Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2021/7930 E. 2023/10540 K. 31.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7930
KARAR NO : 2023/10540
KARAR TARİHİ : 31.10.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/172 Esas, 2016/458 Karar
SUÇLAR : Tefecilik
HÜKÜMLER : Sanık … hakkında atılı suçtan beraat, diğer sanık hakkında zincirleme tefecilik suçundan mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.03.2015 tarihli ve 2015/1338 Esas, 2014/778 Soruşturma, 2015/1210 numaralı İddianamesiyle sanık … hakkında tefecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 241 inci maddesinin birinci fıkrası, sanık … hakkında tefeciliğe yardım etme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 39 uncu maddesi delaletiyle aynı Kanun’un 241 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları ve 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunlukları uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.
İskenderun 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.06.2016 tarihli ve 2015/172 Esas, 2016/458 sayılı Kararı ile sanık … hakkında zincirleme tefecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 241 inci ve 43 üncü maddelerinin birinci fıkraları, 62 nci ve 52 nci maddeleri ile 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 125 tam gün karşılığı 2.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, sanık …’in tefecilik suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince beraatine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Hazine Vekilinin Temyiz Sebepleri
Sanık … hakkında tefecilik suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken beraat kararı verilmesine,
B. Sanık … Müdafiilerinin Temyiz Sebepleri
Dosya kapsamında yer alan beyanların soyut ve çelişkili olduğuna, isnat edilen tefecilik eyleminin müvekkili dışında kalan diğer kişiler arasında gerçekleştiğine, her türlü şüpheden uzak yeterli delil olmadığı nazara alınarak sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken mahkumiyetine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece; suç tarihinden önce mağdur …’in paraya ihtiyacının olması nedeniyle eniştesi olan ve hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanık …’tan borç para istediği, sanık …’un da söz konusu parayı sanık …’den temin ederek bir miktar parayı da faiz karşılığı içinden aldıktan sonra mağdur şahsa verdiği ve aynı zamanda bu para karşılığında mağdurdan almış olduğu açık senedi de sanık …’e teslim ettiği, yine devam eden süreç içinde mağdurun bu şekilde birden fazla kez sanık …’den yaklaşık 3.000 TL daha borç para alarak karşılığında faiz ödediğini beyan etmesi ile tüm dosya kapsamından sanık …’ın kazanç sağlamak için zincirleme tefecilik suçunu işlediği, yüklenen suçun tüm unsurlarıyla oluştuğu sabit bulunarak atılı suçtan cezalandırılmasına,
Sanık …’in ise üzerine atılı tefecilik suçuna ilişkin olarak tüm dosya kapsamının kül halinde değerlendirilmesi sonucunda atılı suç nedeniyle cezalandırılmasına yeter her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden beraatine,

IV. GEREKÇE
1.Sanık … hakkında tefecilik suçundan kurulan beraat hükmünün temyiz incelemesinde;
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
2.Sanık … hakkında zincirleme tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesinde ise;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinin birinci fıkrasındaki “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir” şeklindeki düzenleme karşısında, hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemden ibaret olması gerektiği, açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılması, davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulmasının yasaya aykırı olduğu, iddianamede dava konusu yapılan fiilin bir başka olaya dayalı olmadan bağımsız olarak açıklanıp belirtilmesinin gerektiği, aksine uygulamanın hangi eylemden dolayı dava açıldığı ve hangi iddiaya karşı savunma yapılacağı hususunda karışıklığa neden olacağı nazara alındığında, iddianamede, suç tarihinden önce mağdur …’in paraya ihtiyacının olması nedeniyle eniştesi olan ve hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanık …’tan borç para istediği, sanık …’un da söz konusu parayı sanık …’den temin ederek bir miktar parayı da faiz karşılığı içinden aldıktan sonra mağdur şahsa verdiği ve aynı zamanda bu para karşılığında mağdur şahıstan almış olduğu açık senedi de sanık …’e teslim ettiğinin iddia edildiği, sanık … hakkında mağdur …’e birden fazla kez faiz karşılığı borç para vererek zincirleme tefecilik suçunu işlediği yönünde bir anlatıma yer verilmediği halde, iddianın dışına çıkılarak 5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinin birinci fıkrasına aykırı şekilde hüküm kurulması,
Zincirleme suç hükümlerinin uygulanması sırasında yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden dosya kapsamıyla uyumlu olmayacak ve orantısız şekilde artırım yapılması,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 tarihli ve 2007/10-108 Esas, 2007/152 Karar sayılı ilamında belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de tefecilik suçundan hüküm kurulurken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 100 gün olarak tayin edilmesi,
Hükümden önce 28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasa’nın 81 inci maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası hükmüne aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına hükmolunması,
Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2014/140 Esas ve 2015/85 sayılı 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinde yer alan bazı ibarelerin iptaline ilişkin Kararının değerlendirilmesi lüzumu,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
A.Gerekçe bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle İskenderun 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.06.2016 tarihli ve 2015/172 Esas, 2016/458 sayılı Kararında katılan Hazine vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B.Gerekçe bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle İskenderun 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.06.2016 tarihli ve 2015/172 Esas, 2016/458 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
31.10.2023 tarihinde karar verildi.