YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/17862
KARAR NO : 2011/2814
KARAR TARİHİ : 28.02.2011
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 18.383 TL taviz bedelinin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili … İli Sarıyer İlçesi Zekeriyaköy mahallesinde kain 12 parsel sayılı taşınmazın tapuda resmi intikal yapmak istendiğinde, tapu kaydında bulunan SULTAN BEYAZIT VAKFI şerhi nedeniyle davalı idareden vakıf ilişiğinin kesilmesi gerektiğini, müvekkilinin rızası dışında dava konusu 18.383 TL taviz bedelini davalı idareye ödemek zorunda kaldığını, vakfın gayri sahih vakıflardan olduğunu belirterek bu miktarın dava tarihinden itibaren yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, Sultan Beyazıt Vakfı’nın sahih vakıflardan olduğunu sahih vakıfların taviz bedeline tabi olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, “vakfın, gayri sahih vakıflardan olduğu, gayri sahih vakıfların ise taviz bedeline tabi olmadığı,” gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kanunda aksine aksine hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür (TMK.md.6). Buna göre ispat külfeti vakfın gayrisahih vakıf olduğunu ileri süren davacıdadır.
5737 Sayılı Vakıflar Kanunu 27.02.2008 tarihli Resmi Gazetede yayınlanmış ve aynı tarihte yürürlüğe girmiştir. Sözü edilen 5737 Sayılı Vakıflar Kanununun 18.maddesi hükmüne göre; “Tapu kayıtlarında, icareteyn ve mukataalı vakıf şerhi bulunan gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde veya tasarrufundaki taşınmazlar, işlem tarihindeki emlak vergisi değerinin yüzde onu oranında taviz bedeli alınarak serbest tasarrufa terk edilir. Ancak miri arazilerden mukataalı hayrata tahsis edilmeyenler ile aşar ve rüsumu vakfedilen taşınmazlar tavize tâbi değildir.”
Yasanın 3.maddesinde yapılan tanıma göre de, mukataalı vakıf: zemini vakfa üzerindeki yapı ve ağaçlar tasarruf edene ait olan ve kirası yıllık olarak alınan vakıf taşınmazlarını, icareteynli vakıf ise; değerine yakın peşin ücret ve ayrıca yıllık kira alınmak suretiyle süresiz olarak kiralanan vakıf taşınmazlarını ifade eder.
Hal böyle olunca somut uyuşmazlığının çözümü için, kayda işlenen SULTAN BEYAZIT VAKFI’nın mukataalı veya icareteynli vakıf olup olmadığının veya miri arazilerde mukataalı hayrata tahsis edilmeyen ve aşar ve rüsumu vakfedilen taşınmazlardan bulunup bulunmadığı yöntemince araştırılması gerekir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu vakfın niteliğinin belirtilmesi açısından hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır.
Vakfiye kapsamındaki her taşınmazın çoğrafi konumu ve hukuku durumu ayrı ayrı olacağından bu taşınmazların kadim köy, kasaba ya da şehir içindeki mülk topraklar içinde olup olmadığı vs. hususların keşfen ve uzman bilirkişiler marifetiyle saptanmalıdır.
Bütün bunlardan anlaşılacağı üzere vakıf türünün belirlenmesi ve belirlenen vakıf türüne göre çekişmeli taşınmazda vakfın bir hakkının kalıp kalmadığının teviz bedeli ödenip ödenmeyeceğinin hiç bir kuşkuya yer bırakmadan saptanması bu tür davalarda önem kazanmaktadır. Vakfiye örneği ve ilk tesisten itibaren durumu gösterir tapu kaydı celbedilerek HUMK’nun 275.maddesi uyarınca yukarıda anlatılan ilkeleri kapsar biçimde bilirkişi görüşüne başvurularak sonucuna uygun bir hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.