YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/26708
KARAR NO : 2013/5021
KARAR TARİHİ : 25.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, yaralama, 6136 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi, kararın niteliği ile suç tarihine göre ve şikayetçi … …’ın katılma isteği konusunda karar verilmemiş ise de, hükmü katılan sıfatıyla temyiz ettiğinden, suçtan doğrudan zarar gören şikayetçinin CMK’nın 238/2. maddesi uyarınca davaya katılan olarak kabulüne karar verilerek dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-Sanık …’a yükletilen 6136 sayılı Kanuna muhalefet eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın yasal bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından sanık … müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA,
2-Sanıklar hakkında tehdit ve yaralama suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyizlere gelince; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak,
a)29/07/2008 tarihli duruşma tutanağının ilk sayfası katip tarafından imzalanmamak suretiyle CMK’nın 219/1. maddesine aykırı davranılması,
b)Ankara Adli Tıp Şube Müdürlüğü’nün 06/03/2008 tarihli raporunda katılan …’ın yaralanmasının yaşamını tehlikeye sokan bir durum olduğunun açıklanması, katılanın kendisine sanıkla birlikte başka şahısların da vurduğunu belirtmesi karşısında, sözkonusu raporda açıklanan katılanın yaşamını tehlikeye sokan nitelikteki yaralanmanın sanığın eylemi sonucu olup olmadığı, ya da etkisinin bulunup bulunmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi’nden rapor aldırılarak, sonucuna göre sanık … hakkında TCK’nın 87/1-d. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmadan, eksik soruşturma ve yetersiz gerekçe ile hüküm kurulması,
c)Yerleşmiş yargısal kararlarda kabul edildiği üzere, gerek fail gerekse mağdurun karşılıklı haksız davranışlarda bulunması halinde, genel tahrik uygulamasında kural olarak, haksız bir eylem ile mağduru tahrik eden fail, karşılaştığı tepkiden dolayı tahrik altında kaldığını ileri süremez. Ancak maruz kaldığı tepki, kendi gerçekleştirdiği eylemle karşılaştırıldığında aşırı bir hal almışsa, başka bir deyişle tepkide açık bir oransızlık varsa, bu tepkinin artık başlı başına haksız bir nitelik alması nedeniyle fail bakımından haksız tahrik oluşturduğu kabul edilmelidir. Karşılıklı tahrik oluşturan eylemlerin varlığı halinde, fail ve mağdurun yekdiğeri yönünden tahrik oluşturan bu haksız davranışları birbirlerine oranla değerlendirilmeli, öncelik-sonralık durumları ile birbirlerine etki-tepki biçiminde gelişip gelişmedikleri göz önünde tutulmalı, ulaştıkları boyutlar, vahamet düzeyleri, etkileri ve dereceleri gibi hususlar dikkate alınmalı, buna göre; etki-tepki arasında denge bulunup bulunmadığı gözetilerek, failin başlangıçtaki haksız davranışına gösterilen tepkide aşırılık ve açık bir oransızlık saptanması halinde, failin haksız tahrik hükümlerinden yararlandırılması yoluna gidilmelidir. Somut olayda sanık …’ın diğer sanıkla birlikte 8-10 kişinin kendisine saldırıp vurduğunu savunması, tanık …’ın bu savunmayı doğrulaması karşısında, tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip sanıkların karşılıklı davranışlarının neler olduğu yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda irdelenerek, sanık … hakkında ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlerin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
d)Sanık … hakkında tekerrüre esas alınan hükümlülüğe ilişkin 600 TL adli para cezasının, 1412 sayılı CMUK’nın 305. maddesine göre kesin nitelikte olması karşısında, TCK’nın 58. maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık … müdafii ve katılan sanık … müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 25/02/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.