Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/4361 E. 2023/7610 K. 06.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4361
KARAR NO : 2023/7610
KARAR TARİHİ : 06.07.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2140 E., 2023/400 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 20. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/68 E., 2021/276 K.

Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali, kesilen ölüm aylığının kesildiği tarihten itibaren bağlanması, ödenmemiş aylıkların işlemiş faizleri ile birlikte tahsili istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Kurum vekili tarafından kararın istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2002 yılında eşi …..,’dan Gaziosmanpaşa 3. Aile Mahkemesi’nin 2002/244 Esas, 2002/427 Karar sayılı kararı ile boşandığını, babasının vefatı nedeniyle müvekkiline Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından 3410451556 tahsis numarası ile maaş bağlandığını, davalı Kurum tarafından müvekkiline bağlanan aylığın eşiyle birlikte yaşadığı gerekçesiyle kesildiğini, eşinden kardeşini öldürdüğü için boşandığını, boşanma sonrasında da eşiyle bir araya gelmediğini, hatta müvekkilinin boşanmadan önce yıllarca eşi ile ayrı yaşadığını, müvekkilinin boşandığı eşinin şuan felçli olduğunu, kızı …ile birlikte ikamet ettiğini, müvekkilinin kardeşini öldüren biri ile evlilik hayatı sürdürmesinin hayatın olağan akışına da ters olduğunu belirterek Kurum işleminin iptali ile kesilen maaşının kesildiği tarihten itibaren bağlanmasına, ödenmemiş maaşların işlemiş faizleri ile birlikte müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili sunmuş olduğu cevap dilekçesi ile Kurum işleminin mevzuata uygun olduğunu özet olarak beyan ederek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davalı Kurum tarafından davacının babası …’dan dolayı almış olduğu yetim aylığının iptaline yönelik Kurum işleminin iptaline, kesilen maaşların kesildiği tarihlerden itibaren işletilecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

B.İstinaf Sebepleri:
Davalı Kurum vekili sunmuş olduğu istinaf dilekçesi ile davacının Kurumun yaptığı işlemin hukuka aykırı olduğunu ispatlayamadığını, Kurum denetmeni tarafından tutulan raporda ismi geçenlerin mahkemede verdiği çelişkili beyanlarına göre hüküm kurulmasının usule ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,
“1.1. Dosyadaki kayıt ve belgelere göre; davacı 1954 doğumlu … ile …..,’un 1968 yılında evlendikleri, 04.06.2002 tarihinde kesinleşen Gaziosmanpaşa 3. Aile Mahkemesi’nin 2002/244 Esas, 2002/427 Karar sayılı kararı ile boşandıkları, eski eşinin 15.05.2016 günü vefat ettiği, davacıya 01.07.2002 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında babasından dolayı ölüm aylığı bağlandığı, ihbar üzerine 5510 sayılı Kanun’un 56/2 nci maddesine göre inceleme başlatıldığı anlaşılmaktadır.

1.2. Kurum denetmeninin 27.04.2012 tarihinde ….., Mahallesi 13.Sokak 44/2 adresine gittiği, bu adreste imzadan imtina eden … isimli temizlik görevlisinin “davacının bu adresten taşındığını, 2 yıl burada eşi ile birlikte yaşadığını” söylediği, Daire 1 de oturan ve isim – imza vermeyen komşusunun da bunu doğruladığı gerekçesiyle 20.03.2015 tarih ve HİK-2015-48 sayılı durum tespit raporunun düzenlendiği ve davacı ile boşandığı eşinin birlikte yaşadıklarına dair görüş bildirildiği anlaşılmaktadır. Oysa ki davacının 23.03.2012 tarihinde bu adresten taşındığı görülmüştür.

1.3. Kurum, davacı ile boşandığı eşinin birlikte yaşadığı gerekçesiyle aylığı 23.10.2008 tarihi itibariyle keserek 23.10.2008 – 22.06.2015 tarihleri arasında ödenen ölüm aylıklarını yersiz ödeme olarak borç çıkartmıştır.

1.4. Dairemizin kaldırma / gönderme kararı sonrasında yapılan yargılama sonucunda; davacı tanığı …’in “davacının eşinin davacının ağabeyini öldürmesi nedeniyle cezaevine girdiğini ve cezaevinden çıktıktan sonra davacının eşiyle görüşmediğini, davacının eşi cezaevinden çıktıktan sonra birlikte yaşamadıklarını” söylediği; tanık …’ın “davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşadıklarına dair görgüye dayalı bir bilgisi bulunmadığını, hiç kimse ile görüşmediğini ve kendisine okunan tutanağın neden bu şekilde yazılmış olduğunu bilediğini” söylediği; tanık …’in “davacının eşi cezaevinden çıktıktan sonra boşandıklarını, zaten ayrı yaşadıklarını, davacının eşinın davacının erkek kardeşini öldürmesi nedeniyle boşandıklarını, daha sonra bir arada yaşamadıklarını” söylediği; Eyüp Ağır Ceza Mahkemesinin 26.01.1978 tarih ve 1977/285 E. 1978/9 K.sayılı kararı ile sanık …’un kayınbiraderi …’yı öldürmek suçundan 8 yıl ağır hapsine karar verildiği ve 11.04.1978 tarihinde onanarak kesinleştiği; Kurum denetmeninin 27.04.2012 tarihinde ….., Mahallesi 13.Sokak 44/2 adresine gittiği, bu adreste imzadan imtina eden … isimli temizlik görevlisinin “davacının bu adresten taşındığını, 2 yıl burada eşi ile birlikte yaşadığını” söylediği ve Daire 1 de oturan ve isim – imza vermeyen komşusunun da bunu doğruladığı belirtilmiş ise de davacının 23.03.2012 tarihinde bu adresten taşındığı gibi mahkemece dinlenen tanıkların da davacı ile eşinin birlikte yaşamadıklarını söylediği anlaşılmakla; 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrası kapsamında davacının eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşamadığı kanıtlanmakla, yazılı biçimde davanın kabulüne dair İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 inci bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir” gerekçesine dayalı olarak;

“… 20. İş Mahkemesi’nin 23.12.2021 tarihli, 2019/68 Esas – 2021/276 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 inci maddesi gereğince esastan reddine,” şeklinde karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepler
Davalı Kurum vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile Kurum işleminin yerinde olduğunu, davacının boşanmış olduğu eşi ile birlikte yaşamadığını ve davacının boşanmanın muvazaalı olduğunu yasal delillerle ispatlayamadığını, Kurum aleyhine verilen vekalet ücretinin usule ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davalı Kurum tarafından davacının almakta olduğu ölüm aylığının iptaline yönelik Kurum işleminin iptaline, kesilen aylığın kesildiği tarihlerden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un 56 ncı maddesi hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371′ inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.