Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2013/1367 E. 2013/25857 K. 18.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1367
KARAR NO : 2013/25857
KARAR TARİHİ : 18.11.2013

Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Özel hayatın gizliliğini ihlal, hakaret, tehdit
Hüküm : Sanık hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan: Beraat
Sanık ve katılan sanıklar hakkında hakaret suçundan: Beraat

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın, hakaret suçundan sanık ve katılan sanıkların, tehdit suçundan katılan sanık … … (…)’in beraatlerine ilişkin hükümler, katılan sanıklar müdafiileri tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
A) Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanık …’un beraatine ilişkin hükme yönelik katılan … … (…) vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Dosya kapsamına göre; katılan …’nin resmi nikahlı eşi …’tan henüz boşanmadığı dönemde, onunla cinsel yakınlık düzeyine varacak boyutta arkadaşlık ilişkisine giren sanık …’nın, kendisine hitaben el yazısı ile yazılıp, katılanın ismini ve imzasını taşıyan, “Hey Musti; Nasılsın? Beni soracak olursan göndermiş olduğun şer kuvvetlerle mücadele veriyorum. …’i ortadan kaldırmayı düşünüyorum. Ne dersin? Aldığım duyumlara göre…’yı iyice benzetmişsin. Ellerine kollarına sağlık ne diyeyim? ALLAH tuttuğunu altın etsin. Sana helal olsun. Benim yapamadığımı sen yaptın. Bak şu an, ‘Ben elemanıma laf söyletmem’ diyorum. … küfür ediyor: ‘Senin elemanını….’ diye! Ben şimdi bunu ne yapayım? Neyse, ne demişler it ürür, kervan yürür. Senin için bir şiir yazdım: Sen…’ya bakma, Kafana bir şey takma, Sen mutlu ol odanda, Anahtarını sakın unutma. Sana ALLAH tuttuğunu altın etsin dedim. Sözünü tutamadın bari altın tut….” ibarelerini içerir mektubu, katılanın eşi …’a vermek suretiyle katılanın özel hayatının gizliliğini ihlal ettiği iddiasına konu olayda,
Sanığın, bahse konu mektubu, katılanın eşi …’a vermekten ibaret eyleminde, tarafı olduğu haberleşme içeriğini, belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilme imkanı bulunan aleni bir ortamda ifşa etmediğinden, TCK’nın 132/3. maddesinde düzenlenen haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun yasal unsurlarının somut olayda gerçekleşmediği, eylem TCK’nın 134/1-1. cümlesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirilebilir ise de, sanıkla katılan arasındaki arkadaşlık ilişkisinin, katılanın eşi …
tarafından daha önce öğrenildiği nazara alındığında, sanığın, mektubu katılanın eşine vermekle, katılanla olan arkadaşlık ilişkilerini açığa çıkararak katılanın özel hayatının gizliliğini ihlal ettiği kabul edilemeyeceği gibi, katılanın eşi … tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına verilen 26.03.2007 tarihli şikayet dilekçesinde tanık olarak sanığın da ismine yer verildiği ve bu dilekçeyle beraber Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edilen mektup içeriğindeki ibarelere dayalı olarak, katılanın, kendi eşi … ve sanığın eşi…’nın da aralarında bulunduğu üç kişiye yönelik olarak tehdit suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı dikkate alındığında, kendi eşi… ve katılanın eşi …’ın katılan tarafından öldürebileceği endişesine kapılarak, aile birliğine yönelen haksız bir saldırıyı önlemek için, kaybolma olasılığı bulunan kanıtın yetkili makamlara sunularak güvence altına alınmasını sağlamak amacıyla söz konusu mektubun orijinalini katılanın eşine veren sanığın, söz konusu mektubu çoğaltarak başkalarına verdiğine ve/veya katılanın özel hayatının gizliliğini ihlal etme kastıyla hareket ettiğine dair, savunmasının aksine, mahkumiyetine yeter, her türlü derecede şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla,
Yapılan yargılama sonunda, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin sübuta ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, beraata ilişkin hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
B) Hakaret suçundan sanıklar …, … ve …’un beraatlerine ilişkin hükümlere yönelik katılan … … (…) vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Dosya kapsamına göre; sanıkların, evli olan katılanın, bir başka erkekle ilişkisi olduğunu çevreye duyurarak hakaret suçunu işledikleri iddiasına konu olayda,
Sanıkların, katılanın yokluğunda, en az üç kişi ile ihtilat ederek, onun, onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek sözler sarf ettiklerine dair, savunmalarının aksine, mahkumiyetlerine yeter, her türlü derecede şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla,
Yapılan yargılama sonunda, yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin sübuta ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, beraata ilişkin hükümlerin isteme uygun olarak ONANMASINA,
C) Hakaret suçundan sanık … … (…)’in beraatine ilişkin hükme yönelik katılan … vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Dosya kapsamına göre; katılanın arkadaşı olan tanık …’in “Ben, …’nin, eşine, sürekli, ‘domuz, pezevenk’ biçimindeki sözlerle hakaret ettiğini duydum” biçimindeki anlatımı esas alınarak, sanık hakkında hakaret suçundan kamu davası açıldığı olayda,
Adı geçen tanık, aşamalarda alınan aynı yöndeki ifadelerinde, iddia ettiği olayların gerçekleştiği yer, zaman ve oluş şekli bakımından açık ve net bir anlatımda bulunmadığı gibi, tanığın salt soyut beyanları nazara alınarak, yoklukta hakaret suçunun oluşabilmesi için gerekli ihtilat unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi de mümkün görülmediğinden, savunmanın aksine, sanığın mahkumiyetine yeter, her türlü derecede şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla,
Yapılan yargılama sonunda, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin sübuta ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, beraata ilişkin hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
D) Tehdit suçundan sanık … … (…)’in beraatine ilişkin hükümlere yönelik katılanlar … ve … vekilinin temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Dosya kapsamına göre; sanığın, katılan …’nın eşi …’ya hitaben yazdığı mektup içeriğinde, “…Nasılsın? Beni soracak olursan göndermiş olduğun şer kuvvetlerle mücadele veriyorum. …’i ortadan kaldırmayı düşünüyorum. Ne dersin?…” ibarelerine yer vermek suretiyle tehdit suçunu işlediği iddiasına konu olayda,
Yoklukta tehdit suçunun oluşabilmesi için, tehdit sözü veya davranışının, sanık tarafından muhatabına ulaştırma ya da bir başkası aracılığıyla muhatabına ulaştırılma kastının bulunması gerektiği nazara alındığında, tehdit iddiasına konu sözlerin yer verildiği metnin niteliği ve içeriğine göre, sanığın, katılanlara iletilmesi kastıyla bahse konu sözleri mektubuna yazdığı kabul edilemeyeceğinden,
Yapılan yargılama sonunda, sanığa yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılanlar vekilinin sübuta ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, beraata ilişkin hükümlerin isteme uygun olarak ONANMASINA, 18.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.