Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2012/32353 E. 2013/25782 K. 18.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/32353
KARAR NO : 2013/25782
KARAR TARİHİ : 18.11.2013

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Kişisel verileri hukuka aykırı olarak yaymak, Hakaret
Hüküm : 1- Kişisel verileri hukuka aykırı olarak yaymak suçundan;
Beraat. 2- Hakaret suçundan; 5237 sayılı TCK’nın 125/1-4, 52/2-4. maddeleri gereğince mahkumiyet.

Kişisel verileri hukuka aykırı olarak yaymak suçundan sanıkların beraatine; hakaret suçundan ise mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanıklar müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Sanıkların, katılan …’e yönelik hakaret suçundan mahkumiyetlerine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
İncelenen dosya içeriğine; sanık …’ın genel yayın yönetmeni, diğer sanık …’nin de sorumlu yazı işleri müdürü olduğu, günlük süreli yayın yapan “Bizim Kocaeli” gazetesinin “09.02.2008 ve 18.02.2008” tarihli nüshalarında “… bıçakla adam yaralamış”, “… tekniker mi yoksa mühendis mi?” “… Olayını deştikçe ‘Cerahat’ çıkıyor” başlıklı haberlerde, Gebze Organize Sanayi Bölgesi (GOSB) yöneticisi olan katılan … hakkında iddiaların olduğu ve yöneticilerin kamuoyunu tatmin edici beyanatlar vermedikleri belirtilerek, ya çıkıp adam gibi açıklama yapacakları, ya da istifa etmeleri gerektiği söylenerek, devamla katılan … hakkında, meslek lisesi mezunu olduğu, kaçak elektrik kullandığı, adam dövdürdüğü ve zimmetine para geçirdiğine ilişkin korkunç iddialar olduğunun ifade edildiği, iddiaları vurgulamak açısından ise mikrop kapmış bir yarayı deştikçe nasıl irin fışkırırsa … hakkındaki iddiaları da deştikçe cerahat çıktığı benzetmesi yapıldığı, GOSB’nin resmi sitesinde başkanın yüksek okul mezunu olmasına rağmen kendisinin lise mezunu olduğu yönünde iddialara cevap vermediği, bu nedenle kendisini lise mezunu olarak kabul edeceklerini bildirdikleri, ayrıca bıçakla adam yaralama olayı ile ilgili olarak verilen haberde “aman siz siz olun sakın …’e fazla bulaşmayın ve kendisini kızdırmayın. Sonra 2001 yılında birilerinin başına gelen sizin de başınıza gelebilir ve bıçakla yaralanabilirsiniz, bizden uyarması, şeklinde ifadelerin yer alması ve şikayet üzerine adli soruşturma başlatılarak sanıklar hakkında dava açılması şeklinde gelişen olayda, haber içeriğinin görünür gerçeğe uygun olmaması, katılanın, Gebze Organize Sanayi Bölgesi başkanı olması nedeniyle kamuya mal olmuş birisi olmasına rağmen haber içeriklerinde geçen iddiaların somut olaylara dayandırılmayıp gazetenin internet sitesindeki haberlere yapılan okuyucu yorumlarının katılan hakkındaki iddialar olarak gazetenin bir sonraki sayılarında habere dayanak yapılması, haberi yapılan konunun güncel olmaması, haberde kullanılan ifadelerin habere konu olayla fikri bağlantısının bulunması, haberin verilişinde tahkir edici bir dil kullanılması, ölçülülük ilkesinin ihlal edilmiş olması karşısında, yayımlanan haberin, basının haber verme hakkı sınırları içerisinde değerlendirilemeyeceği anlaşılmakla, sanıkların Bizim Kocaeli gazetesinde kullandıkları ifade ve düşünce açıklamalarının ağır eleştiri sınırları içinde kaldığı gerekçesiyle hakaret suçundan verilen mahkumiyet hükmünün bozulmasını öneren tebliğnamedeki (1) numaralı görüşe;
Kısa kararın verildiği 26.02.2009 tarihli oturumda, en son sözün hazır bulunan sanıklar müdafiine verilerek duruşmaya son verildiği ve başkaca işlem yapılmadığı anlaşıldığından, tebliğnamede yer alan sanıklar müdafiine son sözlerinin sorulmadığı gerekçesiyle bozma öneren (2) numaralı görüşe;
5237 Sayılı TCK’nın 62. maddesinin uygulanıp uygulanmaması yönünden 5237 sayılı TCK’da hakime geniş bir takdir yetkisi tanınmış taktiri indirim nedenleri ise örnekseme yoluyla sayılmış, ancak bu hallerin sınırlı olmadığı tamamının sayılmasının da mümkün olmayacağı nazara alınarak benzer durumların da bu kapsamda değerlendirilebileceğini ifade açısından bu husus “gibi” şeklinde ifade edilmiş, 765 sayılı TCK’nın 59. maddesinden farklı olarak, takdiri indirim nedeni olarak kabul edilen hususların kararda gösterilmesi gerektiği belirtilmiştir. Anılan hüküm uyarınca taktiri indirim nedeni uygulandığında, hangi nedenlerle bu müessesenin uygulandığı kararda gösterilecek, uygulanmadığı takdirde ise fiili taktirin bu yönde olduğu kabul edilecek ve bu husus ancak gösterilen gerekçenin yasal ve yeterli olmaması veya fiili taktirin uygulanan diğer müesseler karşısında hukuka aykırılık oluşturduğu yada dosya kapsamı itibariyle açıkça kanuna aykırı olduğunun saptanması halinde bozma nedeni oluşturacaktır. İncelenen dosyada, Mahkemece, sanıklara verilen cezada takdiren indirim yapılmasına yer olmadığına karar verilmek suretiyle takdiri indirim nedenlerinin uygulanmaması konusunda gösterilen gerekçenin yasal ve yeterli olduğu da gözetilerek, bu nedenle tebliğnamede bozma öneren (3) numaralı görüşe;
Cumhuriyet Savcısının, sanıklar müdafiinin ve katılanlar vekilinin hazır bulunduğu 10.02.2009 tarihli oturumda esas hakkındaki mütalaasını açıkladığı, sanık müdafiinin savunma yapmak üzere süre talep etmesi üzerine, duruşmanın kısa kararın açıklandığı 26.02.2009 tarihine ertelendiği, bu celsede de sanıklar müdafiinin ve katılanlar vekilinin hazır olduğu, Cumhuriyet Savcısının bu oturumda bir önce ayrıntılı şekilde açıkladığı mütalaaya atıfta bulunduğu, Mahkemece, taraf vekillerinden mütalaaya karşı diyeceklerinin tekrar sorulduğu, celse arasında da sanıklar müdafii tarafından mütalaaya karşı yazılı savunmada bulunduğu ve netice itibariyle savunma hakkı açısından bir hak kaybı bulunmadığı ve tebliğnamedeki bozma nedeninin sonuca etkili görülmemesi nedeniyle, bozma öneren (4) numaralı görüşe;
Sanıkların adli sicil kayıtlarında yer alan cezaların adli para cezalarına ilişkin oldukları, hüküm tarihlerine göre ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu 305/1-son. maddesi uyarınca kesin olmaları karsısında, bu ilamların tekerrüre esas alınamayacağı ve sanıklar hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağı anlaşıldığından, tebliğnamedeki bozma öneren (5) numaralı görüşlere iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına ve oluşa göre, katılanlar vekilinin, sanıkların mükerrir oldukları halde hakaret suçundan seçimlik cezalardan hapis cezası yerine adli para cezasının tercih edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin; sanıklar müdafiinin de, sanıkların hakaret kastı ile hareket etmediklerine, basın ilkeleri ve mevzuatı kapsamında sanık eylemlerinin eleştiri hakkı çerçevesinde değerlendirilmesi ve sanıkların beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun Geçici 1. maddesinin, “31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı; a) Soruşturma evresinde, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine, b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine, c) Kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükmünün infazının ertelenmesine, karar verilir.” hükmü gereğince, TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca, sanığın hukuki durumunun yeniden tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanıklar müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA,
2- Sanıkların, katılanlar … ve …’e yönelik kişisel verileri hukuka aykırı olarak yaymak suçundan suçundan beraatlerine ilişkin hükme yönelik katılanlar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
TCK’nın 136/1. maddesinde düzenlenen “Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” suçunun oluşabilmesi için, belirli veya belirlenebilir bir kişiye ait her türlü bilginin başkasına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi gerekmekte olup, suçun maddi konusunu oluşturan “kişisel veri” kavramından, kişinin, yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı, istediğinde başka kişilere açıklayarak ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı nüfus bilgileri (TC kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı gibi), adli sicil kaydı, yerleşim yeri, eğitim durumu, mesleği, banka hesap bilgileri, telefon numarası, elektronik posta adresi, kan grubu, medeni hali, parmak izi, DNA’sı, saç, tükürük, tırnak gibi biyolojik örnekleri, cinsel ve ahlaki eğilimi, sağlık bilgileri, etnik kökeni, siyasi, felsefi ve dini görüşü, sendikal bağlantıları gibi kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli, gerçek kişiye ait her türlü bilginin anlaşılması gerektiği; ancak, herkes tarafından bilinen ve/veya kolaylıkla ulaşılması ve bilinmesi mümkün olan kişisel bilgilerin, TCK’nın 136. maddesi kapsamında “kişisel veri” olarak değerlendirilemeyeceği, aksinin kabulünün; maddenin uygulama alanının amaçlanandan fazla genişletilerek, uygulamada belirsizlik ve hemen her eylemin suç oluşturması gibi olumsuz sonuçlar doğuracağı, bu nedenle, bir kişisel bilginin, açıklanan anlamda “kişisel veri” kabul edilip edilmeyeceğine karar verilirken, somut olayın özellikleri dikkate alınarak titizlikle değerlendirme yapılması, sanığın eylemiyle hukuka aykırı hareket ettiğini bildiği ya da bilebilecek durumda olduğunun da ayrıca tespit edilmesi gerektiği;
a- Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya içeriğine göre; Gebze Organize Sanayi Bölgesi (GOSB) yöneticisi olan katılan … ve aynı yerde ticari faaliyette bulunduğu anlaşılan … hakkında, sanık …’ın genel yayın yönetmeni, diğer sanık …’nin de sorumlu yazı işleri müdürü olduğu, günlük süreli yayın yapan “Bizim Kocaeli” gazetesinin “18.02.2008” tarihli nüshasının 1. ve 9. sayfalarında eser sahibi belli olmaksızın “… bıçakla adam yaralamış” başlıklı haberde, gazeteye gelen ihbar üzerine katılanlar … ve …’ün bıçakla adam yaralamaktan 2001 yılında Kartal 2.Sulh Ceza Mahkemesinin 2001/1565 Karar sayılı ilamı ile ceza aldığı ve 5 yıllık süre geçtikten sonra sabıkasını sildirdiği ifade edilerek, aynen “aman siz siz olun sakın …’e fazla bulaşmayın ve kendisini kızdırmayın. Sonra 2001 yılında birilerinin başına gelen sizinde başınıza
gelebilir ve bıçakla yaralanabilirsiniz, bizden uyarması” şeklindeki habere konu edilen ve katılanların istediğinde başka kişilere açıklayarak ancak sınırlı bir çevre ile paylaştıkları adli sicil kayıtlarının, kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli, gerçek kişiye ait her türlü bilgi içerisinde yer alıp kişisel veri olduğunda kuşku bulunmadığı; Dosya kapsamına ve sanık savunmalarına göre, habere konu, katılanlar … ve …’ün, bıçakla adam yaralamaktan 2001 yılında Kartal 2.Sulh Ceza Mahkemesinin 2001/ 1565 Karar sayılı ilamının, gazetenin internet sitesinde haberin altına yapılan yorumlara dayandırıldığı, temyiz incelemesi sırasında UYAP ortamından katılanların adli sicil kayıtlarına bakıldığında, katılanların sabıka kayıtlarının olmadığının anlaşıldığı, gerek soruşturma gerekse kovuşturma aşamasında, katılanların adli sicil kayıtlarında haberde yer aldığı üzere Kartal Sulh Ceza Mahkemesinden aldıkları cezanın olup olmadığı hususunun araştırılmadığı, katılanların da, haberde geçen adli sicil kaydına ilişkin bir beyanda bulunmadıklarının anlaşılması karşısında, davaya konu haberde geçen katılanların Kartal Sulh Ceza Mahkemesinden mahkumiyet alıp almadıkları hususu araştırılarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayini gerekirken, eksik araştırma ile hüküm tesisi kanuna aykırı,
c- Hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun Geçici 1. maddesinin, “31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı; a) Soruşturma evresinde, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine, b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine, c) Kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükmünün infazının ertelenmesine, karar verilir.” hükmü gereğince, TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca, sanığın hukuki durumunun yeniden tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanıklar müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 18.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.