Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/17539 E. 2011/2114 K. 17.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/17539
KARAR NO : 2011/2114
KARAR TARİHİ : 17.02.2011

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 18.193.17 lira alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın 1 yıllık zamanaşımından reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı, kurum görevlisi olan davalıya, DMK’nun 146.maddesi gereğince Avukatlık Ücreti ödendiğini; ancak, yasadaki limitin aşılarak ödemede bulunulduğunu iddia ederek; fazladan ödenen 18.193,17 TL’nin haksız zenginleşme kurallarına göre iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı def’inde bulunmuştur.
Mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamına göre, davalıya yapılan fazla ödemenin; daha önce bu yolda alınmış bir idari karara dayanmadığı, ödemenin hatadan kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
BK.nun 62. maddesi gereğince, borç olmayanı rızası ile ödeyen kimse yanlışlığa düştüğünü ispat ettiği takdirde ödediğini geri isteyebilir. Bu maddede belirtilen yanlışlık, eda ile ilgili olup, eda’da bulunanda bağışlama irade ve arzusunun bulunmadığını gösteren bir yanılmadır. Başka bir deyişle; davacı idarenin hataya düşmeseydi, davalıya edada bulunmayacağı anlamına gelmektedir.
Hukuk Genel Kurulunun 5.12.1984 tarih, 1982/13-387 E.- 1984/997 K. sayılı kararı ile, idarenin herhangi bir şart tasarrufuna dayanmayan salt hatalı ödemelerin BK.nun sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri istenebileceği açıklanmıştır.
Bu nedenle, hatalı terfi ve intibak nedeniyle fazla yapılan ödemelerin davalının hilesi ve gerçek dışı beyanı ile yokluk ve mutlak butlan ile malül olmadığı için geri istenemeyeceğine yönelik Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 1972/6 E.-1973/2 K.sayılı ilamının bu davada uygulama yeri bulunmamaktadır. Mahkemece; BK’nun 61 ve devamı maddeleri gereğince, sebepsiz zenginleşme koşullarına göre, davacı idarenin almaya hak kazandığı alacağın miktarı uzman bilirkişi aracılığı ile belirlendikten sonra, oluşacak sonuç dairesinde hüküm kurulması gerekirken; yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde davanın süreden reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.2.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.