YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/3957
KARAR NO : 2023/5886
KARAR TARİHİ : 04.10.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/2371 E., 2022/374 K.
SUÇ : Kasten öldürme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun kabulü ile yeni hüküm kurulması
İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 13.03.2023 tarihli ve 2022/8240 Esas, 2023/1002 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.04.2023 tarihli ve KD-2022/46296 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 … maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 … maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 27 … maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşrû
savunmada sınırın aşılması hükümlerinin uygulama olanağı bulunmadığı, mahkûmiyete yönelik temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi talebine ilişkindir.
II. GEREKÇE
Sanığın, maktul tarafından başlatılan ve devam etmekte olan, ortamda bulunan …’ın kasığından hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanmasına neden olan haksız saldırıyı defetmeye çalıştığı, sanığın eyleminde maktulden kendisine ve ortamda bulunan diğer kişilerin vücut dokunulmazlığına karşı gerçekleşen ve tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anki hal ve şartlara göre, saldırıyla orantılı bir şekilde defetme zorunluluğunda bulunmasına rağmen, bu sınırı mazur görülebilecek bir heyecan, korku ve telaşla aştığı ve maktule bir el göğüs bölgesine ateş ederek ölümüne neden olduğu olayda 5237 sayılı Kanun’un 27 nci maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına kararı verilmesi gerektiğinden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
III. KARAR
1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy çokluğuyla REDDİNE,
2. 5271 sayılı Kanun’un 308 … maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 13.03.2023 tarihli ve 2022/8240 Esas, 2023/1002 Karar sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.10.2023 tarihinde karar verildi.
(Karşı Oy)
MUHALEFET ŞERHİ
…’ın müşteki …’a motosiklet sattığı, bu alışverişe sanık …’ın aracı olduğu, …’ın motosiklet bedelini ödememesi nedeniyle olay günü tarafların yanında diğer tanıklar olduğu halde olay yerinde buluşup konuştukları, …’ın kuzeni olan maktul …’in de yanında … ile olay yerine en son gelip konuşmaya dahil olduğu, maktulün, sanık ve yanındakilere tepki gösterdiği, “hayırdır, ne parası bu, ne sıkıştırıyorsunuz …’ı ” diyerek çıkıştığı, bunun üzerine taraflar arasında arbede yaşandığı, maktul …’in tabancasını çıkartarak …’ı kasık bölgesinden yaraladığı, maktulün tabancayı bırakmadığı, … ve oradakilerin
tabancayı almaya çalıştığı sırada sanık …’ın bir iki adım geri adım atarak, kendi tabancasını çıkartarak, maktul …’e nişan alıp, ona ateş ettiği, maktul …’in yere düştüğü, bundan sonra sanık …’ın tabanca ile tekrar ateş etmeye çalıştığı, tabanca bulunan elini sağa sola hareket ettirdiği, tabancanın patlamadığı, bir iki sefer daha tabancayı kurduğu, sonrasında olay yerinden kaçarak ayrıldığı olayda; ilk olarak tabancanın maktul … tarafından çekildiği ve …’ın vurulduğu sabit ise de, maktulün ilk olarak tabancayı çekmesinden sonra bizzat şahısları hedef alarak öldürücü yaralar meydana getirecek şekilde ateş etme eylemine girişilmediği, kuzeni …’ı bulunduğu durumdan kurtarmak için oradakileri korkutmak istediği, hatta tabancanın kullanılmaması için başta amcasının oğlu … tarafından tabancanın maktulden alınmaya çalışıldığı, bu sırada onun tabancasından çıkan mermi ile tanık …’ın yaralandığı, ancak halen sanığa ya da oradaki diğer kişilere maktul tarafından bizzat tabancanın doğrultularak hedef alınması ya da ateş edilmeye çalışılması veya ateş edilmesinin gerçekleşmediği, bu nedenle somut olayın özellikleri göz önüne alındığında, oradaki sanık ve diğer kişilerin hayatına yönelik ciddi, somut ve hali hazırda gerçekleşen bir saldırının bulunmadığı, bu nedenle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 27 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği meşru savunmada sınırın aşılması hükümlerinin uygulama olanağı somut olayda bulunmadığı, bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulü ile mahkûmiyet kararının onanması gerektiği kanaatinde olduğumdan dairemizin çoğunluk görüşüne katılmıyorum.