Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2013/5902 E. 2013/27594 K. 02.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5902
KARAR NO : 2013/27594
KARAR TARİHİ : 02.12.2013

Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Aleni olmayan konuşmayı kaydetme veya başkasına verme
Hüküm : 5237 sayılı TCK’nın 133/3-1. cümle, 62/1, 52/2, 51/1-3. maddeleri gereğince mahkumiyet.

Aleni olmayan konuşmayı kaydetme veya başkasına verme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına ve oluşa göre, sanığın, atılı suçu işlemediğine, delillerin mahkumiyete yeterli olmadığına ve beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 133/1. maddesinde düzenlenen kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunun oluşabilmesi için; iki veya daha fazla kişinin, başkalarının bilmeyeceği ve sınırlı bir dinleyici çevresi dışına çıkmayacağı yönünde haklı bir inanç ve iradeyle hareket ederek, herhangi bir aracı vasıta olarak kullanmadan, yüz yüze gerçekleştirdikleri, ancak özel bir çaba gösterilerek duyulabilecek, aleni olmayan, söze dayalı, sesli düşünce açıklamalarının, konuşmanın tarafı olmayan kişi veya kişilerce, ilgilisinin rızası olmaksızın, elverişli bir aletle (sesli bir açıklamayı kuvvetlendirerek veya naklederek onu ses alanının dışına çıkartıp doğrudan doğruya algılanabilir hale getirmeye yarayan her türlü düzenekle) dinlenmesi veya akustik olarak tekrar dinlenebilmesi imkanını sağlayan bir aletle kaydedilmesi gerekmekte olup; belirli veya belirlenebilir iki veya daha fazla kişinin, elverişli araçlar (internet, telefon, telsiz, faks, mektup, telgraf, kağıt vb.) ve ortak semboller (söz, yazı, işaret vb.) aracılığıyla paylaştıkları bilgi, düşünce, duygu ve tutumlarının; başka kişi veya kişiler tarafından kaydedilmesi eyleminin, 5237 sayılı TCK’nın 132/1-2. cümlesinde tanımlanan haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirileceği, konuşmada, kişiler arasında vasıta bulunmaksızın iletişim gerçekleştiği halde, haberleşmede, elverişli bir … sayesinde kişilerin iletişime geçtikleri; bu açıklamalar ışığında, incelenen dosya içeriğine göre; katılanla sanığın aynı binada oturup aynı zamanda arkadaş oldukları, katılanın evli olduğu halde başka bir şahıs ile duygusal anlamda arkadaşlık kurduğu ve bu şahısla telefon konuşmaları yaptığı, katılanla arkadaşı arasındaki ilişkiden haberdar olan sanığın, katılanın erkek arkadaşı ile telefonda konuştuğu sırada, kendi cep telefonunun seskaydetme özelliğini kullanarak katılanın telefon konuşmasını kaydedip, daha sonra katılanın eşinin akrabalarına dinlettiği, ses kaydından haberdar olan katılanın eşinin ise, bu olayın etkisi ile katılanın erkek arkadaşını öldürdüğü, adam öldürme suçu sırasında ifadesi alınan katılanın, sanığın kendi telefon konuşmasını kaydedip eşinin akrabalarına dinletmek suretiyle bu olaylara sebep olduğunu beyan ederek şikayetçi olması üzerine dosyanın tefrik edilerek sanık hakkında açılan davada, sanığın sübut bulan eyleminin, 5237 sayılı TCK’nın 132/1-2 ve 132/2. maddesinde tanımlanan haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabul ve uygulamaya göre de;
Hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 79. maddesi ile TCK’nın 132/1. maddesinde yapılan değişikliğe göre hapis cezasının üst sınırı itibariyle 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 11. maddesi uyarınca davaya bakma görevinin Asliye Ceza Mahkemesine ait olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 02.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.