahkemenin delilleri değerlendirmeye hataya düştüğüne,
2. Usule aykırı olarak sanığın nüfus kaydının düzeltildiğine,
3. Olay ve fiziki takipte sanığın adı eşgali yahut kimlik bilgileri mevcut olmadığına, sadece dosyada adı geçen Abdulgafur ile sanığın eşi arasındaki sıhri bağlantı, üzerine kurgulanmış kolluk fezlekesi mevcut olduğuna,
İlişkindir.
B. Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Sanığa isnat edilen iddiaların delillerle desteklenmediğine,
2. Sanığın aleyhine herhangi bir delil bulunmadığına, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine,
3. Lehe olan yasa hükümlerin uygulanması gerektiğine,
İlişkindir.
C. Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
Hükmün yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç ihbarı alan kolluğun başlatılan soruşturmada alınan iletişimin tespiti kararları üzerine sanıkların tespit olunan ve deliller bölümüne konulan iletişim tespitine dair konuşma tapeleri, uyuşturucu maddenin İstanbul iline naklinden sonra kolluk tarafından yapılan fiziki takip tutanakları, kolluğun operasyon kararı aldıktan sonra yapmış olduğu operasyon sonucu iletişim tespit tutanaklarını doğrular ve sanıklarla irtibatlandırır şekilde çok fazla miktarda uyuşturucu maddenin elde edilmiş olması, soruşturma evresinde aldırılan polis uzmanlık raporu ve soruşturma evresinde aldırılan adli tıp 5. ihtisas kurulu raporundan davaya konu uyuşturucu maddelerin eroin uyuşturucu madde olduğunun tespit edilmiş olması, davaya
konu uyuşturucu maddeyi presleyen press makinesinin elde edilmiş olması ve alınan svaplardan üzerlerinde eroin bulaşıklarının bulunması, davaya konu araçların uyuşturucu maddeyi gizli olarak taşımaya elverişli zulalı yerlerinin tespit edilmiş olması, operasyonu gerçekleştiren mümzi tanıkların buna ilişkin tutanağın içeriğinin doğru olduğunu ve imzaların kendilerine ait olduğunu tekrar etmiş olmaları karşısında, bu sanıkların atılı suçu işledikleri hususunda mahkememizde tereddütsüz bir vicdani kanaatin oluştuğundan sanıkların ve müdafilerinin savunmalarına itibar olunmadığı, her ne kadar bu sanıklar uyuşturucu madde ile yakalanmamış ve haklarında fiziki takip tutanakları bulunmamakta ise de, bu sanıklara ilişkin iletişim tespit tutanaklarından elde edilen bilgilerin fiziki takip tutanakları ve el konulan uyuşturucu maddeler ile uyumlu olduğu, dolayısıyla hem fiziki takip tutanaklarının hem uyuşturucuya el koyma tutanaklarının sanıkların fiziki takibi yok ise de, iletişim tespit tutanakları ile dava konusu uyuşturucu madde ticareti organizasyonunda yer aldıklarını irtibatladığından bu deliller bu sanıklar için de hukuki bir delil ve ispat değer ve gücü olan deliller olarak kabul olunmak suretiyle sanıkların üzerlerine atılı suçu işledikleri gerekçesiyle sanıkların mahkûmiyetlerine,
Her ne kadar sanık …’nin nüfus kaydına Ankara’daki Kumrular Patlamasında öldürüldüğünden bahisle ölüm kaydı düşülmüş ise de, dinlenen tanık beyanları ve teşhisleri, bu sanığın … olduğu yönündeki beyanı, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğünün 02.10.2014 gün ve 2014/28126 sayılı raporundan sanık …’ın mukayese parmak izlerinin yapılan incelemesinde sanık …’ın cezaevinde alınan parmak izleri ile 16.08.2000 tarihinde A-4 kağıt üzerinde … kimlik bilgisi ile alınan 10 parmak izlerinin aynı şahsa ait olduğu tespit olunmuş olması karşısında mahkememiz huzurundaki sanığın … olduğu hususunda tam bir vicdani kanaate ulaşılmış ve bu nedenle … kamu davasına davalı sıfatı ile dahil olmuş ve dava nüfus müdürlüğüne yöneltilerek nüfus temsilcisinin beyanı alınmış ve zikrolunan vicdani kanaat nedeni ile sanık …’ın ölüm kaydının iptali ile sağ kaydı olarak nüfusa tesciline karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların aşağıda belirtilenler dışında doğru biçimde belirlendiği, Mahkemenin delillerin değerlendirilmesine ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından; sanıklar müdafilerinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, aşağıdaki hususlar dışında hükümlerde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
A. Sanığa verilen adli para cezasının 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca taksitlendirilmesine karar verildikten sonra taksitlerden birinin süresi içerisinde ödenmemesi halinde “ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği ihtarı” yerine “sanığın belirlenen adli para cezasını ödenmesi hususunda gereğine başlamaması ya da başlayıp da devam etmemesi, taksitlerden birisini süresi içerisinde ödememesi halinde TCK’nın 52/4 üncü maddesi gereğince adli para cezasının geri kalan kısmın tamamının SANIKTAN DEFATEN TAHSİLİNE, sanığın adli para cezasının geri kalan kısmını defaten ödememesi halinde ödenmeyen adli para cezasının ÖDENMEDİĞİNİN BİLDİRİLDİĞİ TARİHTE HAPSE ÇEVRİLMESİ HUSUSUNDA BİR KARAR VERİLMESİNE, Bu hususta sanığa İHTARAT YAPILMASINA” denilmek suretiyle 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrasının son cümlesine aykırı davranıldığı,
B. 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararına yanlış anlam verilerek 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin uygulanmaması ve hükümden sonra aynı maddede 7242 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından sanıkların durumlarının yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Değerlendirilmiş; ancak her iki hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.02.2016 tarih ve 2014/113 Esas, 2016/40 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322’nci maddesi gereği hükmün;
A. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili bölümlerinin çıkarılması ve yerlerine; “Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli iptal kararı ile 7242 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler sonrası oluşan durumuna göre, sanıklar hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53 ncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına” ibarelerinin eklenmesi,
B. Hüküm fıkrasının, sanıklara verilen adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin paragraflarında “sanığın belirlenen adli para cezasını ödenmesi hususunda gereğine başlamaması ya da başlayıp da devam etmemesi, taksitlerden birisini süresi içerisinde ödememesi halinde TCK’nın 52/4 üncü maddesi gereğince adli para cezasının geri kalan kısmın tamamının SANIKTAN DEFATEN TAHSİLİNE, sanığın adli para cezasının geri kalan kısmını defaten ödememesi halinde ödenmeyen adli para cezasının
ÖDENMEDİĞİNİN BİLDİRİLDİĞİ TARİHTE HAPSE ÇEVRİLMESİ HUSUSUNDA BİR KARAR VERİLMESİNE, Bu hususta sanığa İHTARAT YAPILMASINA” ibaresinin çıkartılarak yerine “taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına” ibaresinin eklenmesi,
Suretiyle, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.10.2023 tarihinde karar verildi.