Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2010/11276 E. 2012/19295 K. 03.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/11276
KARAR NO : 2012/19295
KARAR TARİHİ : 03.10.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : İftira
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- İl genel meclisi üyesi ve köy muhtarı olan sanıkların ilçe kaymakamı olan müştekinin idari işlem ve uygulamalarının ve yaşadıkları bazı sorunların soruşturulması amacıyla yasal başvuru haklarını kullandıklarına ilişkin savunmaları, müşteki hakkında “iddiaların soyut nitelikte olması, yeterli kanıt bulunamaması, dinlenen tanıklar tarafından doğrulanmaması nedeniyle sübuta ermediği” gerekçesiyle mülkiye müfettişince hazırlanan ön inceleme raporuna istinaden Valilikçe verilen soruşturma izni verilmesine yer olmadığına ilişkin karar içeriği ile dosyada mevcut Vali Yardımcısı tarafından hazırlanan 17.03.2006 tarihli ve katılanın ilçedeki bazı muhtarlara ve iş sahiplerine olumsuz tavır takındığı, ancak davranışlarının soyut nitelik taşıdığına ve yeterli belgelerle teyit edilmediğine ilişkin ön inceleme raporu karşısında, sanıkların anayasal güvence altına alınan şikayet haklarını kullandıkları ve iftira suçunun hukuka aykırılık unsurunun oluşmadığı gözetilmeden, yasal olmayan gerekçeyle yazılı biçimde hüküm kurulması,
2-Kabule göre,
a-Suçun işleniş biçimi, yer, zaman, sanıkların amacında ve kasıtlarına dayalı kusurlarında bir ağırlık bulunmadığı, eylemin vehamet içermediği gözetilmeden, TCK’nın 3. maddesinde düzenlenen “orantılılık” ilkesine aykırı olarak, temel cezanın yasal ve yerinde olmayan gerekçeyle alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi,
b-Sanıkların katılanın idari uygulamalarına yönelttikleri şikayetler çerçevesinde tanık dinlenmesinin ne suretle suçun maddi eser ve delillerini uydurma olduğu tartışılıp açıklanmadan, TCK’nın 267. maddesinin 2. fıkrasının uygulanması,
Yasaya aykırı, üst Cumhuriyet savcısı, sanıklar …, …, …, …, …, …, …, … ve müdafilerinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 03/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.