Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2013/2396 E. 2013/25858 K. 18.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2396
KARAR NO : 2013/25858
KARAR TARİHİ : 18.11.2013

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Özel hayatın gizliliğini ihlal
Hüküm : Beraat

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,
Belirli veya belirlenebilir bir kişiye ait her türlü bilginin, başkasına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi, TCK’nın 136/1. maddesinde “Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” başlığı altında suç olarak tanımlanmış olup, eylemin; kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak ya da belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle gerçekleşmesi hali, aynı Kanunun 137. maddesinde cezada artırım nedeni olarak öngörülmüştür.
Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun maddi konusunu oluşturan “kişisel veri” kavramından, kişinin, yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı, istediğinde başka kişilere açıklayarak ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı nüfus bilgileri (T.C. kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı gibi), adli sicil kaydı, yerleşim yeri, eğitim durumu, mesleği, banka hesap bilgileri, telefon numarası, elektronik posta adresi, kan grubu, medeni hali, parmak izi, DNA’sı, saç, tükürük, tırnak gibi biyolojik örnekleri, cinsel ve ahlaki eğilimi, sağlık bilgileri, etnik kökeni, siyasi, felsefi ve dini görüşü, sendikal bağlantıları gibi kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli, gerçek kişiye ait her türlü bilginin anlaşılması gerekir; ancak, herkes tarafından bilinen ve/veya kolaylıkla ulaşılması ve bilinmesi mümkün olan kişisel bilgiler, yasal anlamda “kişisel veri” olarak değerlendirilemez, aksinin kabulü; anılan maddenin uygulama alanının amaçlanandan fazla genişletilerek, uygulamada belirsizlik ve hemen her eylemin suç oluşturması gibi olumsuz sonuçlar doğurur, bu nedenle, bir kişisel bilginin, açıklanan anlamda “kişisel veri” kabul edilip edilmeyeceğine karar verilirken, somut olayın özellikleri dikkate alınarak titizlikle değerlendirme yapılması, sanığın eylemiyle hukuka aykırı hareket ettiğini bildiği ya da bilebilecek durumda olduğunun da ayrıca tespit edilmesi gerekir.
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; sanık tarafından kullanılan [email protected] adresinden, 29.07.2009 günü saat 07:41:14’te, katılana ait olan da dahil olmak üzere, toplam 47 elektronik posta adresine, katılanın resmine de yer verilen “ARKADAŞLAR!!!! RESİMDE GÖRDÜĞÜNÜZ KADIN BENİM YENİ SEVGİLİM. NE KADAR GÜZEL DEMİ? ÇOKTA HÜNERLİDİR HA. O ŞİMDİ YEŞİLYURT DEVLET HASTANESİNDE SAYMANLIKTA ÇALIŞIYO. ADI SANİYE. SÖYLEYOM ÇÜNKÜ BİLEN VARDİR BİLMEYEN VARDİR DEMİ AMA. TELEFON NOM DA 05…” biçimindeki elektronik iletinin gönderildiği iddiasına konu olayda,
İddia, savunma ve dosyadaki diğer delillere göre;
Soruşturma aşamasında yapılan araştırmalar neticesinde, [email protected] elektronik posta adresine, suç tarihinde, Zafer, …, … adlı kişilerle bir temizlik firmasının abonesi olduğu telefonlara bağlı dört farklı IP adresinden erişim yapıldığı tespit edilmiş olup, …adlı abonenin işlettiği internet kafenin ve…adlı abonenin işlettiği tekel bayiinin, sanığın oturduğu evin bulunduğu mahalle ve sokakta olması, Cumhuriyet Başsavcılığınca şüpheli sıfatıyla beyanları alınan abonelerden, sanığın komşusu olan …’in, sanığın zaman zaman iş yerindeki bilgisayardan internete girdiğine; sanıkla aynı temizlik firmasında çalışan …’in, sanık da dahil tüm firma çalışanları tarafından iş yerindeki bilgisayarın kullanılabildiğine dair ifadeleri, IP numarası ile tespiti yapılan adresteki temizlik firmasıyla sanığın çalışmakta olduğu firmanın malzeme alışverişi yaptığının da bizzat sanık tarafından beyan edilmiş olması, özetle; tespiti yapılan IP adresindeki abonelerin sanıkla bağlantısının bulunması,
Suç tarihi ve öncesinde, katılanla aynı iş yerinde çalışmış olmasından dolayı sanık ve katılanın birbirlerini tanıdıkları nazara alındığında, sanığın, katılanın kişisel bilgilerini bilebilecek ve resmini temin edebilecek imkana sahip olması,
Şikayete konu elektornik iletinin sonundaki “telefon nom da” ibaresinden sonra gösterilen telefon numarası sanığın kullanımında olduğu gibi, katılan tarafından kabul edilmemekle beraber, sanığın, “…hastahanede çalıştığım dönemde müşteki ile bir yakınlaşmamız olmuştu…” şeklindeki savumasının, gönderilen elektronik iletideki “Yeni Sevgilim” ibaresiyle uyumlu olması,
Sanık, soruşturma aşamasında alınan ifadesinde, 2009 yılı başına kadar arkadaşlık yaptığı hastahane çalışanı … ile katılan arasında sebebini bilmediği bir sorun olduğunu, …’in zaman zaman evine gelip misafir olarak kaldığını, …’den ayrıldıktan kısa süre sonra kendi telefon numarasının yazılı olduğu elektronik iletinin gönderildiğini, bu konuyu katılanla konuştuğunu ve ona şikayetçi olmasını söylediğini beyan etmiş ise de, aynı ifadesinde sanığın, evinde internet bağlantısı olmadığını ve IP numarasıyla tespiti yapılan çalıştığı ve malzeme alışverişi yaptıkları temizlik firmalarına …’in gelmediğini beyan etmiş olması karşısında, elektronik iletinin … tarafından gönderildiği kabul edilemeyeceği gibi, … ile olan arkadaşlıkları 2009 yılı başında sona erdikten “kısa süre sonra” elektronik iletinin gönderildiği yönündeki savunmasının da, bahse konu elektronik iletinin gönderilme tarihinin 2009 yılı Temmuz ayının 29. günü olması nedeniyle maddi delillerle uyumlu olmaması; ayrıca, sanığın savunmasında geçen … adlı hastahane çalışanının Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği ifadesinde, katılanla aralarında husumet olduğuna dair bir anlatımının bulunmadığı, katılan tarafından da aşamalarda bu yönde bir açıklamada bulunulmadığı nazara alındığında, sanığın soruşturma aşamasındaki savunmasının soyut aşamada kalmış olması,
Sanık duruşmada alınan savunmasında, şikayete konu elektronik iletinin gönderildiği [email protected] elektronik posta adresinin kendisine ait olduğunu; ancak, suç tarihinde, şifresi ele geçirilmesi nedeniyle bir süre elektronik posta adresini kullanamadığını, söz konusu elektronik iletinin bu dönemde gönderilmiş olabileceğini ifade etmiş ise de, aynı beyanında sanığın, olaydan sonra da 10 defa bahse konu elektronik posta adresini kullandığını ifade ettiği dikkate alındığında, müşterek hayat tecrübeleri ve dosya kapsamına nazaran, sanığın duruşmadaki savunmasına da itibar edilemeyecek olması karşısında,
Sanığın, aşamalarda kendi içerisinde ve birbiriyle çelişen, inandırıcılıktan uzak, soyut savunmalarının aksine, mevcut olan diğer delillerin, iddiaya konu eylemi gerçekleştirenin sanık olduğunu açık ve net olarak ortaya koyduğu gözetilerek, katılanın resmiyle beraber adı, çalıştığı yer gibi kişisel bilgilerinin bulunduğu elektronik iletiyi başkalarına gönderen sanığın, TCK’nın 136/1. maddesinde tanımlanan verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek, teknik bilgiyi gerektiren konuda yukarıda özetlenen maddi delillere uygun biçimde raporunu hazırlayan bilirkişinin, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre ancak mahkeme tarafından belirlenecek olan ve görevi dışında kalan konuda, kesin bir kanaat açıklamaksızın, “…İzmir İl Emniyetince tespit edilen IP adresleri ve Türk Telekom tarafından abonelikleri bildirilmiş olan tüm aboneler sanığın ilişkili olduğu ve evinde internet olmadığı için internete giriş çıkış yaptığı yerler olabileceği, dosya içeriğinden şikâyete konu olan e-postanın kesin olarak [email protected] adresinden gönderildiği, gönderilen e-postanın ise söz konusu abonelikleri tespit edilen adreslerde sanık dışında herhangi birisi tarafından gönderip gönderilmediğinin tespitinin mümkün olmadığı hususlarında kanaat oluşmuştur. Delillerin ve dosyanın takdiri Yüce Mahkemenize ait olmak üzere saygılarımla arz ederim.” ibarelerine yer verdiği 06.06.2011 tarihli raporuna atıfla, “Sanık ile müştekinin aynı iş yerinde çalışmış olmaları, birbirleri ile tanışık olmaları, hatta söz konusu internet adresinin kullanıldığı IP adresleri ile sanığın bir şekilde tanışık ve bağlantılı olması nedeniyle sanık yönünden ciddi ve yoğun bir şüphe mevcut olmakla beraber, ceza yargılamasının amacının; gerçeği hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarmak olduğu için, bu e mailin sanık tarafından müştekiye gönderilip gönderilmediğinin tespiti amacıyla dosya bilirkişiye tevdii edilmiş ancak, bilirkişinin sunmuş olduğu rapora göre de söz konusu e mailin sanık tarafından müştekiye gönderildiği kesin olarak tespit edilememiştir.” biçimindeki dosya kapsamına uygun düşmeyen yetersiz gerekçelerle, sanık hakkında, beraat hükmü kurulması,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 18.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.